• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.50)
bizim için şampiyon - ahmet katıksız
şampiyon, efsane yarış atı bold pilot sayesinde bir araya gelen halis karataş ve begüm atman arasındaki büyük aşkın hikayesini konu ediyor. gerçek bir hikayeden uyarlanan filmde, türk atçılığının önemli ismi özdemir atman’ın sahibi olduğu bold pilot, at yarışı ile ilgilenmeyenlerin bile sevgisin kazanan bir attır. bold pilot ve onun daimi jokeyi halis karataş birlikte unutulmaz başarılara imza attı. ikilinin 1996 yılı gazi koşusu’ndaki 2:26:22’lik rekoru hala geçilemedi. bold pilot diğer bir başarısı da halis karataş ve begüm atman’ın bir araya gelmesine vesile olması. ünlü jokey ve begüm atman arasındaki destansı aşkın konu edildiği filmin yönetmen koltuğunda ahmet katıksız oturuyor. senaryosunu katıksız ile serkan yörük’ün kaleme aldığı filmde ünlü jokey halis karataş’a ekin koç, begüm atman’a ise farah zeynep abdullah hayat veriyor. türkiye jokey kulübü eski başkanlarından özdemir atman’ı ise usta oyuncu fikret kuşkan canlandırıyor.
  1. Bold Pilot'ın efsane olduğu dönem benim için "Ali ata bak" dönemi olduğundan yarışları ilk kez izleyip heyecanlandım bu filmde. Dram yönünü bu kadar ağır beklemiyordum açıkçası, galadaki röportajları düşününce. Filmin içinde de dram var ama sonunda artık dayanamayıp ağlıyor insan. Bitiş tarzı benzer olmasına karşın, Müslüm filminden çok daha etkileyici bir finali olmuş. Ana karakterler dışındaki karakterler de çok iyi oynamış, herkesin emeğine sağlık.

    Az önce öğrendiğim bir detay, filmde Bold Pilot'ı canlandıran atlardan biri öz oğluymuş :)
  2. en sevdiğim hayvan olmasına rağmen bir çizgi roman kahramanı olan napolyon’u saymazsak ismen bildiğim tek at bold pilot’un, yine ismen bildiğim tek jokey halis karataş’ın, bold pilot’un sahibi atman ailesinin karataş’ın rahmetli eşi kızlarının ve bir ölçüde tüm ailenin hikayesi. hiç at yatışı oynamamış olmam da dikkate alındığında hem bold pilot hem de halis karataş gerçek 90’lar celebrityleriydi.

    sinemada ve hatta edebiyatta kendimce zayıflık olarak gördüğüm doğruluğu ve gerçekliği su götürür mistik öğelere ve ajitasyona bolca sırtını yaslamış filmimiz.

    bir yeşilçam klasiği ironi “seyirci ağladığı filmi sever” dikkate alındığında yönetmen ve yapımcı amacına ulaşmış. neredeyse dolu salonun yine neredeyse tamamı ağlıyordu.

    kendi adıma filmi beğenmediğimi söyleyemem. sinemanın büyüsünün bir parçası olan gündelik hayattan uzaklaştırması bir yana türk sineması adına sevindirici teknik güzelliklerde barındıran keyifli bir seyirlikti.