cinselliğin diyalektiği- shulamith firestone - youreads

    • okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.00)
cinselliğin diyalektiği- shulamith firestone
kadın devrimini gerçekleştirmek istiyorsak, cinsler arası savaşın dinamiklerini, marx'la engels'in sınıf çatışmasını, ekonomik devrim amacıyla çözümlemeleri ölçüsünde, iyi çözümleyebilmemiz gerekir. çünkü çok daha büyük bir sorundur karşımızdaki: yazılı tarihi de aşıp hayvanlar evrenine dek uzanan bir ezilme.


  1. shulamith firestone’un engels’i esas alarak yazdığı kitap. engels’i esas aldı demek ne kadar doğru bilmiyorum. epey faydalanıyor hatta feminizmi birlikte okuyor diyebilirim. kitaba karşı garip bir ön yargım vardı. firestone’un yaşadığı dönem ve görünüşü. amerikan cinsel devrimi seksi herkes yapabilmelinin ötesine gitmedi. herkesin bayıldığı hippilerin görünürlükleri çok kısa sürdü. haliyle kuramsal yönü zayıf bir kitap bekliyordum. hiç öyle olmadı. epey yanıldım ve çok sevindim.

    firestone’un görüşleri günümüzde eksik gibi gelebilir ilk adımda. post feminizmi butler bambaşka bir yere götürdü. queer hareketin eklemlenmesi, akışkan cinsiyetler derken firestone üstünde durulması gereksiz gibi gelebilir. ama firestone’un tezleri uygulama koyulabilir. praksise de yatırım yapan bir kitaptı. post feminizmin çoğu zaman bir anti feminizme yol açtığını çoğu kişi bilir. firestone buna yol açmayacak şekilde anlatıyor derdini. üremenin en büyük güç olduğunu söylüyor. bunu kadına karşı kullanmak binlerce yıllık gelenek. bunun ekonomik olarak da bir karşılığı oluyor. farklı bir hiyerarşi var. sınıflı yapıdan daha farklı. sınıflı yapının yanında kadın sorunu da aşılmalı diyor kısaca. bu hemen herkesin katılması gereken düşünce.

    kitapta ikili ilişkiler de ele alınmıştı. duyguların, ilişkilerin de sistemden pay aldığını biliyoruz. rekabetçi toplumda cinsellik ve aşkın da rekabete döndüğünü görmemek mümkün değil sosyal medya sayesinde. firestone daha eski bir dönemi çözümlese de günümüze uyarlanacak düşünceleri mevcut. cinsellik, namusluluk, ailedeki hiyerarşi, anne olmak/olmamak. bu gibi kavramlar türkiye’de hala çok muhafazakar bir şekilde varlıklarını sürdürüyor. bunlardaki muhafazakarlığı kırmaya çalışırken apatik topluma dönüşmemek gerektiğini söylüyor yazar. benim keyif aldığım bir kitap oldu tüm eksiklerine rağmen.
    sezgi