1. Dostlar beni bırakıp,
    dostlar, böyle hışımla
    nereye gidiyorsunuz?
  2. grunge müziğin tonu mudur intihar bilemedim ama kuytularında bu düşünceyi yaşattığından eminim. daha neler yapacaktı tribi boş gibi belki hiçbir şey yapmayacaktı, Cornell'in bıraktıkları yeter. kendi kararı saygı duyuyorum ama üzülmeden de edemiyor insan. like a stone ile ilgili şöyle bir paylaşımım olmuştu, bir çağrışım olabilir mi? umarım beklediğini bulmuştur.

    “Bugünlerde konsantre olmak çok zor. Cornell’in inşa ettiği tarih ve Bowie’nin müzikal mirası hakkında düşünüyordum. Sonra beynim amaçsızca yolundan çıkmaya başladı ve bu hiç iyi değil. Bir süredir bazı konular hakkında konuşmuyorum; ama sanki şimdi her şey daha çok batıyor çünkü gerçekten çok yakın bir arkadaşımı kaybettim.

    Biz 4 erkek kardeş büyüdük. 2 yıl önce bir kardeşimi yine trajik bir kazada ve sonrasında da birkaç değerli insan daha kaybettim. Bu konuda gerçekten hiç iyi değilim. Gerçekliği kabul etmeye de hiç niyetli değilim, bu da sanırım benim bununla nasıl başa çıktığımı gösteriyor. Ama şimdi ailesi, hayranları, grubumdaki ve kesinlikle onun grubundaki kardeşlerim için burada olmak istiyorum. Ama bu tür şeyler zaman alıyor ve benim arkadaşım da sonsuza kadar burada olmayacak. O yüzden bu mesajı etkilenen, eve dönünce ya da hemen burada, iyi düşünceleri olan bu adama minnettar olan herkese yolluyorum.

    Biliyorsunuz, o benim için sadece bir arkadaş değil, ardından baktığım büyük kardeşim gibiydi.

    Haberlerden iki gün sonra -sanırım ikinci geceydi- suya yakın, küçük bir kamarada, onun seveceği bir yerde kalıyorduk. Ve bütün bu anılar gece 01.30 gibi zihnime dolmaya başlayıp beni uyutmadı. Büyük anılar, her zaman düşüneceğim anılar…

    Sonra anıları durduramadım ve sanki komşularım müzik açmış da engel olamıyormuşum gibi uyuyamadım. Sonrasında, küçük anılara sıra geldiğinde daha iyiydi. Düşünüp durmaya devam ettim. Ardından böyle değerli saatler geçirebildiğim için ne kadar şanslı olduğumu fark ettim. Biliyorsunuz bütün bu küçük anılar çabucak geçiyor ama ben onlara saatlerimi verdim. Ne kadar da talihliydim! Sonra üzgün olmak istemedim. Minnettar olmak istedim, üzgün değil. Hala bu anılar hakkında düşüyorum, kalbimdeki bu anılarla yaşamaya devam edeceğim ve onu sonsuza kadar, hep çok seveceğim…”

    eddie vedder