24 haziran 2018 cumhurbaşkanlığı seçimi - youreads



  1. bitmek üzere olduğuna göre birkaç yorum yapabilirim artık.

    seçimin tarihi son derece iyi planlandı orası kesin. iyi parti’nin henüz organizasyonunu tamamlayamadan, palazlanmadan işi bitirmek istedi hükümet. sanki mhp teklif etmiş gibi gösterip yem attılar ortaya lakin uzun süredir düşünüldüğü belliydi. muhalif partilerse hemen “hodri meydan”, “seçime hazırız” vs. gibi ifadelerle kendilerini gaza getirip atladılar hemen.

    netice; hdp’li muhalifler harici için hezimet.

    seçimi kimin kazanıp kimin kaybettiği benim için bir anlam ifade etmiyor. bunu birkaç arkadaşla mesajlaşmamda anlatmıştım zaten. 90’lar türkiye’sinin bugünlerden daha iyi olmadığını bilecek kadar tecrübe sahibiyim. chp’nin akp’den, faşizan kemalistlerin milli görüşçülerden bir gram dahi farkı olmadığını her seçim sürecinde gördüm. 90’larda kemalistler milli görüşçüleri vatan haini ilan ederdi, bugün işler değişti milli görüşçüler başa geldi, kendilerinden olmayanı vatan haini ilan ediyorlar. chp seçmeni de “çomarlar”, “dinciler”, “türkiye’den siktir olup gitmek” başlıklarında ağlıyor veya nefret kusuyor. böylesi bir kısır döngünün içinde tutsak türkiye.

    “akp halkı kutuplaştırıyor” diyen muhalif bir insanın “iç anadolu çomarları”, “makarna, kömür” diyerek sözlüklerlerde mastürbasyon yapması yüzsüzlüklerin en büyüğü değil midir? demezler mi o zaman sana “e .mina kodumun çocuğu hangi yüzle benden oy istiyorsun?” diye. derler. her seçim bunu sandıkta gösteriyorlar zaten. yıllardır sosyal demokrat geçinip de “başörtüsüyle üniversitelere girilirse laiklik elden gider, şeriat gelir, vatan hainliğidir bu” diyen yavşakların “laiklik elden gidiyeeaaa” diyen dayıyla dalga geçmesi yüzsüzlük değil midir? yok birbirinizden farkınız. üniversite okuduğun için kendini kültürlü, elit sanıyorsun. halbuki okumuş eşşeksin (evet 2 ş ile). 70’lerdeki sol hareketi araştır biraz. bak bakalım halka hakaret ederek mi yükselmişler yoksa mahalle mahalle gezip halkın sorunlarını dinleyerek - halkı örgütleyerek mi? bugün “çomar” dediğin varoşlar, kırsallar, köyler sol hareketin en kolay karşılık bulduğu yerlerdi. 90’lar sana güzeldi, muhafazarlara kötüydü. bugün tersi oluyor diye ağlaman kimseye samimi gelmiyor. ikiyüzlüsün çünkü.

    seçimlerin yine en büyük göt oluşunu -artık yazarı olmaktan utanır hale geldiğim- ekşi sözlük yaşadı.

    hayatında izmir’den, kadıköy’den, beşiktaş’tan çıkmamış mallar “muharrem ince gümbür gümbür geliyor, yüzde 40 alması işten değil” diyor. “iyi parti yüzde 25 alacak, mhp %4 alamayacak” diyor. okudukça şok oluyor insan. itiraz eden “aktroll” ilan ediliyor. seçim sonunda “hile” diye ağlamak klasik hale geldi. seçimden önce “akp’li bakkal bile bıkmış artık chp’ye oy verecem diyormuş”, “akp’li annemi ikna ettim ilk kez chp’ye oy atacak” diye salak salak kendilerini gaza getiren bir güruh türedi ekşi sözlük’te yazık ki. ülkenin kendi arkadaş çevresinden ibaret olduğuna ciddi ciddi inanan çokça insan barınıyor bünyesinde. biraz objektif bakabiliyorsanız siyasete, böyle seçmenlere sahip bir partinin iktidara gelince ne yapacağını tahmin etmek pek zor olmuyor.

    ...

    son 2 genel seçimdir (referandum hariç; onda hayır dedim) boş oy kullanıyorum ve zerre pişman değilim. her seçim sonrası trajikomik bir biçimde göt oluşunuzu görmek şaşırtmıyor artık. seçimlere kadar hakaret edip, aşağılayıp, seçime yakın dönemde oy isteme huyundan vazgeçmediği sürece chp ve muhalefet kaybetmeye devam edecek.

    not: (bkz: gayret hamur gondert) gibi objektif olduğuna inandığım muhaliflerden bahsetmiyorum, söz meclisten dışarı.

    edit: imla.
  2. bu kez oy moy yok bacılarım, biraderlerim. ister kızın, öfkelenin ya da yerden yere vurun bu tavrımı ama artık bu oyunda yokum ben. belki hep beraber daha beter (daha beter nedir referans noktamı da kaybettim ama) olursak ya da artık bu oyunun, oyuna dahilmiş gibi davranarak bozulamayacağını fark edersek, daha anlamlı ve gerçekçi bir çözüm bulmaya çalışabiliriz birlikte.

    yani diyeceğim şu ki; sabahın köründe sandık başına gitmek, müşahit olmak, oyların peşinde koşturmak filan yok. bu da benim açımdan "demokrasi" oyununun sonu oldu sanırım. hayırlı olsun.

    gerekli ekleme: yorumum ümitsizlikten değil aksine hayal ettiğim dünyaya ulaşmanın yolunun bu olmadığı fikrimden geçici bir süre sapmıştım ve yeniden aslıma döndüm demeliyim sanırım. 2 yıl önce yazdığım bir yorumda bu fikrimi aşağıdaki şekilde ifade etmiştim. ki artık temsili demokrasi bile denemeyeceği için elimizdeki ucubeye en azından kendimi kandırmayı bıraktım.

    "temsili demokrasinin kendisi tatsız tuzsuz bir müsameredir. katılımcılık, çoğulculuk lafları da toplumları sistem içinde tutabilmenin manipülatif söylemleridir. hayal ettiğimiz gibi bir dünyaya bu düzenle ulaşmanın çok mümkün olmadığı da açıktır."
  3. işler iktidar cephesi açısından sarpa sarıyor görünüyor.

    bu arada sıfır baraj ittifakına bütün muhalefet katılırsa, iktidarin meclisin çoğunluğunu kaybedeceği neredeyse kesin. seçim 2. tura kalır ve cumhur ittifakı meclis cogunlugunu kaybederse, 2. turda da muhalefet ortaklaştıgında iktidara elveda deriz.

    ha çok sey değişmez sol cephe acısından belki. sol ehven-i şere evet dememelidir belki fakat önce konusabilecegimiz ortama ihtiyacımız var. henüz ne konuşabiliyoruz ne örgütlenebiliyoruz.