• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.43)
ahlat ağacı - nuri bilge ceylan
üniversiteyi bitirip memletine geri dönen 20’li yaşlarındaki sinan, kitabını basabilecek bir sponsor ararken hem ailesiyle ilgili sorunlarla yüzleşiyor hem de bir dönem tanıdığı insanlarla yeniden buluşuyor. geçmiş muhasebeleriyle birlikte gelen bu karşılaşmalar en temelde sinan’ın kendisiyle yüzleşmesiyle sonuçlanıyor. doğu demirkol’un başarılı performansıyla sivrildiği ahlat ağacı, özellikle ilk yarısında mizahı bolca kullanıyor. öğretmen, yazar, asker, imam ve inşaatçı gibi karakterler üzerinden günümüz türkiyesine dair geniş bir portre çizen film dede, baba ve oğulu kapsayan üç jenerasyonun arasındaki güç savaşlarını, özünde ne denli benzer olduklarını gözler önüne sererek işliyor.
  1. nuri bilge ceylan' ın şimdilik son filmi. film yönetmenin gediklisi olduğu cannes film festivalinde seyirciler tarafından çok beğenilmiş fakat bu sefer ödül bakımından eli boş dönmüştür. filmi görenlerin ilk yorumları en konuşkan nbc filmi olduğu ve hatta ilk yarısında epey komik olduğu yönünde. izleyip görecez artık. izmir' de olup da cuma günü filmi beraber izlemek isteyen youserlar kızıllandırabilir.
  2. uzun süredir bir filme bu kadar heyecanla gitmemiştim.

    nuri bilge ceylan'ın çıtayı 'artık aşamaz' denilen noktadan da alıp ekzosfere çıkardığı bir film olmuş.

    eve geçince uzun uzadıya yorumlamaya çalışacağım.
  3. söylenecek çok şey var ama detay detay yorum yapmayı sevmiyorum. kısa tutmaya çalışcam.

    bir kere ana karakterlerde casting çok iyi.nbc murat cemcirle doğu demirkolu alıp üzerine filmi yazmış gibi.fotoğraflara da bakarsanız sinanla babası cannes'a gitmiş gibi.

    filmde kendini ispatlamaya çalışan entelektüel olma çabasındaki genç ve ikinci yarıda gerçekleşen imamların diyalogu o kadar sahici ki normal hayatımızda maruz kalmamak için kaçtığım diyalogları para verip izlemişim gibi geldi.

    film bazı açılardan ruhuma tecavüz etti diyebilirim. sinan'a az çok benzer bir hayat hikayem var ve bence daha da çarpık. kendimi özel hayatım ifşa oluyormuş gibi hissettim. filmin ana konusunu bir gencin idealleriyle sahip olduğu hayat arasındaki çelişki olarak kabul edersek, bu farkı daha görünür yapmak için ana karakter kadın olabilirdi diye de düşünüyorum.

    !---- spoiler ----!

    bir nokta özellikle dikkatimi çekti, kendi yorumumu paylaşmak istiyorum.

    biliyorum herkes film sonuna kadar haticeyi görmeyi bekledi. ama haticenin gelin olup gittiğini gördüler ve hatice çıktı hayatlarından. burası işte çok gerçekçiydi. birinden hoşlandığınız zaman ne olursa olsun onu bir daha göreceğinizi düşünürsünüz ama çoğu zaman o aslında çıkmıştır hayatınızdan. onu bir daha görmeyeceksinizdir, görsenz de bir şey ifade etmeyecektir. oysa şimdiye kadar filmler hep tersini anlatmıştı, ve bir nesil o filmlerin gerçek olacağına inanarak harap oldu. işte bu çok acı bir gerçek.



    !---- spoiler ----!
  4. ne diyelim hastasıyız. bir şeye gözünle bakmaktan ne kadar zevk alabilirsin ki? beğenmek değil aslında benimki sadece keyif aldım her saniyesinde. teşekkürler
    abi
  5. murat cemcir'in kaybolan para meselesinde saldırgan itirafını dinlerken raskolnikov'u aklıma getiren film. baba ve ölüm, baba ve utanç hissi, baba - oğul sevgi çemberi... babasıyla iletişimi sağlayamayan bir çocuk olarak büyüdüm, filmde hissettiğim mide bulantısı bundandır. çok etkileyiciydi, çok kışkırtıcıydı.

    !---- ağır spoiler ----!

    ayrıca sinan'ın kuyu içinde intiharından sonra görülen kuyu kazmaya başladığını görmemiz çok güzeldi. aslında baba karakterini dededen devraldığı hayatı, oğul karakterinin de babadan devraldığını gördük. ve böylece o ana kadar kendi karakterini yaratabileceğine dair taşıdığımız bütün umudu yerle bir etti.

    "babamdan daha iyi olacağım" derken babamın hayatını yaşamaya çalıştığımı fark ettiğimde bunu görememişim, teşekkür ederim nuri bilge ceylan.

    !---- ağır spoiler ----!