anne ben ölüyorum - arif nazım - youreads



  1. anne ben ölüyorum..
    gözlerim kanıyor ikide bir,
    türk filmlerinin yari absürt senaryolarinda hüzünleniyorum,
    şizofreni diyorlar algınlığıma,
    anne ben ölüyorum...
    gözlerim doluyor, gözlerim kaniyor ikide bir,
    anne ben erken ölüyorum, yüreğim gene benimle,
    ama ben yaraliyim
    ve artik ata binemiyorum,
    aramızda dağlar var.
    kokun geliyor uzaklardan,hissediyorum
    ellerin cennet kokuyor anne, kucağın cennet kokuyor.
    beni kucagina alsana, sarsana beni koklasana.
    anne ben ölüyorum ağlamasana...

    sevdiğim kiza söyle şarkımızı unutmasın,
    ''her yerde sen, her şeyde sen bilmem ki nasil söylesem'' diye biten şarkımızı...
    nefes almak yasamak mıdır anne?
    aci cekiyorum nefes alırken,
    yasamak aci çekmek midir?
    ölürsem nefes alamam değil mi?
    o halde ölüm acısız, daha mı güzeldir ölüm?

    keşke diyorum, hiç gelmeseydim buralara.
    adam olmak icin istanbullu olmak gerekmezmiş...
    yolumu kesmeselerdi dar sokaklarda,
    kavgalara girmeseydim, seni bu kadar üzmeseydim,
    keşke diyorum, ah keşke...
    düşün ki; savrulmuşum, ateş iken kül olmuşum.
    alin yazim almis beni avuçlarına,
    ki uzaklarda bir sehir olmusum.
    üsüyen, yanan, eriyen bir sehir.
    kül olmus gitmisim anne,
    ve bir avuc toz olup düsmüsüm ayak izine.
    ve simdi yaniyorum,
    elini tutamadan ölüyorum ona yaniyorum,
    saçlarım agarmadan ölüyorum,ona yaniyorum
    anne ben ölüyorum,gözlerim doluyor,gözlerim kaniyor
    anne ben erken ölüyorum.
    kokun geliyor uzaklardan,hissediyorum.
    ellerin cennet kokuyor anne,kucagin cennet kokuyor,
    beni kucagina alsana,sarsana beni,koklasana,
    anne,ben ölüyorum.aglamasana...

    ahmed arif ile nazım hikmet karması bir sağcı şair olan arif nazım'ın yazıp okuduğu bu şiir ben küçükken sıkça kral tv'de dönerdi. nedense izleyip izleyip arasındaki nakaratı "anne beeen, anne beeen, anne ben ölüyoruuuuum, ağlamaaaaa" diye söyleyip dururdum, bir gün annemden sıkı bir papara yemiştim hatta.