çocukların karnında bomba arayarak terörle mücadele etmek - youreads



  1. Çoğunuzun malumu, Sur'daki şehir savaşlarında özel harekatçıların kendi çektiği görüntüler piyasaya sürülmüştür. Bu, çocukların karnında bomba arayarak "terörle mücadele" eden devletin, kürtleri ülkeye kazandırma çabası tabii ki. Yersen.
    Bugüne kadar böyle bir olay olmamışken bunun yapılmasının tek sebebi sindirmedir, okul çantalı çocuklara, kadınlara bunu yaparak büyüdüklerinde "devlet size ne yaptı" diye gelmeyeceksin, tabii bunlar kayıtlara yansıyanlar, henüz sur'da tam olarak ne olduğunu bilmiyoruz, ortalık sakinleşip insanlar kendini güvende hissettiğinde tanıklıkları daha iyi öğreneceğiz.

    Bu politikanın örgüte eleman sağlamaktan başka bir işe yaramayacağını bilmiyorlar mı sizce? "Bizim de kontrol edemediğimiz yapılar var, dinlemiyorlar" diyen devletin en üst düzey güvenlik bürokratı dönemin icişleri bakanı efkan ala'nın bile itiraf ettiği bu süreç yargılanmazsa, kimseyi yanında bulamayan bunun gibi çocukları ne kadar uğraşsak durduramayız.
    video linki

    Edit: görüntulerde kız çocuklarının olduğu bölüm kesilmiş, tamamının olduğu bir link koymadım.
    Edit 2: devlete karşı direnmenin yiğitlik sayıldığı bir coğrafyada yetişen çocuklar bunlar, her eylemde birileri tarafından ortaya kolayca atılabiliyorlar, fakat ben 30 yaşındayım 40 yıllık savaşın içinde çocuklara bomba veya silah taşıtıldığını duymadım. Yanlışım varsa düzeltin. Derdim kimseyi savunmak değil, sivillere bunlar çektirildiğinde çıkacak sonuçlar. Bu ülke hepimizin barış hepimiz için lazım.
  2. bakın arkadaşlar orada yapılanlar ve cizre, nusaybin hattında temmuz 2015den beri yapılanlar gerçekten çok büyük kırılmalar yaratıyor.

    bu videonun piyasaya sürülme sebebi polisin birinin hava atması falandır diye düşünüyorum. hani bu video "bakın neler oluyor" videosu değildir, alalade çekilen bir andır. yaşanılanların neler olduğunu ortalık sakinleşmeden tam anlamıyla öğrenemeyeceğiz.

    miray bebek, taybet ana, derin dondurucuda saklanmak zorunda kalan cenazeler, cizre bodrumlarındaki bebek kemikleri, 90 lara selam çakan akrep arkasında cenaze sürüklemek, üzerine silah atılarak "sivil değildi" denilerek kıyılan insanlar... bunların hepsi sivildi, savaşta olan ve ölümü göze alanlar için cenevre savaş hukuku var, ancak siviller için halkın vicdanı ve anayasa var
  3. güçlünün güçsüze zalimlik yaptığı gibi bir iddia varsa bu tarafsız kuruluşlarca soruşturulur, ya da soruşturulmasına izin verilir, her şeyin sahibi olan güçlünün enformasyonunun hiç bir manası yoktur. örneğin ambulansın cizre bodrumlarına yanaşmaya çalıştığı ve buna keskin nişancıların izin vermediği milletvekili düzeyinde dile getiriliyor, bakan " kontrol edemiyorum" diyor. suçlu kim?

    yukarda "he he hep mağduriyet" babında dalga geçen arkadaş, diyelim ki ikimizin de bilgisinin sınırlı olduğu bir konuda gerçeğin araştırılmasından güçlü olan neden kaçar? bm düzeyinde dillendirilmiş bodrum yakma olayında neden bir araştırma komisyonu kurulmaz? daha kendine yapılmış darbeyi araştırmaktan korkacak kadar sıkıntılı bir yapı neyi tarafsızca soruşturabilir.

    gezide insanlar havuz medyasinin ve emniyet güçlerinin 2013'ün taksiminde neler yapabileceğini gördüğünde, acaba dedi? 90lar gibi basının öldürülerek susturulduğu yıllarda neler olmuştur ve bize nasil satılmıştir.

    bugün meclisin göbeğinde anayasa ihlal ediliyor, pervasızlık hangi düzeylerde görüyormusunuz, orada başıboş bırakılmış bir jöh pöh elemanı neler yapılabilir, onu hangi kanun bağlar bir düşünün.

    kayyum gibi bir hukuksuzluk dayatılırsa buna radikal bir direnç dogar, suikastı onaylayacak değıliz hiçbirimiz ama bunlar olur, günde 1000 defa yanlış diyelim ve kınayalım, hayatı mahvedilmiş biri cıkar bunu yapar.

    çözüm sürecinin silah birakma noktasına geldiği zaman masadan kalkan devletin kendine bulduğu ceylanpinar bahanesinde bugun tutuklu sanik kalmadi, ama masadan kalktigindan beri yüzlerce insan öldü.

    her şeyin oy için yapıldığı bu güç bunalımından mazluma sığınırım, hayat kimseyi, güçlüyü zorbayı savunmak zorunda bırakmasın.

    hepimiz barış istiyoruz, hepimiz inaniyorum ki sevgi dolu insanlarız, ama bu kadar kolay reddedemeyeceğimiz gerçeklikler var, inanmaktan korktuğumuz, güçlülerin gücünü kaybetmemek için yapacaklarının sınırı..
  4. insanlar allahtan, canı bir kere yanmamışların pervasız cümlelerine bakarak, savaşı görmemiş sırtı semizlerin barış isteyenlere "sevimli gözükmeye çalışan ağlaklar" demesini önemseyerek yaşamıyor. bu konuyu sosyolojik olarak araştırmayan, empati kurmayan, toplum psikolojisinden bihaber, silahtan başka bir şeye kafası çalışmayanlarla çözemezsiniz, çözemezsiniz ve zorba bir 3. dünya faşizminde yaşamaktan da kurtulamazsınız