bir adın yolculuktu - ülkü tamer - youreads

  1. kavaklık neresiydi, ithaka neresi
    belki kırkayak bahçesinden başlamıştı yolculuğun senin
    belki nurgana'dan
    başpınar'da konaklar mıydı odysseus
    penelope kurar mıydı tezgâhını kayacık'ta
    troya neresiydi
    agamemnon
    bir dağ-yüreğinin sesiydi

    meyan şerbetçileri dolduruyor sokakları
    sebil sarıp sarmalıyor ikindiyi
    alçalan güneşin altında kyklops
    birecik yolunu gösteriyor tek gözüyle
    dağ yeli, dağın yüreği, söyle
    kimdi odysseus
    antep'e gelenlerin delisi miydi

    berberlerin artık yorulma saatinde
    düşlerin bitip bitip başladığı bu saatte
    eşekleriyle yola koyuluyor pazarcılar
    bu adam mazmahor'a yakın oturur
    bir adı ibrahim'dir, bir adı başka
    turuncu güvercinler yetiştirmeyi koymuş aklına
    güneş doğdu muydu üzülür
    olmayan kılıcını takıp beline
    hüyüklerde bir aias aranmaya başlar hemen
    o gelen kim
    sorma bana
    adını hiç söylemez sirenlerin diliyle konuşur sadece

    şu gelen humanızlıdır
    güvercin değil, evler büyütür içinde
    boş vakitlerinde taş yontar
    öyle bir sur yapacak
    öyle bir kale kuracak ki günün birinde
    tahta atlar değil, uçan atlar bile giremeyecek
    gümbür gümbür yalnızlığına hektor'un

    berideki ise leblebi satar
    akhilleus'n düşlerine mi özenir kalburu başında
    yoksa patroklos'un ölümüne mi
    kendisi bile bilmez bunu
    kafası karıştı mıydı
    alır bir avuç leblebisinden
    alleben'de rakı içmeye gider

    neresiydi ithaka
    ne işi vardı burada odysseus'un
    yılanların uykusunda ne işi vardı
    sığırcıkların akşamında
    kanatlı kısrakların uçuştukları gecede
    sabahın sessiz patlayışında ne işi vardı
    hep bunu soruyor, bunu konuşuyordun

    yolculuğun nereden başlamıştı senin antepli
    bir yolculuğun davut'un demirci dükkânından
    bir yolculuğun şükrü'nün götürdüğü bayram yerinden
    bir yolculuğun mehmet efendi'nin camlı kahve'sinden
    bir yolculuğun nakıp ali'nin sinemasından
    bir çok yolculuğun nakıp ali'nin sinemasından
    bir yolculuğun arasa'daki isimsiz kebapçıdan
    bir yolculuğun uzunçarşı'daki buzlanmış tuluklardan
    bir yolculuğun kalealtı'ndaki boya kokularından
    bir yolculuğun dunlop garajı'ndaki dokuma tezgâhlarından
    bir başka yolculuğun narlı'daki sivrisinek uykularından başlamıştı senin

    narlı neresiydi, ithaka neresi
    ithaka neresiydi, troya neresiydi
    istanbul neresiydi ulukışla'dan sonra

    kayacık'ta mekik atarken penelope
    düşünüyordu:
    istanbul
    uslu bir çocuğun sesiydi

    günlerden, güneşlerden, karanlıklardan geçtin
    dehlizlerden, akrep sırtlarından geçtin karpuzatan'dan, dülük baba'dan ve her gün saburcu'ndan
    hacivat oynatanların şarkısından kaçakçıların saatinden, çukurbostan'da bekçi düdüklerinden
    her gün en az bir kere geceden geçtin
    bir adın yolculuktu, bir adın başka
    şafak sökerken zeus
    hemingway'in öykülerini bırakıyordu senin sunağına
    tarancı, necatigil, ziya osman saba
    kitapçı dükkânını taşıyordu arif güzel'in
    yılanın su içtiği pınar başına

    lady macbeth'i savuruyordu düşlerine uyku

    kimbilir nereden başlatmıştın yolculuğunu
    sait faik'den mi, o'henry'den mi, çehov'dan mı
    su almak için indiğin istasyon
    bozkırında mıydı gorki'nin, konya ovasında mı

    vagon penceresinden arılar giriyordu gümüş örümceklerle savaşarak

    günlerden geçiyordun, gecelerden
    troya'da arıyordun antep'te yitirdiğin dizeleri
    eliot koşuyordu yardımına, pound, jacob, frost,
    dıranas, nâzım, dağlarca,
    caldwell, steinbeck, istrati, poe, kafka, silone,
    bruegel, dufy, picasso, degas, vlaminck,
    alberti,
    andrade,
    lorca.

    bu arada adını soruyordu koridordaki saraç.
    bir adın yolculuktu, bir adın sevda.

    çocukların artık yorulma saatinde
    güneşin batıp batıp doğdurğu bu saatte
    yola koyulan pazarcılar oldun
    tahta bir iskemleye oturup kahveleri dolaştın
    hermes'in sandalları bile gerekmiyordu sana
    haritalarını çizmek için olympos'un, gâvur dağı'nın

    surlar yaptın
    leblebi sattın kendine

    narlı, haydarpaşa, waterloo, gare du nord, termini
    bütün istasyonlarına uğradın dünyanın
    her yere biletini her yerden aldın

    kavaklık neresiydi, ithaka neresi
    kimdi odysseus
    antep'ten gidenlerin delisi miydi