• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.70)
dunkirk - christopher nolan
dunkirk tahliyesi sonucunda 225 bin ingiliz ve kanadalı, 120 bin fransız askeri olmak üzere 345 bin asker, ölüm çemberinden kurtarılmasını anlatıyor.
  1. Filmin ilk trailer'ı sene başında yayınlanmış ben yeni izledim, şurada

    Christopher Nolan son dönemde ingiliz sinemasının en etkili ismi. Fakat pek kimse katılmasada ben bu adamı çok boş ve hollywood kafalı buluyorum. Filmlerinde hep bir çiğlik hep bir olmamışlık var. Kalabalık bir kitleyi etkilese yeter diyerek çekilmiş işler olduğunu düşünüyorum. Gerek interstellar gerek inception olsun, çok ardını araştırmayacak insanları ikna edecek kadar derin konular ama üzerine düşündüğünde her tarafında delikler bıraılmış sağlam olmayan işler. Eğlencelik seyir ürünleri yani. O sebeptendir ki içimde bu filmin başarısız olmasını isteyen pis bir parça var. Bu herifin balonu patlasın istiyorum için için.
  2. izlediğim en berbat nolan filmiydi.

    gerilim sahneleri müzikleri hoştu evet.zaten nolan denilince çekimde de bi farklılık çarpıyor gözümüze. ama filmin anlattığı doğru düzgün tek bir olay dahi yoktu. tamamen vakit kaybı bir ingiliz propagandası.
    kup
  3. en iyi sinematografiyi alır.
  4. en sevdiğim yönetmenlerden biri nolan, dolayısıyla pozitif bir ön yargıyla yaklaşıyorum adamın filmlerine. dunkirk için olumlu olduğu kadar ciddi olumsuz eleştiriler de aldı nolan. ama tabii ben olumsuz olanlara gözlerimi kapadım.

    önce şunu söylemek gerekiyor ki mutlaka dunkerque tahliyesi' ni wikipedia' dan falan bir okuyun ve konuya hakim olarak izleyin filmi. alman ordusu tarafından fransa' nın dunkerque kıyısında sıkıştırılan 400.000 askerin tahliyesini nolan tarzıyla izliyoruz. ben filmin mantığını ne yazık ki filmin sonlarına doğru anladım. büyük bir sürpriz falan olmadığından burada yazmakta bir beis görmüyorum. nolan filmi kara, deniz, hava olmak üzere üç parçaya bölmüş ve bu üç parçayı üç farklı zaman dilimiyle anlatmış. dunkerque tahliyesi sırasında havada geçen bir saati, denizde geçen bir günü ve karada geçen bir haftayı birbiriyle kesişen kısımların da büyük bir ustalıkla vererek izletiyor bize nolan.

    iki çok güzel nokta var filmde. ilki başrolde neredeyse kimsenin olmaması. fakat buna rağmen nolan seyircinin ilgisini sahnede tutmayı başarıyor. bu bence kolay bir iş değil. tam olarak bağ kurabildiğiniz tek bir karakter bile yok belki, yine de geriliyorsunuz fazlasıyla. nolan sizi sinema koltuğundan alıp dunkerque kıyılarına taşımayı başarıyor. o çaresizliği, ölüm korkusunu fazla fazla hissettiriyor.

    ikinci nokta ise gözümden kaçmışsa bilemem ama filmde tek bir alman askeri bile görünmüyor. bu muhteşem bir olay, enfes bir detay. belki de seyircinin bu kadar gerilmesini sağlayan nüans bu. bir düşman var, saldıran var ama nereden ne zaman geleceği belirsiz, kim olduğu belirsiz. askerler onları nasıl görmüyor, nasıl korkuyla bekliyorsa siz de öyle bekliyorsunuz işte. müzikler de gerilimin artmasında önemli bir etken ki youtube' da bununla ilgili bir videoda vardı.

    okuduğum kadarıyla nolan' ın bu filmle ilgili ısrarla söylediği bir cümle vardı; ''bu bir savaş filmi değil'' nolan bunu söylerken benim anladığımı mı kastetti bilmiyorum. ben, bir macera, aksiyon beklemeyin diye yorumladım bunu ve zaten beklemiyordum de. yine de daha fazla aksiyon sahnesi olacağını düşünmüştüm. peki olmadığı kötü mü olmuş derseniz, asla derim, hatta çok iyi olmuş.

    son yorumum şu olacak; bu filmi bir başkası çekseydi ya çok daha fazla beğenilirdi ya da çok daha fazla eleştirilirdi. bir bakıma aslında bu da nolan özgünlüğünün bir kanıtı, bir nolan başarısı bence.
  5. filmi üçe bölmeleri başta kafanızı karıştırsa da olayların sırasını anladığınız zaman filmi daha zevkle izlemenize sebep oluyor. hikayelerde güzelce birbirine bağlanmış ve hangisinin nerede olduğuyla ilgili yeterince ipucu veriyorlar.

    !---- spoiler ----!

    filmin savaş karşıtlığı eleştirisi çok ağır ve bütün film boyunca devam ediyor. kahramanlığın, yüksek söylemlerin arka planda ne kadar boş olabileceğini, savaştan kaçmaya çalışan korkakların da hayat kurtarabileceğine değinilmiş. fakat biraz aşırı işlenmiş artık gözünüze sokarak ikna etmeye çalışıyorlar.

    en etkileyici sahneleri ise sivillerin yardıma gelmesi ve boş yere ölen çocuğun kahraman ilan edilmesiydi.
    !---- spoiler ----!
  6. yönetmeni için izlediğim fakat çok sıkıldığım bir film oldu. yaaa şu sahne çok iyiydi diyebileceğim yeri yoktu açıkcası.
  7. görsel olarak oldukça etkileyici, çarpıcı, gerçekçi bulduğum 2017 yapımı christopher nolan filmi. bol bol milliyetçiliğe, vatanperverliğe bulanmış hikayesi ise beni aynı ölçüde etkilemedi açıkçası.

    filmin sunduğu görsel şölenin yanı sıra sık sık gerilim unsuru olarak kullanılan müzikleri de enfes. filmi ayakta tutuyor çoğu yerde bu müzikler. sonlara doğru yerli yersiz çalmaya başlayan o tanıdık kahramanlık notalarını bu yorumumun dışında tutuyorum tabii.

    hikayesi için değil ama sunduğu birçok başka güzellik için izlenebilir. trailer
  8. dün gece pek de dikkatimi vermeden izlemeye başladığım ama sonunda "neymiş bu ya" dedirten film oldu.

    nolan'ın alamet-i farikası olan yeni anlatım teknikleri keşfetme azmi bu filmde de öne çıkıyor. müziğin kullanımı oldukça radikal ve heyecan verici. farklı zaman akışına sahip olan üç farklı hikayenin anlatımında sahne geçişlerine aldırmaksızın müziğin değişmeden akıp gitmesi filme acayip bir bütünlük katmış. öyle ki, sanki bu hikayeler, ortak özellikleri her neyse oradan iğnelenmiş ve yan yan bir ipe dizilmiş gibi olmuş. bu hikayelerin içinden ok gibi geçen müzik, hikayelerin ilk bakışta pek de görünür olmayan o ortak özelliklerini birbirine düğümlemiş. ve müziğin bu şekilde kullanımı hikayeleri öyle bütünlüklü bir bohça içinde sarıp sarmalamış ki, nolan sanki eğlence endüstrisi içinde ünlü ve zengin bir film üreticisi değil artık, felsefi bir şeyler söylemeye çalışan bir estetisyen. nolan belki de bu yüzden filmin savaş filmi olmadığını söylemiştir. filmin kolayca kendini açığa vurmayan, müziğin dokuduğu felsefi bir yönü var.

    bunu çok etkileyici ve yenilikçi buldum. zannediyorum müzik öyle kullanılmış ki, hikayelerin birinden cereyan edip filmin akışına katılan her müzik parçasının farklı bir anlamı var; farklı bir insanlık durumuna, farklı bir renge tekabül ediyor. bunu daha iyi oturtabilmek için filmi tekrar izlemem gerekecek.

    anlatıma ilişkin bu yenilikçi çerçevenin içeriğine ve meramına gelince , bunu açıkçası acil derecede önemli bulmadım, üstünde de çok düşünmedim - henüz. ama filmin amacının uzaktan yakından milliyetçilik ve kahramanlık propagandası olmadığına neredeyse eminim. tam tersine film bu nosyonların esaslı bir eleştirisi. bunu görmek için son sahneye dikkatli bir gözle bakmak yeterli sanıyorum.