acı - youreads



  1. "uzaktakini çağırıyordu en uzaktakini.
    mevsimlerin tekrar edemediği bir şeyi çağırıyordu,
    gelmesi mümkün olmayanı.
    ve bir adım öne çıkıyordu mayıs.

    derindekini çağırıyordu, fırtınayı, tekneyi,
    yokluğu fark edilmeyeni.

    iyiliği çağırıyordu cücelerdeki, kamburlardaki,
    kendi içine kıvrılanı çağırıyordu
    gökadaların, çiçeklerin her şeyi içine alan sarmalını.

    parmağının ucuyla aşka dokunuyordu
    bir yıldızın ucuna dokunur gibi yanıp sönen.

    yürüyordu sonra, birbirine açılan sokakların,
    meydanların, pazaryerlerinin ezberini bozuyordu:
    darmadağınık bir şarkıydı, çağrısı.
    yürüyordu koşuyordu kreşendo toz duman
    ne kadar eşlik etse de keman, dile gelmiyordu acısı." ^:bizim büyük çaresizliğimiz - barış bıçakçı^
  2. "dünyanın bütün acılarını kendi acısı gibi yaşayan insanları bir de siz üzmeyin."
  3. umudun son durağı.
  4. yukarıdaki entryden hareketle;
    çaresizliğin ilk durağıdır.
  5. fiziksel acıdan kurtulmanın yolu vardır ama ruhsal ve düşünsel olanı hiç gitmez, sarmaşık gibi dolanır bedenine insanın ve bir örümcek ağı gibi kapatır etrafını dışarıya.