acı - youreads



  1. ne içinde ,ne dışında yaşanır
    belit
  2. "dünyanın bütün acılarını kendi acısı gibi yaşayan insanları bir de siz üzmeyin."
  3. "elbette acı çekerek insan çok şey öğrenir. ne yazık ki, acı çekmek öğrendiklerimizden yararlanacak güç bırakmaz bizde. bir şeyi sadece bilmek, hiçten de az bir şeydir."

    cesare pavese
  4. acının en kötüsü kendini ağırdan alandır. mesela bazen beklediğiniz bir ölüm için, yeter artık diyebilirsiniz. çünkü bu acı ve canınızı vermeye hazır olduğunuz kişinin çektiklerine şahit olmak sizi süründürür.. böyle durumlarda sizi sakinleştirecek şeylerle zamanı geçirebilirsiniz. huzuru kovalamak ve teslimiyetçi yaklaşmak acıyı dindirir..

    hayatınız 4 üzerinden 3.5 ise de acıyı yaşarsınız. unutmayın, cennet ve cehennem vardır; ama kimse araftan bahsetmez. en acımasızı odur çünkü. şimdi ihtiyacınız olan şey en iyiyi kovalayacak efor değil, sizin notunuz odur zira, notunuzu sevmektir. sevgi ve kabullenme duygusu acıyı yok eder.. siz notunuz üzerinden ilerlemeye bakın, 3.5'un meşalesini taşıyan siz olun mesela? 4'lere karşı savaşın?

    olmaması için hiçbir sebep yokken olmayan şeyler de acıyı çok güzel besler. kafanızda türlü senaryolar kurdurur, bünyenizi alt üst eder. sonra acınızı bastırmayı başardığınız an hiç alakasız bir yerde ve anda o şey oluverir ya da olay başka bir şeye evrilir. sebebini bulamadığınız şeylerin üstünde, veya sizinle bir bağlantısı olmadığına mantıksal olarak kanı getirdiğiniz durumlarda lütfen kendinizi üzmeyin. dozu ayarlanmış yüzeysellik bir noktada acıyı yok eder..

    tercihleriniz dışında gerçekleşen durumlarda da acı çeker hatta isyan noktasına gelirsiniz. iyi de, bunu ben mi istedim diye kızarsınız bir yerlere. bunun içinse sizin -anında- yapabileceğiniz bir şey yoktur, zaman ve bu süreçteki doğru adımlarınız acıyı yok eder..

    acımız ne kadar büyük olursa olsun, biz insanoğlu hepsinin üstesinden gelebilecek kapasiteye sahip bir bünyedeyiz. teslim olursak, sadece kendi ipimizi çekmiş oluruz.. bu yüzden karakteri sağlam tutmakta ve ipleri elden bırakmamakta her daim fayda var..
  5. fiziksel acıdan kurtulmanın yolu vardır ama ruhsal ve düşünsel olanı hiç gitmez, sarmaşık gibi dolanır bedenine insanın ve bir örümcek ağı gibi kapatır etrafını dışarıya.
  6. "uzaktakini çağırıyordu en uzaktakini.
    mevsimlerin tekrar edemediği bir şeyi çağırıyordu,
    gelmesi mümkün olmayanı.
    ve bir adım öne çıkıyordu mayıs.

    derindekini çağırıyordu, fırtınayı, tekneyi,
    yokluğu fark edilmeyeni.

    iyiliği çağırıyordu cücelerdeki, kamburlardaki,
    kendi içine kıvrılanı çağırıyordu
    gökadaların, çiçeklerin her şeyi içine alan sarmalını.

    parmağının ucuyla aşka dokunuyordu
    bir yıldızın ucuna dokunur gibi yanıp sönen.

    yürüyordu sonra, birbirine açılan sokakların,
    meydanların, pazaryerlerinin ezberini bozuyordu:
    darmadağınık bir şarkıydı, çağrısı.
    yürüyordu koşuyordu kreşendo toz duman
    ne kadar eşlik etse de keman, dile gelmiyordu acısı." ^:bizim büyük çaresizliğimiz - barış bıçakçı^
  7. ruhsalının bende artık fiziksele dönüşmüş olanıdır. bazısı sever , bazısı bitsin ister ama hep oradadır acı.
  8. iç sancısı, ızdırap, derin üzüntüden kaynaklı rahatsızlık.

    örneğin: bebeği babasıyla birlikte defnettiler bugün.
  9. umudun son durağı.
  10. tek suçlunun kendiniz olduğunu bilmektir galiba. ceza, suçu ister ve suç, cezasını - ancak acı, suçlusunu ister. (galiba)
    dag