digor katliamı - youreads

  1. 14 ağustos 1993 yılında yapıldığı iddia edilen katliam. asker halka ateş açmış ve pek çok masum insan öldürülmüş. ben kendi yaşadıklarımı duyduklarımı aktarayım.

    tıp fakültesini bitirip digor'da mecburi hizmet yaptım. yani orada 12 ay yaşamak zorunda kaldım diyelim. bu katliamı orada asker ve polislerden öğrendim. onların anlattığına göre anlatıyorum. doğru yanlış bilemem. katliamın olduğu gün diğer ilçelerden gelen pkklılar sağlık ocağına bir roket atıyorlar bahçesine düşüyor oradaki türk bayrağını indirerek emniyet ve askeriyeye doğru ellerinde silahlarla yürüyüşe geçiyorlar. kızıltepe denilen tepeden askeriye bombalanıyor. bağımsızlık ilan etmek istiyorlar. askerler geliyor ve 17 kişi öldürülüyor. bana anlatılan bu. ben size bu olaylara karışıp sonra nasıl bir afla olduğunu bilmediğim bir adamı anlatacağım. dediğim gibi bu insan bu olaylardan sonra pkklı diye tutuklanmış ama her nasıl oluyorsa serbest bırakılmış tekrar en ufak bir suç işlemesi halinde iki cezayı birden yatacakmış. neyse bu amına koyduğumunun orospu çocuğunun durumu bu.

    şimdi bizim sağlık ocağında güvenlik falan yok. bir temizlik işleri yapan bir ambulans şöförü iki hemşire birde ben. yolda yürürken yoldan geçen çocuklar kürtçe küfrediyor suratıma. ben kürtçe bilmiyorum ama çocukların söylediklerinin ne olduğunu ambulans şoföründen öğreniyorum. yakaladım çocuk bir kez daha bana küfrederken. niye küfrediyorsun ben sana ne yaptım dedim. devletin adamısın sen dedi. neyse dedim yapacak bir şey yok. bu arada digorluları biraz anlatayım. biraz hayvancılık yapan var başka bir iş yapan yok sayılır. sürekli ziraat bankasında kuyruk oluyordu. yok mazot parası haftaya gübre parası ondan sonraki hafta başka bir şey parası sürekli adamlara yardım yapılıyor. tarlalarının boyutuna göre sözde. ben bir tane tarla görmedim aşı için tüm köylerine gittim. tarla falan yalan devlet bunlara sürekli bir yardım dağıtıyor. şimdi kaç lira dağıtılıyor bilmiyorum yanlış anlaşılmasın aşırı fakir ve eğitimsiz halk.

    neyse buranın esnafını ben denetliyorum zabıta ve benzeri bir şey yok. fırına gidiyorum pislik içinde bunları temizlemezsen fırını kapattırırım diyorum adam kapattırırsan tüm digor aç kalır diyor. tek fırın var. adam temizlemiyor ben bir gün hemşirelerimle gittim ve temizledik. zaten iki kahvehane ve bir de bakkal var. bakkaldaki tüm ürünler son kullanma tarihi geçmiş ürünler. alırken bak diyorum geçmişse alma. hiç bir şey değişmiyor. iki tutanak tuttum üçüncüyü tutarsam ceza alacakmış bu gavat. sonradan öğreniyorum ki karsta marketlerde son tarihi geçmiş ürünleri ucuza alıyormuş bu. bunu öğrendim gittim tuttum üçüncü tutanağı. gece kapım çalındı bu yanında üç kişi o tutanağı geri al diyor. ben de alamam dedim. bak benim başka cezam var o tutanağı al dedi. ben alamam dedim. bak sen olayı anlamadın doktor dedi diğer cezam pkk'dan o tutanağı al. pkk'dan olsa ne olacak dedim. bir gece aniden seni alırlar kimsenin haberi olmaz dedi. içeri girdim silahımı çıkardım sen kimi tehdit ediyorsun lan gavat dedim kafasına dayadım yanındakiler kayboldu. senin gibi kendi halkını kazıklayan zehirleyen gavat için pkk beni alıyorsa gelsin alsın dedim. sonra geceleri ortalıkta pek görünmemeye çalıştım. sürekli tetikteydim. bir ay rapor aldım mecburi hizmetim biter bitmez de istifa ettim.

    amına koyduğumunun hayvan bağlasan durmaz denilen yerde yapılmış katliammış. katliamdan kurtulanlar da devlet memurlarını tehdit ediyor.
  2. kürt sorununun neden siyasi yöntemlerle çözülmesi gerektiğine dair başka bir kanıt.

    sorunu çözersen, hikayede geçtiği gibi ne köylüye mazot yardımı adı altında rüşvet vermek zorunda kalırsın, ne insanlar o bakkala muhtaç kalır, ne de canı sıkılan dağa çıkar.