1. insan kendini ne kadar aldatabilir? bugün savaşa açık açık destek verenler, olumlayanlar, sessiz kalarak müsaade edenler, bir kaç sene sonra yüzleri kızarmadan dolaşmaya devam edecekler mi, boğazlarına bir sıkıntı çökmeden yaşayabilecekler mi - asıl merak ettiğim bu.

    bugün abd kamuoyu gözünde vietnam savaşı neyse, fransa kamuoyu gözünde cezayir savaşı neyse, ingiltere kamuoyu gözünde falkland müdahalesi neyse, bu savaşın da aynı kadere mahkum olduğunu görmüyorlar mı?
  2. !---- spoiler ----!

    "vietnam halkının mücadelesi, aynı zamanda türkiye ve türkiye gibi amerikan hegemonyası altında bulunan ülkelerin de kurtuluşu için verilen bir mücadeledir."

    evet, 50 yıl öncesinin vietnam direnişine koşut bir savaşımı günümüzde islamcı-faşist erdoğan'ın chp, mhp, iyip ve vp desteğiyle başlattığı afrin operasyonu'na karşı kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, çocuğuyla kürt halkı yiğitçe yürütmektedir.

    vietnam halkının direnişi o yıllarda sovyetler birliği, çin halk cumhuriyeti ve batı dünyasının tüm ilerici ve demokratik güçleri tarafından desteklenmekteydi.

    ne ki bugün, daeş'e karşı verdiği özverili mücadeleden dolayı suriye kürtlerini vazgeçilmez müttefik sayan süper güçler türkiye'nin şantajları karşısında vefasızlığın ve ihanetin en kusturucu örneklerini vermekte…

    !---- spoiler ----!

    çelişkileri gülümseten bir yazı olmuş. bölgedeki kürtleri sadece emperyalist süper güç abd'nin desteklediğini (onun da pasif durduğunu) hesaba katarsak, emperyalist rusya'nın da türkiye'den rahatsız olmadığını düşünürsek, ayrıca türkiye'nin abd'ye değil abd'nin türkiye'ye şantaj yapacak konumda olduğunu hatırlarsak...

    neyin rüyasını görüyorlar, bu insanlara ne anlatılıyor cidden merak ediyorum. kuzey vietnam mısın sen kuzum, yoksa güney mi? bence iyi hesap et. kaos çıksa da ülke olsak diyen barışçıl olmaz. dürüst olun. yine savaşın sonra, sizin de hakkınız.

    not: bundan 6 ay sonra "afrin harekatı da demek ki bu şekilde emperyalizme hizmet ediyormuş" diyebilirim elbette. fakat şu an nedense bir türlü haklı çıkamıyor "barış" yanlıları.

    edit: çekiliyorum tartışmadan, elde edecek bir şeyim yok sanırım. ek olarak, forum gibi alıntı yapamadan tartışmak da sözlük ortamına hem uygun değil hem tat vermiyor.
  3. eğer apaçık bir gerçek karşısında üç maymunu oynarsanız, bu yazıya gülüp geçmeniz olağan.

    türkiye kendi özgüllüğünde emperyal bir ülkedir. türkiye devleti çok uzun bir süre topraklarında yaşayan kürt halkının kendi dilini öğrenmesini bırak, ulu orta konuşmasına bile tahammül etmemiştir. kürt kültürünün gelişmesine dair hiçbir şey yapılmamış, bilakis kürt kültürü yok sayılmış, yoktur gibi davranılmış, reddedilmiştir. yazılı ve görsel üretimi sert şekilde engellenmiştir. sürekli bir kültürel asimilasyon gayreti gösterilmiştir. bunun sonucu olarak kürt vatandaşlar ikinci sınıf vatandaşlığa itilmiştir. en güvencesiz, düşük ücretli, geçici işlerde çalışmaya itilmişlerdir. bunun yanında kürtlerin yoğunluklu yaşadığı yerlerin doğal kaynakları, kalabalık batı şehirlerini beslemek için kullanılmıştır. barajlarda üretilen elektrik, elektriğin olmadığı köylerden geçip batı şehirlerini ve sanayisini beslemiştir. bölgenin tarımsal potansiyeli yine batıya ihraç edilmiştir. bu asimilasyon ve sömürü süreci siyasetçiler, devlet bürokrasisi ve aşiret ağaları işbirliğiyle yürütülmüştür.

    pkk isimli terör örgütünün oluşumu sürekli olarak kandırılmış gençlere, yabancı düşmanlara, emperyalistlere bağlanmıştır ama türkiye devletinin hiç suçu yoktur nedense! ulan sen birlikte yaşadığın kişinin konuşmasına izin vermezsen, kötü davranıp döversen, başkalarına kaş göz etmesinden doğal ne var? suçlu kim?

    bir de meşum emperyalistler mistiği yok mu... en aydın türk enteli bile, kürtlerin hakkını teslim ederken "ama kürtler ayrılırsa onları emperyalizm yutar" apolojikliğine sığınır. yahu sen zaten yutup bitirmişsin, daha ne olabilir?

    yani emperyalizm dışarıda değil, aynanın karşısında.
  4. şahsen gülümseten değil, benim canımı sıkan bir yazıdır.

    söz konusu yazı, sayın doğan özgüden’in bahsettiği tet harekatı’nın başladığı gün girilmiş. doğan bey yazısında amerika’nın vietnamlılara karşı giriştiği savaşın olduğu gibi zeytin dalı harekatının da haksız olduğunu belirtmiş.

    ardından ikisini birbiri ile kıyaslamış. demir küçükaydın’ın yazısından alıntı yapmış. benim en çok dikkatimi çeken şu oldu:"tet saldırısıyla adeta özdeşleşmiş olan güney vietnamlı polis generalinin bir gerillayı infaz ederken çekilmiş resmi, dünyanın dört bir yanındaki 68 isyanının tohumlarını atmıştı. işte şimdi afrin’e saldıran türk devleti ve erdoğan-ergenekon islamcı-türkçü faşist rejimi de böyle yenilecek."

    tet saldırısı’nın asıl önemi kuzey vietnam zaferi değil (aslında ağır bir mağlubiyet almışlardı) amerika kamuoyunun bu muharebedeki kayıplardan dolayı savaş karşıtlığına soyunmasıydı. hindiçinlilerin kara kaşı vs. yüzünden değil. kendi topuklarına sıkmışlardı yani. evet, askerler geriye çekildi ama bombardıman arttı. vietnam üzerine ikinci dünya savaşı’na atılan bombaların 3.5 katının bırakıldığını biliyor muydunuz?

    neyse, 2.5 da olabilir.
    türk kamuoyunun savaş karşıtlığına soyunması için şehitliken utanç duymaları lazım. elbette ‘’vururuz, kırarız’’ diyenlerden değilim. ancak bizim ülkede şehitlik bir lüks sayılır. sonuçta başka diyarlarda münasebet sırasında ölenler de var. yani bizim kamuoyunu geç.

    o zaman nasıl yenilecek?

    bu yazıları yazan kişi ‘’50 yıl öncesine gittim’’ diyor. o kadar geriye gitmene gerek yoktu be dedem. 28 aralık 2017 tarihindeki yazında neden 38 yıl geriye gitmedin? küsürat var diye gitmedin herhalde.
    ‘’ne vardı’’ diye sorarsanız söyleyeyim, o tarihlerde sağcılar ve solcular birbirini boğazlarken sovyetler afganistan’a giriyordu. anlarsınız ya hani, sıcak denizler…

    o zaman harekat yoktu. olabilir. hiç değilse bi ansaydın! afganlar insan değil mi?

    neyse dedem, bir dahaki yazının yayınlanacağı tarihte de ruslar afganistan’dan çekiliyor olacak. o konu hakkında da çiziktir olur mu? ha? hadi görüyüm seni.

    27 şubat editi: olum hiç hatırlatmıyonuz yav? neyse baktım yine de. tam da düşündüğüm gibi. afganistan'ın ''a''sı yok. yemezler cnm.
  5. türkiye devleti emperyalisttir sözünü duyunca anlı şanlı türk tarihinin hatıralarından koltukların kabardığını görmek enteresan oldu gerçekten :) ah o travma...

    ülke olmak için sözde kaos çıkmasını bekleyenlerin başına gelmedik felaket kalmadı son bir kaç senedir. bir türlü ülke olamadılar. bunun yerine, istediği gibi bir ülkeyi baştan kurmak için savaş çıkartan liderinize baksanız? nereye varmak üzere olduğunuzu bir sorgulasanız kafanızı kumdan çıkartıp? ama zafer sarhoşluğu tabi...

    yine de ben türkiye kamuoyundan ümidi kesmiyorum. seslerini çıkaramasalar da çoğu kişinin bu savaşı desteklemediğini ümit ediyorum. ama görülüyor ki barış diyen herkes bir şeylerle itham ediliyor; en iyi ihtimalle ikiyüzlülükle.
  6. "kürtler neden abd gibi tescilli bir emperyalistin yardımını alıyor?"

    bu basit bir denge siyasetidir, benzerini her devlet yapar. abd'nin rojava anayasası gibi bir metni onaylamasini beklermisiniz?
    kısa özet gerekli:
    abd başindan beri esad'ı yıkacaktı, türkiye de buna göre pozisyon aldı, eğitip donatılanlar da ışid oldu sonra. abdnin istediği olmadı, ışid vahşeti bütün dunyayı sardi, abdnin artık işi kalmadıgı için ya çıkması gerekiyordu ya da hakan fidanın dediği gibi "gerekçe". esad'ı vekil orgütler üzerinden devirmek isteyen abd, ışid'e karşı direkt savaştı, yardımı göz göre göre verdi.

    kürtler neden kabul etti? çünku kimse başka çare bırakmadı. kapınıza çocuklarınızı köle pazarında satmaya niyetli biri dayandıgında size uzatılan o silahı tutarsınız. kimin uzattıgına bakmazsınız. ayrıca esad'a karşı savaşmayacaklarını söylemelerine rağmen rusya'ya karşı da bir denge siyaseti oluşturuldu. amerikanın da rusyanin da satacağı biliniyordu. fakat bu cografyada bilinmesi bir seyi değiştirmiyor. siz bir güç olduğunuz vakit ve haklıysanız, egemenler size göre pozisyon alırlar. fakat afrin bu denklemi bozuyor mu? iste dogan ozguden onu anlatiyor; siz bu dengeyi bozacak bişe yapiyorsunuz ve tarih sizi mahkum edecek demek istiyor.

    evet örgütler değil sadece insanlar da "kaos çıksa da devlet olsak" diyor,

    yasadığı acının ancak devlet olunca biteceğini düşünüyor, türkiye barış süreciyle 'beraber yasayabiliriz' demişti. insanlar, avrupa yerel yonetim sartı olsa, yasal guvence olsa biz neden fedaratif sistem isteyelim dediler. siz bunu vermediginizde federasyon, federasyonu vermediginizde devleti isterler, acı yaşamaya devam ederlerse çözümü orda görürler. halkımız güçlü olandan yani devletten savaşsız çözüm istemek yerine savaş karsıtlarına ölüm fermanı çıkarıyorsa inanın o kaos kimsenin umrunda olmaz, anlatın bakalım halka kardeşliği kim dinleyecek sizi diyarbakırda şırnakta hakkaride.

    mevcut afrin'e müdahale gerekçesi nedir hükümete göre? pkk.

    peki ülkede pkk ile savaşsız çozüm isteyen milyonlarca akpli bile varken bugün savaşa karşı olmak neden suç. bu savaşın "haklı" olduğuna inandırabilmenizin baska yolu yok çünkü. çünkü bu savaş özgüden'in anlattiği gibi tam da. psikeatrinin kurali; bir kisi bir konuda cok israr ediyorsa tersine bakin! "din pompalayan kendi ateizminden kaçar" gibi.
  7. yazı umrumda değil. içindeki çelişkiler de. tek amacım hukuksuzluğu elime geçen her fırsatta haykırmak. haykırma ihtiyacının nedeni adalet yerini bulsun idealizmi de değil. ihtiyacın nedeni, yıllardır tutturulan yolun sadece acıya yol açtığını görmek. çözümsüzlüğe mahkum edilen kürt sorununun türkiye'nin insanlarının belini büktüğünü görmek. bunu anlamayanlar zannediyor ki amaç bir savaşı kazanmak. bir tarafın bayrağını mantıktan azade sallamak. saçmalık! sınırsız acılara sebep olan toplumsal meseleleri sıcak koltuklarında kahvelerini yudumlarken kazanç/kayıp çetelesi üzerinden yorumlamayı marifet bilenlerin medar-ı iftiharı, acıya duyarsız rasyonel bir yürek inşa edebilmiş olmak. çürük iddiası olayları tarafsız görebilme becerisi olan bir umursamazlık.

    o iş öyle değil. öncelikle kürt halkı, ulus-devlet inşa etmeye karar verdiklerinden beri dört devlet tarafından ezilen bir halktır. yok sayılan bir halktır. kültürel gelişimine ket vurulmuş bir halktor. devlet olamamış, ülke kuramamış bir halktır. şimdi kalkmış diyorsun ki bu halk, abd ve rusya'nın verdiği konjonktürel desteğe sırt çevirmedi diye, türkiye gibi bilfiil emperyal bir devletle aynı kefededir! niye? çünkü emperyalistlerden yardım aldı.

    demagojinin en eski hilesi iş başında: platoncu anlamıyla öyle ideal bir kriter belirle ki, buna nail olmak imkansız olsun, ama bu ideale ulaşamadı diye muhattabını kösteklemek de mümkün olsun. bu zavallı münazara taktiği, "solcuysan neden arabaya biniyorsun" saçmalığından başlar, "ezilen halksan neden emperyal devletlerin desteğini kabul ettin"e gelir. argümanını aklınca başarıyla ortaya koyan bünye sırtını güçlüye dayamış olmanın rahatlığıyla bekler ki muhattabı bir karşı argüman üretmek için çırpınsın. üstüne bir de (akıllı ya) der ki "bak ben tarasızım, sadece kriterlere bakıyorum". yok ya? kriteri de senin belirlediğini unuttun galiba!?

    önce "afrin harekatı emperyalizme hizmet ediyorsa fikrimi değiştiririm" diyip sonra türkiye'nin kendisinin zaten emperyal olduğunu kabul eden kısa devreyi geçiyorum (ki entryler silinmiş). yine de anlatıyorum.

    ne dedik? türkiye, dedik, kendi özgüllüğünde emperyal bir devlettir. bu durum kürt siyasi hareketi içerisinde pkk gibi tepkisel bir oluşuma sebebiyet vermiştir. kitle desteği de elde etmiştir bu oluşum. bu oluşum diğer ulus-devletlerden destek almış mıdır? almıştır.

    ne dedik? birlikte yaşadığın kişinin yıllarca konuşmasına izin vermezsen, kötü davranıp döversen, o da zaman içinde başka kişilere kaş göz yapmaya başlar. bunun en büyük kabahati de sendedir. bu süreç başladıktan sonra, yani senin iç işlerine başkalarının çomak sokmasına sebep olacak zayıf karnı oluşturduktan sonra, bunun varacağı noktayı kestiremezsin.

    devlet olarak senin ödevin bu iç problemini çözmektir. çünkü öncelikle bu probleme sen sebep oldun, sen! birlikte yaşadığın kişi başkasıyla mı yatmış? senin ödevin, eğer hala birlikte yaşamak istiyorsan, bir çiçek alıp özür dilemektir, kafasına bir kurşun sıkmak değil! bilmiyorsun ki o kurşun dönüp seni de vuracak.