feminizm - youreads



  1. insan hayret ediyor.
    git gide büyüyen bir anti-feminizm hareket var. feminizme ve feminizm araciligiyla kadinlara saldirmak iyice moda oldu.
    9gag'da bu "equality bitch" ile basladi. belki bu hareket saglikli bir elestiriden dogdu. kimi feminist kuruluslarinin gitgide radikal olmasi, amacindan sapmasini elestirmek istiyordu. ya da sadece komik bir konsept gibi durmus olabilir. ilkinde, ikincisinde, ücüncüsünde güldük eglendik ama artik is akil almaz boyutlara ulasti.
    kafasindan uydurdugu durumlara sinirlenenler, feministleri kadinligin asil düsmani olarak görenler, her dövülen kadin videosunda erekte olanlar.

    Bu tarz yorumlari buralarda okumak insani gerçekten üzüyor. Belli bir kalite bekliyorsun sonuça bu siteden.

    su resim örnek verilmis. Bu resmi anlamak o kadar mi zor? Türkiye'de dogdunuz, büyüdünüz ya. Bilmiyormusunuz birine zorla evet dedirtilebilecegini? bilmiyormusunuz bazen "hayir" in korkudan bogazda dügümlendigini? cigliklarin sessiz oldugu bir ülke burasi, bu resmi nasil feminizme karsi kullanmak için koyarsiniz?

    Bir arkadas liste yapmis, sira sira cevaplamak istiyorum.

    "-açık fikirli olmak demek feministlerle aynı fikirde olmak demektir"

    Dogru, genelde açik fikirli olan insanlar, kisisel özgürlüklere önem veren insanlardir. Feminizm ise bunu savunan bir akim. Acik fikirli insanlarin feminizme destek vermesi kadar mantikli bir sey yok.

    "-ya feministlerle aynı fikirdesinizdir ya da patriarchal yapıya destek oluyorsunuzdur ve kadınları baskılıyorsunuzdur. bunlar sikinizi kesmenizi istese, kesmezseniz baskılamış olursunuz."

    Son cümle yorumlanmayacak kadar saçma. hiperbol olarak kullanilsa dahi ana fikir bile saçma. feministler "benim yap dedigimi yapmazsan baskicisin" diye bir iddiada bulunmamistir. kadini obje olarak görürsen, gelen geçene laf atarsan, kadin oldugu için ezersen baskicisin diyorlar.
    ilk cümleye gelince. feminizm patriyarkal düzene karsi dogmus oldugu için zaten feminizme karsi iseniz patriyarkayi destekliyorsunuz demektir. Tanimi budur. Ben apartheid olmasin istiyorum ama haklarini arayan siyahi akimini desteklemiyorum demek gibi. saçma.

    "-erkeklere saldırma hakları vardır, erkek kadına saldırırsa "bir kadına nasıl vurursun :((". ne oldu eşitlik diyodun?"

    9gag'in "equality bitch" akimi buram buram kokuyor. kimsenin kimseye saldirma hakki yoktur. feminizm, erkekleri esek sudan gelene kadar dövün diye bir kural çikarmadi sonuçta.

    "-eşit olduklarını söyledikleri halde pozitif ayrımcılık yanlısı kanunlara bayılırlar. mesela boşanınca erkek para ödemelidir. çünkü hanımefendi erkeğin aldığı maaş sayesinde sürdürdüğü hayatını sürdürmeye devam edebilmelidir. "

    öncellikle pozitif ayrimcilik nedir?. Pozitif ayrimcilik, durumda esitsizlik varsa, durumu esitlemek için verilen ekstra haktir. bu konseptin gerekliligi su resimde güzel betimlenmis. uygulamasi hassas bir konu ama.
    nafaka dedigimiz sey feminizmden çok patriarkanin bizlere bir "hediyesidir". Kadin çalisamaz, para kazanamaz, o zaman ben bakayim ona, bosanmis olsam dahi...Bunlar feminizmle örtüsmeyen seyler. çocuk için verilen para hariç, eski kocadan para almanin geçerli bir nedeni yoktur (ya da ben görmüyorum, savunmak isteyen varsa, buyursun). zaten bu yasalarda da olmayan bir sey, yani buna pozitif ayrimcilik yasasi diyemeyiz. elestiri yapici olabilirdi, malesef örnek yine saçma.

    "-eşit iş için eşit maaş isterler. pay equality yani. ama aynı işi yapmadan isterler bunu. neden çalışmıyorsun dersen suçlu çıkarsın. erkekle eşit olan hanımefendi ya dedikodudadır ya da regl olmuştur. baskılama."

    ay regl/dedikodu olayindan bahseden bir yaziya oturup oturup ciddi ciddi cevap veriyorum ya...ayni is için esit maas isterler canim benim. evde oturayim da doktor maasi baglasinlar demez. ben üst düzey yönetici isem, erkek olan, ayni seviyedeki is arkadasimla ayni maasi istiyorum derler.

    "-iş demişken bunların hiçbirinin götü kamyonculuğa, inşaat işçiliğine, maden ocağında çalışmaya götü yemez. yüzüne vurursan baskılamış olursun."

    dogru. bu alanlarda kadin sayisi az. fiziksel olarak agir isler bunlar, standart bir kadinin bu isleri yapabilmesi bir erkek için daha zor. fiziksel olarak erkeklerin, genelde, daha güclü oldugu bilimsel bir gerçek. karsi gelen yok.

    "-baba 2 aylık hamile karısını bırakıp giderse orospu çocuğu olur. anne 2 aylık çocuğunu kocasından habersiz kürtajla aldırırsa kahraman olur. mantık budur."

    absürt bir karsilastirma. kimse bir kadini kürtaj oldu diye kahraman ilan etmez. saglikli bir iliskide esinin haberi olmadan, kürtaj olmak elestirebilecek bir sey. hamile esini birak gitmek de elbette elestirilir.
    nedir ama bu iki durum da ortak nokta? karsilastirmanin mantigi nerde? yemin ederim cevap vermek istiyorum, neresinden tutsam elimde kaliyor.

    dedigim gibi, insan üzülüyor böyle seyleri okuyunca. edebiyatla, kültür ile ilgilenen insanlarin bu kadar dogmatik düsünmesi üzüyor insani.
  2. feminizm bir tarikattır.

    tanrı dualarla beslenir, feministler ise tecavüzle beslenirler. tecavüze ihtiyaçları var. tecavüze susamışlar. tecavüze tapıyorlar. en büyük rüyaları bir gün kurbanı olmak ki kendilerini daha yüksek bir mertebeye taşıyabilsinler.

    gerçek tecavüzler yıllar geçtikçe azalıyor. feministler buna karşın yeni tecavüzler uydurmak zorunda kalıyorlar. tecavüz hakkında yalan söylemek zorundalar. tecavüzün tanımını bile değiştirmek istiyorlar. adına "tecavüz" deyip yeni şeyler uyduruyorlar. (bakışlarıyla tecavüz, neredeyse tecavüz, görüntüyle tecavüz, seviştik benden ayrıldı tecavüz)

    feministler tecavüzü azaltmak için yapılan her çıkışa sinir patlamasıyla cevap veriyorlar çünkü tecavüzün ortadan kalkmasını şehitliklerine bir engel olarak görüyorlar. tecavüze uğramayan her kadın onlar için ataerkilliğin neferlerinden biri.

    tecavüz sayısını azaltmak ya da kadınların tecavüz iddialarının ciddiyetini anlamasını sağlamak için yapılan her şey feministlerin dinine edilmiş bir küfür. feministlerle mantıklı çerçevede tartışmak mümkün değildir. bilimsel olarak sunduğunuz her şey bir yalandır ve ataerkil yapının dünyaya hediyesidir. bilim sadece kadınları baskılamak amacındadır.

    feministlerin bulunduğu ortamda bulunmayın, bulunmak mecburiyetindeyseniz muhatap olmayın, illa ki olacaksanız da ortamda kesinlikle bir kamera ya da mikrofon olmasına dikkat edin.
    http://i.imgur.com/313xE6Q.jpg
    http://i.imgur.com/GZDW58J.jpg
    http://i.imgur.com/MNavDRI.jpg
    http://i.imgur.com/dQVzonB.jpg
    http://i.imgur.com/7udiGE2.jpg
    http://i.imgur.com/jaYoVi2.jpg
    http://i.imgur.com/MOfRcqt.jpg
    http://i.imgur.com/ZLXAY9O.jpg
    http://i.imgur.com/ucWVgXx.jpg
    http://i.imgur.com/PcQFZVZ.jpg
    http://i.imgur.com/ZFDnbi6.jpg
    http://i.imgur.com/JthzwOj.jpg
  3. feminizmi duygu asena sanan ne çok insan var! haksız sayılmazlar da; bizim kültürümüz ancak o kadarını yedirebilecek bir düşüncel izleğe sahipti o zamanlar. feminist demek cosmo kadın demekti, başka ne olacaktı?

    ancak şimdi büyüyüp kocaman insanlar oldunuz, azıcık okuyunuz.

    Rosemarie Putnam tong - feminist düşünce
  4. başlığın aktif olduğu gün ilginç bir feminizim- kapitalizm haberine denk geldim onu da araya sıkıştırmak istedim açıkçası.
    gaia dergide okudum; (asıl kaynak: gawker )

    İngilterede feminist Fawcett Society tarafından satışa sunulan "This is what a feminist looks like" ^:bir feminist işte buna benzer^ yazan tişörtler 70 dolardan satışa sunuluyor ancak üretimine bakıldığında durum içler acısı.

    tişörtler küçük bir ada ülkesi olan mauritiusta göçmen işçi kadınlar tarafından üretiliyor. günde 300 kadar tişört üretilen fabrikada kadınlar saatte 1 dolardan daha az kazanıyorlar (gaia dergide günlük 1 dolar denmiş ancak orjinal yazıda saatlik 1 dolar yazıyor)

    bu maaş aylık olarak; mauritiustaki aylık maaşın çeyreğine denk düşüyor.

    insan düşünmeden edemiyor feminizm kime göre neye göreden de çok , kim için ne için...
  5. -izmler'in dışlayıcı özelliğinin önüne aldığı soyut kelimeler sayesinde nötrleşmesinden nasibini alamamış ideolojidir. önüne aldığı kelimenin (feminine) sınırları belirli ve somut bir toplumsal grup ve zümreyi imlemesi buna engel teşkil etmektedir. Feminizmin bu garabetinin -feminizm erkek düşmanlığı olmadığı gibi feminizm eleştirisi de kadın düşmanlığı değildir- Türkiye'de başka garabetlerle birleştiğine şahit olunca insan ne yapacağını bilemiyor, meseleyi adlandıramıyor. Bugün feminizmi Türkiye'de ayakta tutan ya da feministlerin birleştiği en belirgin nokta ''bayan değil kadın''. Ayrıca ''bekaret''in de bugün yasaklı kelimeler arasına girdiğini gördük (bkz: ithaki yayınları'nın saldırıya uğraması) .

    Peki bu bazı kelimelere olan hassasiyet nereden geliyor? İşte en büyük garabet burada. Türkçe'nin yapısında olmayan feminist bir eleştiriden, yapısalcı analizin feminist yorumunun Türkiye'ye ithalatından. Bu yapısalcı dil analizinin feminist yorumu, eril-dişil ayrımının olduğu dillerde toplumsal analiz için işlevsel ve açıklayıcı bir rol üsteniyor. Ama Türkçe'de böyle bir ayrım yok bildiğiniz üzere -müzekker/müennes ayrımının olduğu arapçadan gelen kelimeler hariç-. Bu nelere sebep oluyor peki? Feminist yorumun rasyonel eleştirilerinin bir bilinçaltı okuma tekniğine dönüşmesine ve belli kelimelere duyulan irrasyonel nefrete.

    Efendim erkeklerin zihninde kadın-kız ayrımı varmış da bunu örtmek için bayan kullanılıyormuş. Türkiye'deki feministlerin psikanalizi hatmettikleri gördüğünüz gibi aşikar. Bayan kelimesi İngilizce Mistress/Mister, fransızca Madame/Monsieur karşılığı olarak bay kelimesiyle birlikte soyadın önünde kullanılmak üzere uydurulmuş hitap kelimesidir. Bu dillerde evlenmemiş kadına Miss ve Madamoiselle kelimeleri mevcutken Türkçe'de buna karşılık gelen bir uydurma girişimi olmamıştır. Buyurun şimdi bu cinsiyetçi bir kelime mi? Fakat zaten Türkçe'yi kullanmayı öğretmeyen eğitim sisteminden dolayı bu kelimenin yanlış yerlerde (cinsiyet ifadesi olarak) kullanımı mevcut. Bu eleştirilir ama kelime düşmanlığı, benim anlam veremediğim şey (doğru ikililer: Bay/Bayan, Bey/Hanım, Erkek/Kadın, Oğlan/Kız).

    Netice itibariyle tüm mesele insan olabilmekte. Ayrıca sol hareketler içinde, feminizmin müstakil bir öncelik kazanmasının Proudhon'un mizojen tutumu -bana kalırsa Paris Komünü'nün gücünü meydana getiren topyekünlüğe en büyük zararı vermiştir- olduğuna da belki bir ara değinirim.
  6. daha 5 yaşında başı örtülen çocuklar varken mina urgan bi zahmet "boyun eğmeyiverin" demesin. herkes kendisini ailesine kabul ettiremez. dinin, fikrin, kılık kıyafetin genlerle aktarıldığını düşünen toplumda kimsenin haddi değil "ee rest çeksinler" demek, rest çektiği için öldürülmüş bu kadar kadın varken.
    güncel verilere bakıldığında kadınların fakir olduğu için öldürülmediğini, neden öldürüldükleri görebiliriz.
    aynı işi yaptığı halde maaş eşitliğinde türkiye sondan 15. 15 ülke içinden değil 145 ülke içinden.sizin şirkette işlerin nasıl döndüğü feminizmi pek bağlamıyor bu durumda. "ama doğum izni" diye de kimse ağlamasın. bu da direkt feminizmi vajinaya indirgeyip transfobiye göz kırpmak olur.
    mina urgan üzülmesin, sürekli ispatlanması gereken bir erkeklikle de mücadele içindedir feminizm. ama en temelinde türcülük yatar. türcülük en eski, neredeyse herkesin dahil olduğu olgu. 101 seviyesi kitabımız The Sexual Politics of Meat’de Carol J. Adams, kadınlara ve hayvanlara gösterilen düşmanca tavrı inceler. doğum kontrolü, tecavüz, dişilik sömürüsü gibi.
    şimdi sütü ele alalım dolayısıyla da eti, süt bir annenin-inek- yavrusunun-buzağı- beslenmesi için salgıladığı sıvı. en çok tüketilen üzerinden gidiyorum. insan dişilerinde olduğu gibi doğum sonrası salgılanır süt. doğum içinse çiftleşmek gerekir, sanılanın aksine alinin ayşenin güçlü kemikleri olması için sürekli sütleri olmaz ineklerin. peki insanlar ne yapar? bunu yapar. eliyle döller yani hayvanı evet. peki zorla gebe bırakmak neydi? tecavüz. bitti mi,bitmez. bebeği yaşayabileceği kadar emdikten sonra anneden ayrılır. dişiyse o da süt makinesi, erkekse direkt tabağa. türkiyede öyle olmuyo sandığınız şekilde, aynen böyle. ama hayvanlar yine de yaranamaz, 500-600 kiloluk bi canlının sütünü içip sindiremiyorum diye mızmızlanan insan için, bebeğin hakkı olan o süt laktozsuz hafif bilmemne hale getirilir. neyi atladık peki, yavru ve annenin ayrılmasını. bebeği çalınan anne üzülür. anne isteyen bebek de korkar ağlar. kediler köpekler insanlar gibi.
    şimdi yumurta konuşalım. civciv doğalı 3-5 gün oldu belki 1 hafta. dişiler ve erkekler ayrıldı oldukça cansız bi nesne edasıyla. erkekler yumurtlayamayacağı için canlı canlı kıyıma. yine türkiyede böyle olmuyor diyenler olacaktır. gezi programı çekmiyoruz ve türkler merhametlidir falan diyemeyeceğim. aynen canlı canlı kesiliyor ve bu yasal. dişiyse de ufacık kafese doldurulup sürekli yumurtası alınıyor. saklamak, korumak istediği yumurtası. ama kafese girmeden yapılan bi işlem daha var gagalarının kesilmesi. kavga edip birbirlerini öldürmesinler diye. çünkü ne kadar tavuk o kadar yumurta, o kadar da para. yılda yaklaşık 346 milyon civciv. serbest gezmesi de faydasız erkek civcivler yine ölecek.
    hayvan deneyleri, tıp kozmetik, gıda, silah, tarım ve psikolojik testler. dünyada 125milyon hayvan yaklaşık. alternatif testler varken, deneylerinden başarıyla geçen ilaçların %92’si insanlarda başarısızken. zorla besleme, ilaçlar, kimyasallar, susuzluk açlık, yanıklar, biyopsiler, travmatik yaralar, cerrahi işlemler, yanık çalışmaları, kalp krizleri, elektrik şokları.
    bal ve arılar. yine diğerlerine benzer şekilde doğal olmayan yaşam. Kraliçe arı hapsedilir ve suni yolla döllenir. bal ne peki aslında? arının kendi yiyeceği. başka hayvanlara mama su verip arınınkini çalmak ne kadar tutarlı? sanırım yeterince tatlı gelmemesi ve iletişim kurulamaması yüzünden. bunların yanı sıra susuzluk, iklim değişikliği, yok edilebilecek içler acısı afrika kıtlığı.
    ekşide vegan yermeleri okumak yerine, 2010da Birleşmiş Milletler Çevre Programı, nüfus artışı tahmin edilen düzeyde sürerse 2050’de 9 milyar nüfusa sahip olacak Dünya’yı açlık ve iklim değişikliğinden korumak için hayvansal ürünlerden ve süt ürünlerinden uzaklaşan bir diyete geçişin gerekli olduğunu açıklamışken bi şeyler yapsanız, hayvan sevginiz kediden köpekten ibaret olmasa. kendiniz de hakkınızı ararken saçma bi konuma düşmeseniz. çünkü başkasına ne yaşatırsan sen de onu yaşamalısın. adil olan budur. annesinin karnından vegan doğan çok az şanslı bi kesim varken siz araştırıp bağlantıları görseniz, bahane bulmasanız. eşitlik için sosyalizm değil veganizmin gerekli olduğunu görseniz, ona göre yaşasanız.
    kaynaklar: http://environment.nationalgeographic.com/environment/freshwater/embedded-water/ http://abolisyonistveganhareket.org/ www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC2964774/ https://www.youtube.com/channel/UClZJYaNN6UiMlTxQCusWJ7g https://www.vegansociety.com/go-vegan/egg-industry http://www.peta.org/issues/animals-used-for-food/factory-farming/chickens/egg-industry/ http://www.animalequality.net/ https://kadincinayetlerinidurduracagiz.net/
    http://gentleworld.org/a-chickens-relationship-with-her-eggs/
  7. buradaki polemiği okurken bir sürü problem buldum:

    1.
    artık her konuda olduğu gibi feminizm konusunda da maalesef ki öze değil şekile yani bakmaya alıştırılmışız giderek. güzel kıyafetler giyip guzel sözler et ama yaptığın işin anlamı 0 olsun.. bu karanlık bize dayatılıyor.

    2.
    "dünyanın hiç bir yerinde olmayan _______ zihniyeti bizde var ya nalet olsun" sanrısı var yine. hayır, biz özgün kötü (veya özgün iyi) bi ülke değiliz. bu sanrı, en cok kendi ülkeni bilmemizden kaynaklanıyor. ve bizdeki feminizm eylemleriyle abd ve avrupadaki arasında bir farkı yok. femen, bir politik-sanat projesidir, kalabalıkları kapsamaz.

    3. sizinkiler dahil olmayabilir (bkz: anan hariç de lan) ama türkiye halkının kaydadeğer bi kesiminin anası sinmiş (bkz: ben bilmem beyim bilir) , bacısı ise mervelerdeyim ders çalışacağız deyip gizli işler yapmaktadır.

    4.
    "sen yeterince ezilmediğin için halimizden anlayamazsın dolayısıyla _____ konusunda söz hakkın yok, bize bir şey öğretemezsin." diyen bir zihniyet ayrımcılıktan başka bir şey değildir ve gericiliktir. sen ezildin diyelim, bu senin bazı şeyleri anlamana yardım eder etmesine amaaa travma yarattığı için sağlıklı değerlendirmenin önünü de kapatabilir. ayrıca, sağlıkl değerlendirme yapmak sağlıklı karar almak demek de değildir. örneğn, adam 12 eylülü yaşamış bilgisi var ama 2010 referandumunda evet dedi ve akpnin önünü açtı.. niye çünkü hapiste tecavüz etmişler onun intikamını alacak kenan evrenden ama gerisini düşünmüyor. çok kasarsa buna "askeri vesayet" gibi teorik gerekçeler uyduruyor.

    5
    feminizmi sosyal medyadaki trollerin itelediği, ne idüğü belirsiz fotolara bakarak yargılamamak lazım. ki bu fotoların bi tanesi 8 mart'tan da değil değil 4 sene öncesinden ve "seks işçileri[aslında seksin "işçisi" olmaz çünkü sekste maddi üretim yok.]" (yani bildiğimiz fahişeler) günü'nden alıntıdır deniyor, öyle görünüyor. "am kadının kumbarasıdır, gülsüm sen de kocanı bırak orospu ol" temalı pankartların açıklaması budur. şimdi, bu fotolar algı kasmak için 4 yıl sonra çıkarıldı ve yalancılık yapıldı.

    6.feminizmler ceşitlidir. şu feminizm gerçektir bu feminizm sahtedir gibi bir durum yok. bazıları erkek düşmanıdır bazıları değildir. biz feminizm derken bugünkü anaakım olanlarını tartışıyoruz genelde. feminizm hakkına şunları yazmıştım http://youreads.net/yorum/215062 hala da hemen hemen aynı fikirdeyim ama feminizmden biraz daha uzaklaştım.
    ek olarak,
    8 martta sokağa çıkan kadınların yani kalabalığın baskın çoğunluğu erkek düşmanı değildir. öte yandan o kadın kalabalıklarını sokağa çıkaranlar yani fikir önderleri olanlar ki biz bunlara hanımağalar diyeyim o kadın kitleleri gibi düşünmezler, farklı şeyler empoze ederler. ne gibi şeyler? kadının kafasına estiği gibi kürtaj yapabileceğini savunurlar (adamla ortak cocuk yapmayı planlamışlarsa ve yapmışlarsa dahi), bi erkek barda muhabbet sırasında eve geçelim mi dese tacizci ilan edebilirler, iki taraf kafası güzelken beraber olduysa ve kadın pişman olduysa da erkek tecavüzcüdür, bi erkek ve kızkardeş para yüzünden birbirini öldürme planı yapıyorlar diyelim ve adam da kız kardeşinden daha erken davranıp ilk o öldürdü ya.. bunu politik-kadın cinayeti olarak görüp sanki adam para için değil erkek faşizmi için öldürmüştür diye size sunabilirler (kız kardeş erken davransa "erkek cinayeti" mi diyecektik.) ama bunlara sorsan kadın her zaman haklı, her kadın cinayeti politik... onun için bugünkü anaakım feminizmin fikir önderleri -kabul etmeliyiz ki- erkek düşmanı, aile düşmanı, cinsiyet düşmanıdırlar. o erkek düşmanı ablaları finanse eden ve kadını erkeğiyle hepimizi kanırtan kurum ise sen de dünya finans oligarşisi ben diyeyim üst akıldır. elinizi vicdanınıza koyup düşünün. george soros gibi adamlar, ab fonları falan, hanımağalarınızı kara kaşınız kara gözünüz için mi destekliyor. dünya finans oligarşisi insafa geldi de kadınları mı düşünüyor.

    feminizm üzerine savlar
    *piç olmak güzel şey hiç akraban yok diye düşünebilirsiniz, hadi aileyi-cinsiyetleri yok edelim özgür olacağız diyebilirsiniz ama eskisinden daha kötü olmayacağı ne malum. yazılı tarih boyunca aileleri ve cinsiyetleri ortadan kaldırıp güzel yaşayan hiç bir topluluk bilmiyorum. "piçim", neoliberalizmin ve bireyciliğin ürünüyüm ama mutlu değilim hatta keşke benim babam daha tuttuğunu koparsaydi ve bizim rejim (rusya doğumluyum) daha totaliter olsaydı da annem daha memnun olurdu, taa denizaşırına gidip de evlenmezdi. annemle konuşuyorum bu mevzuları erkeklerden taraf oluyor ve erkeklerin ezildiğini savunuyor. babamı da sonraki kocasını da ezik buluyor. belki babamız adam olsayďı, tuttuğunu koprsaydı, kıskansaydı yani "cinsiyetçi": olsaydı daha mutlu olurduk. ha ne dersiniz türk-kürt-ermeni aşiretlerde büyüp feminizm savunan hippi arkadaşlar.