cumhuriyet halk partisi - youreads



  1. selin sayek böke ve fikri sağlar'ın eşbaşkan olarak başına geçmesi gereken parti. hayır cephesinin birlikteliği ve güçlenmesi açısından şu anda şart.
  2. bir düzen partisi
  3. habertürk gazetesi yazarı oray eğin'e göre; 2019 başkanlık seçimlerinde, başkan adayı olarak ilhan kesici'yi gösterecek olan ana muhalefet partisi.
  4. Aha şu tweet'in sahibinin mensup olduğu parti.

    Önceden şunu söyleyeyim; belki beni amansız bir pkk karşıtı, antikömönöst olarak biliyorsunuz, belki de bilmiyorsunuz. Çoğu zaman da öyle yorumlar yaptım. Bazılarını yazdığım için gurur duydum. Ama bazıları da var ki yazdıktan bir ay falan sonra yazdığımda ‘’ulan iyice saçmalamışım la ehehehe’’ dediğim… O ikisi arasında öyle upuzun, öyle ince bir çizgi var ki!
    Elzem olan, o çizgiyi kendi lehine kullanmak. Bunu başardığın zaman kitlelerin (sürüler diyor bazıları) peşinde koştuğu bir insan oluyorsun. ‘’Siyasetçi’’ demedim dikkat edersiniz. Herhalde kimden bahsettiğimi anlamışsınızdır. ^:meeee meee^
    Tabi artık yakınçağ bitti, dijital çağ geldi. Artık kalemle yazmana, anlatmana gerek yok, tweet atabiliyor, favlayabiliyor, rt bile atabiliyorsun. Eh, bu alemde de herkes istediğini yazabiliyor, istediğini söyleyebiliyor, eleştirebiliyor.^:ama sorgulamasını hukuk yapar.^ Sonuçta ifade özgürlüğü değil mi?
    İşte bunun bir örneği de bu. Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Ali Şeker, Türk Tabipleri Başkanı Raşit Tükel’in ve diğer TTB mensuplarının göz altına alınmasını kendi bakış açısından değerlendiriyor. 12 Eylül ile ilişkilendiriyor, ‘’faşizm insanlarımızı hedef alıyor’’ diyor.
    Şu an bu satırları yazıya döken kişi, bir insanın kendi düşüncesini ifade etmesini eleştirmeyecek. Eleştirmemeli de. Ama bu kişinin mensubu olduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne bir çift lafı var.

    Yıllar öncesine gidelim.

    Milli Mücadele döneminde, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin ricası üzerine Kızılordu benzeri bir milli kuvvet kuruldu.^:yeşilordu^ Hatta mecliste komünist bir partide kurdurttu.
    Bu gelişmeler üzerine ne oldu sizce?
    Çerkez Ethem’i bilirsiniz herhalde? Hani düzenli orduya katılmayı reddeden milis komutanı.
    Nereye katıldı? Yeşilordu’ya.
    Ardından isyan etti.
    Bütün bunlar yetmezmiş gibi o partinin seçimlerinde istenmeyen olaylar oldu. Mustafa Kemal Paşa’nın baş muhaliflerinden biri parti başkanı seçildi.
    E parti de lağvedildi. Çerkez Ethem Yunanistan’a kaçtı. Gerisini biliyorsunuz.
    Yeni Türkiye bu şekilde ‘’sosyalizme hayır, sovyetlere evet!’’ demişti.
    Peki sonra ne oldu?
    SSCB bize ‘’hayır’’ dedi. Nasıl mı?
    Bize yaptığı yardımları kesti. Bahane olarak Volga’daki kıtlığı gösterdi.

    Ah, ah…

    Biz o yardım olmadan Kütahya-Eskişehir Savaşları’nda Sakarya’ya kadar geri çekilmek zorunda kaldık. Yunan güçleri becerikli olsa yok olabilirdik de! Bıçağın kemiğe dayandığını gören SSCB de bize tekrar yardımda bulunmaya başladı.

    Şu açıklığa kavuşsun. SSCB’nin yardımları olmadan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması çok zor, bana göre imkansızdı. Bu yazdıklarım bir topluma herhangi bir ideolojinin dayatılması sonucu gelişen olaylar. Konu sadece komünizm değil yani, aynısı kapitalizm, pragmatizm, anarşizm vb. için de geçerli.

    Ki Cumhuriyet Halk Partisi kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, faşizmi de değerlendirmiş şu sözlerle: ‘’Hayır. Ne komünizm ne de faşizm... Bu iki ideoloji de memleketimizin, ulusumuzun gerçeklerine karakterine asla uymaz. Şunu da hemen ilave edeyim ki, ne faşizmin ne de Nazizm'in sonu yoktur.’’

    Anlaşılacağı üzere Mustafa Kemal Atatürk, ‘’birbirlerinin düşman kardeşleri olan’’ faşizm ve komünizm ideolojilerinin ikisinin de karşısında durmuş.

    Şimdi sözüm ona Atatürk’ü seven, sözüm ona fikirlerini yaşatan ve yaşatmaya devam eden Cumhuriyet Halk Partisi, ‘’halkların partisi’’ olmuş.

    Çok üzücü.

    Üzüldüğüm diğer bir nokta da şu; o tweeti atan adam siyasi görüşünü belli edemiyor. Arada sırada sızdırıyor içinde ne hissettiklerini.

    Dipnot: Bu yazdıklarım o paylaşımı atan kişi ile olumsuz bir eleştiri içermemektedir.
  5. dersim bombacılığından ödün vermesi sebebiyle eleştirilere konu olan parti.
  6. türkiye cumhuriyeti'nin selameti açısından behemehal kapatılması gereken partidir.
    zira artık atatürk'ün kurduğu parti olma ile alâkası kalmamış, sadece muhalefette kalmak ve iktidarın mevcudiyetini sürdürmesi için dizayn edilmiş bir oluşum halini almıştır.

    not: sakın bana "ama kapansın da iktidar daha da kudursun, tepemize çıksınlar" filan gibi laflar etmeyin. bir kulağımızın arkası kaldı şey yapmadıkları! daha ne kadar dibe batabiliriz, daha ne kadar tepeye çıkabilirler?
  7. ermeni düşmanlığından ve dersim bombacılığından ödün verip afrin bombacılığına katılarak, türkiye cumhuriyeti'nin egemen sınıflarının selameti açısından en doğrusunu yapıyorlar. artık tam anlamıyla sosyal-demokrat olmuşlardır:
    domuz ye ✓
    savaşta kendi burjuvazisinin yanında saf tut ✓
    çağdaş uygarlık seviyesi® yakalanmıştır, kutlu olsun. swh

    muharrem ince (veya kocasakal), üç vakte kadar genel başkan olabilir. (eğer türkiye devleti'ndeki muhfazakarlaşma ve totaliterleşme devam ederse tabi -ki edecek gibi görünüyor) böyle bi koltuk değişimi tayipgillerin iktidarını ve ideolojik hakimiyetini sadece pekiştirecektir. belki rte'nin padişah gibi ilahlaştırıldığı iki partili bir (erbakancı bir akp'ye karşı ulusalcı bir chp'li ikili sistem) türk tipi abd sistemi kurulur. tekçi, sağ-popülist muharrem ve tayfasının genel başkan olması durumunda ayrıca partideki cia ajanı, sol-liberal ve komünistlikten dönme hizipler (zaza, alevi, karadenizli, anadolu hristyanı küçük klanları temsil ediyorlar) dışlanacaklar ve hdp'yle (kürt klanların bir kesiminin temsilcisi) yakınlaşacaklardır. tekçi-milliyetçi chp'liler ve reisçiler şimdiden kınalarını hazırlayabilirler, reformist sol ise siyasi sığınmacı olarak avrupa'ya kapak atma planları üzerine yoğunlaşır artık. ama ortalama bi tc vatandaşı için hayat değişmeyecektir.
  8. ne belediyecilik olarak ne de parti olarak halk ile alakası kalmamış, direk ya da dolaylı olarak iktidarın sol kolu görevini üstlenmiş partidir artık sadece.

    aday olmak için 150 açık oy bulamayan incenin kapalıda 450 oy alması , kocasakal'ın aday bile olamaması ne yazık ki kuzu kuzu oy atmaya giden kemik chp tayfasının gözünü açmaya yetmeyecektir.

    belediyecilik anlayışına baktığınız zaman chp'nin kalesi denilen izmirde bile halktan o kadar uzaktırlar ki sadece izban artı sistemi ve alsancak tramvayı bile %5 civarı oy kaybetmelerine sebep olacaktır. halbuki kültür ile ilgili olsun, çevre ile ilgili olsun chp belediyesinin en aktif çalıştığı dönemi yaşamaktayız. buna rağmen en çok oy kaybedecekleri döneme girecekler.

    ama asıl sorun seçmenin oy verirken bilinçli olmamasından kaynaklanıyor. futbol takımı tutar gibi parti tutan, oy atmayı düşündükleri parti kazanamaz diye ona oy atmayan, sırf diğeri daha az kazansın diye hiç beğenmediği bir partiye oy atan "koyunlarla kuzular" olduğu sürece chp ve ona denk partilerin sırtı yere gelmez.
  9. yazmayayım yazmayayım diyorum da duramadım: chp'nin mevcut durumu 1910'ların ortasındaki dönek alman sosyal demokrat partisini; yaşamakta olduğumuz dönem de 1914 ruhu'nu anımsatmıyor mu?