16 nisan 2017 referandumu usulsüzlük iddiaları - youreads

  1. açıkçası iktidar partisinin geçmiş seçimlerdeki nispeten temiz sicili sebebiyle bu seçimin de adil koşullarda yapılacağı düşüncesindeydim. fena yanılmışım.

    anlaşılıyor ki yüksek seçim kurulunun mühürsüz oy pusulalarına ilişkin kararıyla doğuda süregiden baskı rejimi, yapılan usulsüzlüğün parçalarını oluşturuyor. belediyelerine kayyum atanan doğudaki pek çok il ve ilçede kadınların yerine erkeklerin oy kullandığı, oyların sayımı sırasında sandık görevlilerinin sayım yerinden uzaklaştırıldığı, sandık alanına polis ve askerlerin girdiği bildiriliyor.

    tüm bunlar sonuçlar incelendikçe yavaş yavaş ortaya çıkıyor. sonuçlar önceki seçimlerle karşılaştırılıyor. hdp'nin bir açıklaması:

    "Urfa Viranşehir’deki sandık sonuçlarını paylaşan HDP, ilçedeki 60 sandıkta 13 bin 67 “evet”e karşılık sadece 58 “hayır” oyu çıktığını, tutanaklardaki imzaların tek bir kişinin elinden çıktığını söyledi, YSK’ye kriminal inceleme çağrısında bulundu."

    AKAM'ın sahibinin açıklamaları şu şekilde:

    "Benim partilerden, sandık gözlemcilerinden aldığım bilgiler, mühürsüz oy pusulularının tamamında ‘Evet’ çıktığı yönünde. Böyle bir şey tesadüfle açıklanamaz. YSK’nin acilen kaç mühürsüz oy pusulasının kabul edildiğini açıklaması gerekiyor. Bu seçim sonucunu etkilemeyecek sayıda olsaydı zaten YSK açıklar, kimse de itirazını sürdürmezdi. Belli ki mühürsüz oy pusulaları bu seçim sonucunu belirlemiştir. Bazı kaynaklar 2- 2.5 milyon oydan bahsediyor. Bu da katılıma göre yüzde 6 gibi bir orana tekabül ediyor. 900 bin oyun geçersiz sayıldığı bir yerde mühürsüz oy pusulası gerçekten bu kadar fazlaysa ortada bir hile var demektir. Hileli bir seçimi okumak nasıl doğrudur bilemiyorum...Benim edindiğim bilgiler en çok mühürsüz oy pusulasının Güneydoğu’da, Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı yerlerde olduğu yönünde. YSK bunu açıklamalı. Hangi bölgede ne kadar mühürsüz oy pusulası vardı? Bunların kaçı evet, kaçı hayır çıktı. Seçimin sonucuna etki edebilecek düzeyde mi?"

    tüm bunlar gösteriyor ki planlı ve organize bir tertip söz konusu. erdoğan'ın, berat albayrak'ın, yiğit bulut'un ve ibrahim kalın'ın seçim sonrasındaki gergin ve huzursuz yüzleri aklıma geldikçe işin içinde hile olduğuna daha çok ikna oluyorum. kul hakkı yemenin huzursuzluğu mu bu suratlar?

    büyük şehirlerde insanlar haklarını aramak için sokaklara çıktılar. sıradan vatandaş için yüksek seçim kurulu bu iddialara yanıt verene kadar yapacak başka şey var mı?
  2. bir tiranlığın içinde olduğumuzu tekrar gösteren beş para etmez tartışmalardır. türkiye siyaseti ortalama bir beynin aşağısında kalmıştır maalesef. bu seviyede herhangi bir bilgi kırıntısını bile paylaşmak ülke insanına angaryadır. seçim yapmak falan neyin şirinliği onu da anlamadım. asker polis emrinde, yasama yargı elinde istediğini yapabilirsin, yapıyorsun da yapacaksın da zaten. vur kafasına al ekmeğini, alıyorsun da zaten. bu neyin referandumu madem?

    platonun tiranlık eleştirisini yeniden okumak bugünü konuşmaktan daha faydalı olabilir. metnin tamamına buradan ulaşılabilir.
    !---- spoiler ----!


    Demokratik yönetimde herkesin söz hakkı olacağı için zamanla fakir
    halk zenginler karşısında hak arayışına girişip zenginleri düşman olarak
    görmeye başlar. Zamanla zenginlerle halk arasındaki anlaşmazlıklar hat safhaya
    ulaşır ve daha kalabalık olan fakir halk birisini tutar başa geçirir. Halkın tutup
    başa geçirdiği bu kişi tiranlığın tohumlarını taşıyan kişidir.
    Yönetimi ele geçiren tiran ilk başta yerini sağlamlaştırmanın ve varlığını
    devam ettirmenin yollarını arar. Bunun en iyi yolu ise, halkın dostu gibi
    görünmektir. Halkın dostu gibi görünen tiran bu sayede çoğunluğun desteğini
    almış olur. “İlk günler zorba (tiran) dört bir yana selamlar, gülümsemeler
    dağıtır, zorbanın (tiranın) tam tersi gibi gösterir kendini; yakınlarına ve halka bol bol umutlar verir, borçluları avutur, herkese hele kendi adamlarına topraklar
    dağıtır, dünyanın en cömert, en tatlı adamı gibi görünür…” Bütün bunlara
    rağmen bu kişi içinde tiranlığın tohumlarını taşıdığından, halkı hep buyruğu
    altında tutmanın yollarını arar. Bir tiran için bunu sağlamanın yolu ise, halkı
    savaşa sürüklemek ve ağır vergiler altında ezmektir. Bu sayede hem halk
    fakirleştirilip baştaki yöneticiye muhtaç hale getirilir, hem de işten başını
    kaldırıp durumunu düşünemeyeceği bir hale sokulur. Eğer bu isteklere karşı
    çıkan olursa da, bunların dost ya da düşman olmasına bakılmaksızın
    öldürülmeleri sağlanır. Verilen bütün cezaların da yasalara uygun olduğu ve
    toplumda adaleti sağlamak adına verildiği düşünülür.
    Platon’a göre, zamanla halkın düşmanı konumuna gelen tiran, kendi
    güvenliğini sağlayabilmek için paralı bekçiler tutmak zorunda kalır. Bekçi
    olarak tuttuğu insanların ihanetine uğramamak için de onları fazlasıyla
    doyurması gerekir. Etrafında gerçek anlamda bir tek dost bırakmayan bu
    yönetici, paralı bekçilerini dost gibi görmek ve onlara güvenmek zorundadır. Bu
    anlamda bir tiranın yönetimde kalma şansı sahip olduğu maddi güce bağlıdır.
    Bunun farkında olan tiran, bütün masrafları devletin kutsal hazinelerinden ve
    halktan alacağı ağır vergilerle karşılama yoluna gider. Bütün bunlar da toplum
    değerlerinin tek kişi tarafından sömürüldüğünü, halkın korunması gibi bir kaygı
    güdülmediğini göstermektedir.
    Böyle bir yönetim altında yaşayan halkın mutlu olma şansı ise hiç yoktur.
    Tiranlık ya da zorba yönetimde dilediğini yapan, başta bulunan az sayıdaki
    insandır. Bunların dışında kalan hemen hemen bütün yurttaşlar, boyunduruk
    altında, yoksulluk içinde, köle gibi yaşarlar.


    !---- spoiler ----!
    abi
  3. bu konuyla ilgili ilave bilgiler.

    vikipedi'deki bilgiye göre 11 üyeli yüksek seçim kurulu'nun 8 üyesi 2016 yılında atanmış. bunlardan 7'si darbe girişiminden sonra atanmış.

    şurada akp+mhp+hudapar'ın 1 kasım 2016 seçimlerinde aldıkları toplam oy ile referandumdaki evet oyları arasındaki farkın il bazındaki dağılımları görülebilir. oy artışının sadece ve sadece doğu illerinde meydana gelmiş olması ne kadar normal? (özellikle koalisyonun içince mhp'nin olduğu düşünülünce!)

    şurada ise, referandum ve son iki seçimde, sandık başına akp oy yüzdesinin histogramı yer alıyor. şu demek: misal, içinden %20-22 arası akp oyu çıkan sandık sayısı, toplam sandık sayısının yüzde kaçı? buradaki enteresanlık, grafiklerin en sağındaki çubukta. bu çubuk akp'nin %98-100 arası oy aldığı sandık sayısını gösteriyor. daha önceki seçimde bu tip sandıkların tüm sandıklara oranı yüzde yarımdan azken bu seçimde %1,5'a yaklaşarak şüpheli bir artış gösteriyor. bunun yanında bu oran, sadece referandum verileri dikkate alındığı zaman bile kendi içinde tutarlı değil. evet yüzdesi %60'dan yukarı çıktıkça sandık sayısı neredeyse düzenli olarak düşerken, bir anda son dilimde, yani %98-100 oranında evet barındıran sandık sayısı normal olmayan bir fırlama gösteriyor.

    düzeltme: vikipedi bağlantısı.
  4. chp bugün 14'30'da referandumun iptali için başvuracakmış. doğru bir taktik olup olmadığına emin olamıyorum. korkarım ki referandum tekrarlanırsa chp antipatisi alevlenecek ve daha güçlü bir evet çıkma olasılığı belirecek. bunun yerine şaibeli yerlerde oylamayı tekrarlatma yoluna gidilebilirdi belki...

    iktidar tetikçisi fatih tezcan ise mühürsüz pusula olayını (kendi deyimiyle) kripto-fetöcülere yıkma girişimlerine başladı beklendiği üzere. ulan mühürsüz oyların geçerli sayılması için başvuran akp, kabul eden de ysk, ki 11 üyesinin 8'ini atayalı daha 1 sene olmamış. 7'sini darbe ertesinde atamışsın. bunların içinde hala kripto-fetöcü var diyorsan, bırak git memleketi felan yönetme zaten gerzek! neyin tatavasını yapıyosun?

    bunun yanında usulsüzlükle ilgili yeni haberler geliyor. herkes takip ediyordur ama yine de bulunsun.

    en acayibi şu: mühürsüz pusulalarla ilgili ysk'nın almış olduğu resmi bir karar yok! ilgili çiğdem toker yazısı. alıntı:

    "...
    Kararın hiçbir yerinde hem de bu ifade geçmiyor. Acaba neden? Başkan Güven dışındaki üyeler bu karara imza atmak istememiş olabilir mi? Yoksa skandal büyük mü? Yoksa skandal tahmin edilenden büyük mü? Ülkenin ve toplumun geleceğini şekillendirecek bu kadar yaşamsal bir olayda, öyle sahtecilik iddiaları ortaya atılıyor ki, eski deyimle “şüyuu vukuundan beter”. Bir iddiaya göre AKP ilçe örgütlerinde daha önce YSK’den alınmış mühürsüz filigranlı pusulalara “evet” basılarak üyelere dağıtılmış, pazar günü bunların sandık kurulunun vereceği mühürlü pusulayla değiştirilmesi istenmiş. İddia sahipleri, mühürlü pusulaları ilçeye götürenlere ödeme yapıldığını konuşuyor. Bu iddialar nereden mi çıkıyor? Önceden hazırlanmış mühürsüz pusula ile mühürlü pusulanın yer değiştirdiği kuşkuları görünür olunca tabii.
    ..."

    suruç'ta bir inşaattan, yırtılıp atılmış "mühürlü" hayır oyları çıktı.

    eklemeler:

    mühürsüz oyların daha önce de geçerli sayıldığına ilişkin bilgiler var. bunlar iki nedenle olayı manüpile ediyor: 1) daha önce hiç genel geçer bir karar verilmedi, münferit kararlar verildi 2) daha aynı gün, yine akp'nin başvurusu ile, yurtdışından gelen bir sandıktaki oylar mühürsüz oldukları gerekçesiyle geçersiz sayıldı.

    bu arada bu kararın ne zaman verildiği konuşuluyor. bulabildiğim bilgi, 17 civarı SMS gönderilmiş. karar muhtemelen bundan en fazla yarım saat önce alındı. yani doğuda oy sayımları başlayıp ilk sonuçlar gelmeye başladıktan sonra. yani i.melih gökçek'in doğu sandıklarından %92-95 arasında evet çıktığını twitter'dan ilan etmesi ertesinde. (ysk başkanının eşinin i.melih gökçek'in danışmanı olduğı iddia ediliyor. çok manalı ilişkiler bunlar gerçekten.)
  5. hiçbir kaynak gösteremeyeceğim yukarıdaki gibi mevzuya şöyle dalacağım , pazar gecesinden beri oy ve ötesi gönüllüsü olarak bilgisayar başında olan gönüllülerden sadece biriyim. bu referanduma kadar neredeyse tatlı su solcusu diyebileceğimiz bir hayat sürüyordum ki babam zamanında en ateşli tartışmalara girmiş eylemlere katılmış deyim yerindeyse gençliğini bu yolda vermiş bir insan. hayatımda ilk defa siyasi bir şey için gecemi gündüzüme kattım. tutanak girdim. belgeler açık açık ortada.
    -arhadan'da ismini bilmediğim bir yerden bile hayır oyu çıkmış.
    - istanbul'da üsküdar ve ümraniye'den açık ara farkla hayır çıkmış.
    - katılım sayısı 300 kişiyken 320 kişi oy kullanmış.
    - çetelede işaretli evet sayısından fazlası rapora yazılmış
    -şanlıurfa'da eyyübi'de oy kullananların hepsi evet demiş. 0 hayır oyu ve 0 geçersiz oy yazılmış. istanbul'da bile kıytırık bir mahallede 6 geçersiz oy varken şanlıurfa'da 0 geçersiz oy olması beni düşündürdü açıkçası.

    artık hayır veya evet çıkması umurumda değil çünkü hayır çıktığını ve eveti hileyle dayattıklarını kendi gözlerimle gördüm. ancak buna inanmayan bir kesim hala var. vebali boyunlarına.

    usulsüzlük iddia değil ; ayan beyan ortada olandır.
  6. öyle bir milletiz ki, diyoruz ki "chp itiraz ederse ve usulsüzlükler/hırsızlıklar ortaya çıkarsa toplumda chp antipatisi oluşabilir, evet cephesi daha da güçlenebilir..." bunun olabilme ihtimali elbette ki var ancak, gerçekten vasatın biraz üstü bir toplumda yaşıyor olsaydık bile böyle bir durumda akp ve erdoğan antipatisi oluşmalı, "kazanmak" için her yolu mübah gören ahlaksız bir kitleye devletin tüm anahtarlarını emanet etmemek için evet oylarında %15'lik bir kıyım oluşurdu... bak normal bir demokrasiden falan bahsetmiyorum, vasatın biraz üstü bile olsak bu böyle olmalıydı...

    ayrıca, adam haklı beyler, atı alan üsküdar'ı geçti... burdan sonra siksen değişmez bi'şeyler... kendinizi geliştirip yurt dışına kapağı atmaya bakın. "sikmişim ingilteresini" diyordu ya cem yılmaz, öyle işte... bu kadar yoz ve fanatik bir topluma faydalı olmak için çabalamak beyhude bir çaba ne yazık ki... bu arada, yüksek lisans ve doktora için yurt dışına giderken meb bursu alırsanız bildiğim kadarıyla yurt dışında bursla eğitim aldığınız sürenin iki katı kadar (emin değilim süreden) türkiye'de hizmet etme zorunluluğunuz var. ona göre, gitmenin yolunu arayanlar başka seçenekler arasınlar.

    not: hayır'dı...
  7. ysk konuyla ilgili açıklama yapmış.

    böyle yüzsüzlük görmedim ben arkadaş... avrupa insan hakları mahkemesi'ni türkiye'nin milli birlik ve beraberliğinin altını oymaya çalışan bir kurum olarak göstermeye çalışan, agit (avrupa güvenlik ve işbirliği teşkilatı)'nın referandum hakkında yazdığı ön raporu yerden yere vuran ve üyelerini pkk destekçisi diye itibarsızlaştırmaya çalışanlar, mühürsüz pusula kararını neye dayandırmışlar biliyor musunuz? Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne ve avrupa insan hakları mahkemesi içtihatlarına! insanda biraz utanma olur lan! dedikleri de şu: seçme ve seçilme hakkı temel bir haktır, engellenemez.

    açıklama ile ilgili daha da komik olan kısıma gelecek olursak, demişler ki:

    "..
    Bu nedenledir ki, Yüksek Seçim Kurulunca geçmiş yıllarda istikrarlı olarak, Yüksek Kurul tarafından gönderildiğinde şüphe bulunmayan hallerde, sandık kurullarının hata veya ihmali sonucu mühürlenmeyen oy zarfı ve oy pusulası ile seçmene kullandırılan oyların geçerli olduğu kabul edilmiştir.
    .."

    can alıcı soru şu: mühürsüz pusula ve zarfın ysk tarafından gönderildiğinden nasıl emin oldun? bu konuyla ilgili tek bir açıklama yok! "...gönderildiğinde şüphe bulunmayan hallerde..." bu şüpheyi nasıl bertaraf ettin? gidip gördün mü? en azından sandık başkanıyla telefonda konuştun mu? yedek olarak basılmış 22 milyon mühürsüz zarf ve pusula nerede sayın [burada küfü var]?
  8. "...
    sahadayken çalışma yaptığımız sırada gözaltına alınan milletvekilleri oldu. sayısız sandık görevlisi talebimiz iptal edildi, sandık görevlisi olmaya hazırlanan arkadaşlarımız tutuklandı. pek çok yerden sayısız ihlal iddiası geldi. bunları incelemek üzere köylere heyet göndermeye çalıştık. giden heyetteki arkadaşlar gözaltına alındı.
    ..."


    mithat sancar 'ın meclis konuşmasından[ alıntı.]