bunca insan yalnızken neden bunca insan yalnız - youreads



  1. insan, doğa durumundan bilinci sayesinde sapmaya başlayınca doğanın insanoğluna özgü yarattığı yasasıdır yalnızlık. modern insana bir tür anti tezdir. varoluşsal absürdlüğün kahkahasıdır. doğa, yaratır; toplum yozlaşır. bu yozluğun içinde yalnızlıktan kurtulmaya gereksinimi vardır insanın; instagramda saatlerini harcar, bir spor müsabakasını ötekilerle toplanıp izler, kahvecilere doluşur, alışveriş merkezlerine tıkışır. o uğultuya, o aynı fikirde olmanın verdiği rahatlıkla isterik kahkahalar atan grupların arasında olmayı erdem sayar. içine girdikçe yalnızlaşır; kaçtıkça yalnızlaşır. son orgazmın esrikliği birkaç saniye önce bitmiştir, son içki içilmiştir, yatsı kılınmıştır, maç kazanılmıştır ve edimin sonunda bekleyen yine yalnızlıktır. yalnızlığın ucu kalabalık uyuşturucusuna çıkar, "doğru insan" ütopyaları yazdırır, gerçek aşk denizinde olmayan adayı aratır; ölümü unutmak için katlanır insan buna, anlamlandıramadığı varlığı yetmiyormuş gibi ekonomik düzenin dayatıları gürültü fetişine yol açar. gürültü ve kalabalık varlığının üzerini örtmektir. o örtü kalkacaktır, her aşkta, her zaferde, her mutlulukta o örtü kalkacaktır.

    kimse kaybeden değildir. kimse için doğru insan yoktur. aşk ideasından pay almak eski bir masaldır. varsınızdır hepsi bu. olagelmiş olanın içinde olagelirsiniz. afrika, isveç, türkiye, suriye? atıldığınız yerde ölümden ve yalnızlıktan kaçarsınız. üremek hatasına düşersiniz. o örtü kaldırılacaktır. kerpiç evde de olsanız, izlanda'nın ahşap evlerinde de olsanız sonunuz yalnızlığa çıkacaktır. elleri cinsel organlarında ben de yalnızım, yalnızlığı paylaşalım mı zihniyetine sahip kimselerin yalnızlık alegorilerinin ömrü cinsel gücün ömrü kadardır; yalnızlık hiçbir yere gitmez. tanrı, size şah damarınız kadar yakın. ruhunuz, epifiz beziniz, kalbiniz ve beyniniz arasında bir yerde, toplum kafanızda, ahlak toplumunuzda, tanrı toplumunuzda; yalnızlık hepsinin özünde.

    biz yine de doğru insanı arayalım, doğru dostu, doğru tanrıyı, gerçek bilgiyi zira aramak yalnızlığın ilacıdır, bu ilacın etken maddesi de yine bir doz yalnızlıktır.
  2. herkesin kendini en mükemmel sanması ile alakalı olan soru. çünkü beklentileri çok yüksek diye yanıtlanabilir.

    aslında bu iş beklentiden de öte. insanlar keriz istiyor sanırım kendilerine.
    - ben tribimi atarım nazımı çeksin
    - bana prenses gibi baksın
    - ne dersem onu yapsın kulum kölem olsun
    (...ve aynısının erkek versiyonları)

    e oldu.
  3. 'yol arkadaşınızı' henüz bulamamış olduğunuzdandır.

    geçmişte yaşadıklarınız sizi yalnız kalmaya itmiştir ve kimseyi tanımak istemiyor olabilirsiniz mesela. bazı şeyler sizi daha temkinli olmaya doğru itiyordur. kırılmak, üzülmek istemiyorsunuzdur dolayısıyla yalnızlığı tercih ediyorsunuzdur.

    (bkz: ben değil bir arkadaşım öyle diyor)
  4. yürek yok. bazen tanımaya da çok cesaretli olanları görürsün de sonrası oyun gibi geliyor. bu tür şeyleri, yani birliktelik-beraberlik kavramlarını bir son gibi kazımışız beynimize; mutluluk adına kastım. sonrasında en dikkatimi çeken şeylerden biridir, flört etmek diye bir tabir var. bunu icra edebilen yok. artık ne anlaşılıyor bundan ya da anlaşılan doğru olarak yaşatılıyor mu orası bir muamma ama bu kavramın içi çok boş. aslında güzel değerlendirilebilecek bir geçiş zamanıyken insanların tümüyle odunlaştığını ve basmakalıp hareketlere ve sözlere büründüğünü görmekteyim. çekiciliği fevkalade derecede düşürüyor bana kalırsa..

    sonrasında kadın-erkek arasındaki rollerin yer değiştirmiş olması. erkek, teklif etmek, girişmekten ziyade direk olarak muhatap olmak istiyor hoşlandığı kadınla suya sabuna dokunmadan.. yani kadın cilveli, davetkar olması gerekirken erkek bu yola baş koymuş.. kadın kimi zaman direniyor kimi zamansa böyle aşkın ızdırabına.. diyerek kendine bir yol açıyor ama bu sefer erkek bundan çabuk sıkılıyor.. yani doğadaki denge yine benim istediğim gibi olmalı diye bunu belli edercesine hisler ve düşünceler barındırıyor.


    son derece çıkmaza giren ilişkiler ve ard arda yaşanan bu kısır döngüler sonrası da, herkes gözlerine mil çekilmişçesine dibindekini dahi göremez durumda.