1. Tanımlamak gerekirse; psikolojik olarak sigaranın yerini doldurmayı amaçlayan sigaramsı oluşum demek yanlış olmaz. bundan sonrası sigara içmeyenler için anlam taşımıyor olabilir. "spoiler" uyarısı koymayı uygun buldum.

    !---- spoiler ----!

    çok yakın zamanda ofiste bir arkadaşımın elinde, pardon ağzında gördüğüm zaman dikkatimi celbetti. Gerçi arkadaşım e-sigarayı resmen emziğe çevirmişti; fakat kendisi konumuz için iyi bir örnek olmayabilir. Ya da çok güzel bir örnek olacak. Dur bakalım:

    internet ortamında yaptığım incelemeler sonucunda e-sigara ile ilgili çelişik bilgilere ulaştım. Birkaç kullanıcıya ulaşıp canlı görüşler aldım. Doktorumu arayıp uzman görüşü edindim. Burada da henüz kullanmaya başlamadığım e-sigara hakkında edindiğim bilgileri paylaşmak istedim. Umarım kullanmaya başladıktan sonra da deneyimlerimi yazmaya fırsat olur.

    her şeyden önce sigaranın her türlüsünün zararlı olduğunu kabul etmek gerek. şu anda paylaşacağım bilgiler halihazırda sigara tüketen ve bırakma eğiliminde olan ya da bırakmaya meyil edebilecek olanlar için bir paylaşımdır. sigara ile tanışmamışlar için özendirici olmasını istemem. çünkü şurası kesindir ki e-sigara bir tür hobi gibi. sigara içmekten daha çok o ritüelin içine girmek gibi bir şey. mümkün olduğunca konuyu dağıtmamaya çalışıyorum. devam edelim.

    dünyada e-sigara kullanımı 2005'li yıllara dayanıyor. bizdeki geçmişi ise henüz çok yeni. özellikle amerika'da çok yaygın şekilde kullanılıyor. dünyanın en başarılı e-sigaralarının ise avrupa'da hatta ingiltere'de üretildiği iddia ediliyor. peki, aslında nasıl çalışıyor bu meret? cihazın içinde "atomizer" adı verilen bir yapı var. buna motor da diyebiliriz. bunun yanında bir de kartuş var ki bu kartuş bir tür sıvı ile dolduruluyor. bu sıvıya da "likit" adı verilmiş ki kanımca orijinal adı "liquid"den geliyor. atomizer abimiz bu likitin ısınmasını sağlıyor ve ortaya soğuk buhar çıkarıyorlar. atomizeri aktif hale getirmek için de havayı içerden üflemek gerekiyor. İşte burada da kullanıcı devreye giriyor ve içine çekiyor. biraz zorlarsak hatta hiç zorlamadan da bizdeki nargileye benziyor diyebiliriz. piyasada adı geçen aparatların neredeyse bin çeşidi var. likitlerin ise aromalarına göre çeşitleri değişiyor. kurabiye aromalıdan mangolusuna kadar geniş bir yelpaze var. cihazın ayda bir atomizer ve belli aralıklarla da likit bakımı yapılıyor. tüm bunlar 50 - 250 TL aralığında gerçekleşiyor. ekonomik anlamda yoğun sigara tüketicileri için bu rakamlar daha büyük anlamlar taşıyor olabilir.

    şimdi de e-sigaranın tıbbi açıdan nasıl değerlendirildiğini inceleyelim:

    dünya sağlıkçıları e-sigara konusunda resmen ikiye bölünmüş durumdalar. e-sigaranın en az sigara kadar zararlı olduğunu düşünen kesimin savunması şu sekilde:

    1 - e-sigara likitinin temelinde "propilen glikol" (PG) ve "bitkisel gliserin" (VG) vardır ve bu baz üzerine nikotin ve organik tatlandırıcılar eklenerek istenilen nikotin seviyesinde, istenilen aromada e-sigara likiti üretilir. propilen glikol denilen meret aslında şeker içeriyor. dolayısıyla ciğerlere şeker karışımı "inhale" ediliyor; yani gönderiliyor. zatürreye sebeb olma ihtimali var. bu iyi bir şey değil.
    2 - sigara tüketiminin sınırları organik olarak çizilebilinir. yani üst üste belli sayıda sigara tüketebilirsiniz. vücudunuzun ihtiyacı olan nikotinden fazlasını alamazsınız. vücut tepki verir. fakat e-sigara bir süre sonra elinizden düşürmediğiniz bir oyuncak haline gelecek ve uzun vadede aslında sigaradan aldığınız nikotinden fazlasını alacaksınız.
    3 - kullanım rahatlığı yüzünden sigaranın bağımlılığına yakın bir bağımlılık yaşanacaktır.

    şimdi de e-sigara taraftarlarını dinleyelim.

    (yalnız tekrar etmek gerekirse; kimsenin sigarayı hatta e-sigarayı desteklediği felan yok. sadece kötünün iyisini bulma arayışı içinde olduğumuzu tekrar söylemek gerek. önünde sonunda bu meret terk edilecektir ve bu da o aşamalardan biridir.)

    1 - evet, "propilen glikol" bir tür şekerdir; fakat bunun "inhale" edilmesinden doğan herhangi bir vaka kayıt edilmemiştir. e-sigaranın vücuda vermiş olduğu olası hasarları test etmek için gerekli kuluçka dönemi tamamlanmamıştır. şu andaki tüm veriler farazidir.
    2 - doğru, bir süre sonra elinizden düşürmediğiniz bir oyuncak haline gelecektir e-sigara. fakat zamanla ayarlanarak azaltılan nikotin seviyesi sayesinde aslında uzun vadede bir sigaradan alınan nikotine bile denk gelmeyecek miktarlarda nikotin tüketilecektir. eser miktarda nikotin ile en son olarak sıfır nikotinli likitlere geçilebilir. bu sayede vücut artık nikotini tamamen unutmuş olacaktır.
    3 - bağımlılık konusunun tamamen nikotin endeksli olduğunu varsayarsak (bakınız madde 2).

    Anlaşılan odur ki; e-sigara ile ilgili tıbbi olarak kimse zararsız olduğunu savunmamaktadır; fakat sigara ile karşılaştırıldığında gözle görülür bir fark olduğu da aşikardır. benim özellikle "inhale" edilen yani ciğere çekilen likitin ciğere verebileceği olası zararları konusunda ise şu video biraz da olsa içime su serpti diyebilirim. gerçi bunun da bir tür "setup" olup olmadığını bilemiyorum. yoksa...?!

    şimdilik bu konudaki araştırmalarım bu kadar. yakın zamanda kullanmaya başlayacağım e-sigara ile ilgili canlı deneyimlerimi de paylaşmak isterim.

    !---- spoiler ----!

    edit 1 direnişin ilk günleri

    edit 2 değişiklikler oluyor

    edit 3 nikotin eksikliği hissediliyor

    edit 4 e-sig'e alıştım

    edit 5 farkındalık başlamış

    edit 6 "eşik" nedir, ne değildir?

    edit 7 e-sig ortamlarına dalış

    edit 8 nikotin krizleri bitecek mi?

    edit 9 krizlerde son durum

    edit 10 yılın neredeyse yarısı geride kaldı

    edit 11 "flavour chaser" da ne ola ki?

    edit 12 sıkça sorulan sorular ve cevaplarım

    edit 13 daha sıkça sorulan sorular ve daha çok cevaplarım

    edit 14 sigarasız bir yılı doldurdum

    edit 15 iki buçuk yıl olmuş!
  2. Bu yazının devamı olarak;

    edit 1: e-sigarayı kullanmaya başlayalı dört gün oldu. durum bildiğiniz gibi değil. burdan mı devam etsem yeni bi girdi mi yapsam bilemiyorum. aslında bilmediğimden değil kafam güzel. nikotin çarpıyo sanırım. nikotin az geliyor. ben biraz sert bi giriş yapıp sigarayı komple bıraktım. hiç içmiyorum. tabii e-sig beni tam manasıyla kesmedi. ama direnmeye devam. bakalım ne kadar sürecek bu direniş!
  3. Bu yazının devamı olarak

    edit 2: Bugün 5. gün ve gün geçtikçe nikotine karşı olan hassasiyetim azalıyor. Artık ilk günlerdeki baş ve karın ağrılarım kalmadı. Fakat hala ciğerlerin temizlenme süreci başlamadı, kafam ona takıldı. Ne bir zift ne bir katran, vücuttan ayrılan bişe yok henüz. Sanırım hemen olsun istiyorum her şeyi. Biraz sabır. e-sig hala tatmin edici değil; ama yılmak yok. sık dişini.
  4. Bu yazının devamı olarak

    edit 3: bu sabah itibariyle bir haftadır sigara içmiyorum. işin asıl sevindirici tarafı içmek istemiyor oluşum. hatta sigara içilen ortamda ara ara rahatsızlık duymaya bile başladım. fakat hala nikotinin eksikliğini hissediyorum. ilk günlerdeki gibi olmasa da arada kafa gidiyo, kendimi seda sayan programını izlerken buluyorum. sonra sanırım oksijen geliyo tekrar ve "la ilahe illallah" nidaları ile ayrılıyorum ekranın başından. resmen dişimi sıkıyorum, e-sig'in işe yarayıp yaramadığını henüz idrak edemedim.
  5. Bu yazının devamı olarak

    edit 4: ikinci haftamı sigarasız bir şekilde tamamladım. canım sigara istiyor mu? hem de nasıl! fakat bu cihaz şimdiye kadar her canım sigara çektiğinde imdadıma yetişti. gerçi her an sigara yakılabilir durumlar olmadı değil; fakat sanırım ben kendimi çok hazırlamışım sigara içmemeye. artık sigara kokusundan tam anlamıyla rahatsız olmaya başladım ve daha önce sigara içilmiş ortamları ayırt edebiliyorum. acıkmaya başladım; yiyorum. tahmin ettiğimden daha fazla e-sig ile gezmeye başladım. fakat hala kapalı ortamlarda içmeye çekiniyorum. halkımız buna henüz hazır olmayabilir. ya da ben henüz dayak yemeye hazır değilim. hala işe yarayıp yaramadığı hususunda çekincelerim var; fakat iki hafta nasıl geçti onu bilemiyorum. hayırlısı!
  6. bu yazının devamı olarak

    edit 5: sigarasız yirmi dört gün. * daha iyiyim. editlerime baktım da nikotin eksikliği beyindeki oksijeni yemiş sanırım. biraz saçmalamışım. zaman geçtikçe saçmalama süresi kısalıyor. ya da ben nikotini suçluyorum. yani ben hep saçmalıyodum.

    PS: anlaşılan nikotin eksikliğine henüz alışamamışım. yine saçmalıyom. en azından sigarasızlığa alıştım. daha iyi hissediyom. oksijen beynime ulaşınca bişeler yazıcam.
  7. bu yazının devamı olarak

    edit 6: bugün yirmi beş gün oldu. dünden farklı olarak bugün kendimi daha iyi hissediyorum. en azından nikotin eksikliğini çok hissetmedim. bir "eşik" olduğunu kabul edersek, sanırım ben o eşiği bugün atlattım. bu sabaha kadar her sabah kahvaltıdan sonra baş dönmelerine, karın ağrılarına maruz kalırdım. bu sabah kendimi dinç hissediyorum. umarım "eşik" diye bir şey vardır ve ben bugün onu atlamışımdır. hadi hayırlısı.

    PS: bu saate kadar henüz e-sig'den de çekmedim. nooluyo ya?!
  8. bu yazının devamı olarak

    edit 7: Sigara içmeyeli 40 gün oldu, hatta biraz daha fazla. Artık saymıyorum kaç gün olduğunu. Aylık olarak sayacağım. İlk ayı bitirmiş oldum. İlk on-onbeş günlük nikotin krizleri günler geçtikçe azalmıştı. Birinci aydan sonra bu krizler neredeyse üç günde bir olmaya başladı. Sigara içme arzusu kalmadı; fakat hala arada sırada elimde bir şeylerin eksikliğini hissediyorum. İşte tam o anlarda e-sig devreye giriyor ve tabiri caizse, durumu idare ediyor. Sigara dumanına karşı bir rahatsızlık peydah oldu. Nefes alamıyormuşum gibi hissediyorum. Yemeklerden sonra ve kahve içerken gibi ritüel durumlardaki sigara ihtiyacı kayboldu.

    Kullandığım e-sig modelini değiştirdim. Hatta “upgrade” ettim diyelim. Daha az nikotin, daha bol buhar. Bir süre sonra bu işin hobi halini aldığını gördüm. Bu saatten sonra “içmek” ya da “buharlanmak” dışında yeni makine, yeni teknolojiler, daha uzun batarya ömrü, likit kalitesi, aroma karışımı vb. konularda kafa yormak halini alıyor. Bir iki kullanıcı ile tanıştım. Bu e-sig kullanıcıları arasında değişik bir bağ oluşmuş. Sanki yıllardır birbirimizi tanıyormuşuz gibi hemen sohbete girdik. * İnsanlar kullandıkları ürünleri değiş-tokuş ediyorlar, bilgi alış-verişi sağlanıyor. Herkes kullandığı ürünlerin özelliklerini, kişiselleştirdikleri aletlerini anlatıyor. Likitler paylaşılıyor, buharlar yarıştırılıyor. Şakalar, komiklikler…Allah Allah, dedim; n’oluya ya!?

    Buranın konusu değil; fakat insanlar bir gruba dahil olmaktan çok memnunlar. Hatta bu grup az da olsa bilgisi dahilinde olduğu bir konu ile ilgili ise daha bir bağlayıcı oluyor. Sigaradan kurtulmuş insanların hikayeleri bir tür “startup” gibi. Bu insanların kimisi büfeci, kimisi müdür, bizzat tanıştığım bir doktor da var. Amerika’daki alkol bağımlıları deneyim paylaşım platformu gibi olduk.

    Kötü değil; hatta çok iyi bile. Fakat böyle kaçar gibi, saklanarak buluşmalar, romantik heyecanlar vb. sorarsan e-sig kullanıyoruz, toplaşıp buharlanıyoruz. Ama birine anlatınca, yurtdışına beyaz kadın çıkarıyormuşuz hissi uyandırıyor.

    Sigara işi bitti mi bitmedi mi, henüz bunu söylemek için erken. Fakat yeni bir hobinin başladığı kesin. Gelişmelerle birlikte olmak üzere.
  9. bu yazının devamı olarak

    seyir defteri: sigarasız 76. gün.

    son sigaramı söndürdüğüm gün dün gibi gözümün önünde. işin kötüsü son sigaranın kokusu da hala burnumda. şimdi bu sigaradan kurtuluş hikayemin çok ilginç bir devresini sizinle paylaşmak isterim.

    sigarayı bırakanların geçirdikleri bir adaptasyon süreci vardır. kimi bunu bir haftada kimi üç günde atlatır. benimki tam olarak 11 gün sürdü. daha önce de bırakma tecrübem olmuştu ki orada da 11 günlük bir eziyet devresi yaşamıştım. "eziyet" diyorum; çünkü bu dönemde ağızda aftlar, olmadık yerlerde sivilceler, ağızda kuruluklar, öksürükler ve bilimum vücudu terk eden zehirler * , baş dönmeleri, mallaşmalar, tansiyon düşmeleri vb. birçok semptomla karşılaşılmıştır. tabii bu arada sigaraya duyulan istek tavandadır.

    bu devre atlatıldıktan sonra -kendi adıma konuşuyorum- bir hafiflik, sigarayı hiç içmemişçesine bir rahatlık, yediklerinden alınan tat, sabahları öksürmeden uyanmalar vb. gibi güzellikler ile yüzleştim. artık bu saatten sonra sigarayı arayacağımı hiç sanmıyordum. hatta içenlerin dumanı beni rahatsız etmeye bile başlamıştı. burada bahsettiğim gibi.

    fakat yaklaşık 60 gün sonra ne olduysa artık duman beni rahatsız etmez oldu; hatta hoşuma bile gitmeye başladı. "yakın bir tane de kokusuna doyalım bari" demedim, ama içimden de geçmedi değil. verseler bir dal yakacakmışım gibi hissetttim. gerçi evde bir paket sigaram acil durumlar için hala duruyor; fakat ben bu durumu daha derinlemesine incelemeye karar vermiştim. sigara zaten içilmeyecekti; fakat başıma gelen bu durumun nedenleri not edilecekti.

    anladım şudur ki; benim gibi nikotin bağımlılarının vücudundan nikotin tam olarak ayrılmıyor. ya da en azından bu süre zarfında ayrılmamış, resmen kuluçkaya yatmış. her an için direncin kırılması ile birlikte tekrar peydah olmak üzere saklanıyor. neredeyse bir aydır sigara içmeyen ben bir tek dal sigaraya tav olacak hale geldim. tabii ki "bir tek daldan bir şey olmaz" şeklinde bir tavır içine girmedim ve sigara yakmadım; fakat bıraktığım gün kadar zorlandığımı itiraf etmeliyim.

    bu nikotin yoklaması yaklaşık bir hafta sürdü. sonrasında yine hiçbir şey olmamış gibi sigaradan uzaklaştım mental olarak. duman yine rahatsız eder oldu. buradan şu sonuca vardım; nikotin belli aralıklarla ve azalan sürelerle tekrar tekrar vücudu yokluyor. zaman çizelgesi büyüdükçe nikotinin yarattığı kriz dönemlerinin süreleri kısalıyor. bırakmanın ilk gününü takip eden iki hafta bir kriz yaşanmıştı. toplamda iki aydan sonra bir haftalık bir kriz yaşandı. böyle bir frekansta seyrederse sanırım bir sonraki ay ya da iki ay gibi bir sürede bir haftadan daha kısa sürecek bir kriz daha gerçekleşebilir. üçüncü safha ise toplamda üç ya da dördüncü ayda üç ya da dört günden kısa bir krizle sonlanacak gibi görünüyor. gittikçe kısalan kriz anları günlerden saatlere düşer mi ve hatta dakikalara? birlikte göreceğiz.

    o sırada e-sig kullanmaya devam ediyorum. kendime yeni yıl hediyesi olarak yeni bir makine sipariş etmiştim. yeni yılın son günü elime ulaştı. çocuklar gibi sevindim. bu bir e-sig sayılmaz. daha çok bir tür "buhar makinesi". su buharı üreten motorlu ve akülü bir makine resmen. bunun gibi bir makine * bu kadar profesyonel bir makineye geçmemin sebebi ise nikotin tüketimini tamamen sıfırlamak isteği. bu makineler aroma tadını yüksek oranda hissetmenizi sağlıyorlar. bu yüzden nikotin derecesini sıfıra çok yakın tutabiliyorsunuz. yakın zamanda tamamen nikotin-free aromalar kullanmaya başlayabilirim umarım. nikotin kullanımını tamamen sıfırladıktan sonra da bu makineden ayrılma safhası başlayacak ki bu safha sigaradan ayrılmaktan daha meşekkatli olmayacak, inanın bana.

    süreci heyecanla devam ettiriyorum. ayrıntıları paylaşmaya devam edeceğim.
  10. bu yazının devamı olarak

    Bugün itibariyle 131. Günü tamamlıyorum. Nikotin krizleri tahmin ettiğim gibi uzun vadede daha kısa hale geldiler. Yani, haftada bir-ikiden ayda bir-ikiye ve daha da genişleyecek bu frekans. Sabahları içme isteği neredeyse tamamen kayboldu. Öğle yemeğinden sonra da olmasa içmem durumundayım. Yalnız akşamları hala içmem gerekiyor gibi hissediyorum.
    Nikotin seviyesi oldukça düştü. 0,9 mg ile başladığım yolculukta şu an 0,3 mg kullanıyorum. Hatta nikotin fazla gelirse boğazım yanıyor. Bir ara 0 mg nikotin denedim. Yok, hiç tat alamadım. Şu an nikotinsize alışmak için erken sanırım. Yine de önümüzdeki 40 gün içinde bugünkü nikotin seviyemi de düşürmeye çalışacağım. Acele etmek yok.

    Nefes alış verişler, sabah uyanmalar, kısa koşularda nefes, hastalıkla mücadele konularında yol katettiğimi düşünüyorum. Nasıl? Şöyle;

    Sigara içtiğim dönemde nefes alırken ciğerden geldiğini düşündüğüm hırlama şimdilerde kayboldu. Esig başlamadan önce bir ciğer filmi çektirmiştim. Sanırım yakın zamanda bir tane daha çektirmeliyim. Duman seviyesini merak ediyorum açıkçası.

    Sigara içtiğim dönemlerde sabahları yataktan kalkmak için özel bir çaba sarfediyordum. Hatta bazı günler kalkamıyordum bile. Şimdilerde bu problem tam anlamıyla ortadan kalktı diyebilirim.

    “asansörü tutar mısınız?” dedikten sonra asansöre kadar atılan sprint sigara içtiğim dönemlerde orta mesafe bir maratona eş değerdi benim için. Şimdilerde merdivenleri nefes nefese kalmadan çok rahat çıkabiliyorum.

    Bu kış ankara’da herkes bir tur hasta oldu. Ben de oldum. Fakat iki gün içinde atlattım. Aslında sağlıklı birinin mikrop kaptığında direncini sağlama süresi bu kadardır kanımca. sigaranın vücut direncine olan etkisini açıkça görebiliyorum. Hasta olduğumda esig içemedim. Hiç tad gelmiyordu ve doyurucu değildi. Halbuki sigara hastayken de içilebiliyor ki bu daha kötü. İyileşme süreci sürekli öteleniyor.

    Şu ana kadar sigaradan bir fırt bile almadım ve hatta dumanından duyduğum rahatsızlık gün geçtikçe artıyor. Artık nadirleşen krizler dışında sigara aklıma gelmiyor desem yeridir.

    ayrıntıları paylaşmaya devam edeceğim.