gergedan büyük küfür kitabı - mine söğüt - youreads

    • okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (5.00)
gergedan büyük küfür kitabı - mine söğüt
mine söğüt gergedan’la unutulmaz deli kadın hikâyeleri’nin izinden gidiyor. yüksek gerilimli bir dille zihni kamçılayan öyküler kuruyor. güncel olaylara yaşadığımız günlere getirdiği bakış açılarıyla okurunu derinden sarsıyor. bir ateş yakıyor. karanlık dağılıyor.

arada bir kedi eziyorsun. sonra bir sincap. sonra bir kirpi. sonra köpek. sonra ne olduğu anlaşılamayan şey. sonra bir gelincik. geç. bir tilki. geç. bir kaplumbağa. geç. bir tavuk. geç. bir kertenkele. geç geç. bir yılan. geçiniz. bir kunduz. geçiniz. bir ceylan. bir gelincik. onu da geçiniz. bir inek. geç. bir koyun. geç. bir devekuşu. geç geç geç. bir ejderha. geç geç.

bir zümrüdüanka eziyorsun.

geçiyorsun.

bir gergedan eziyorsun.

geçiyorsun.

yeryüzünün gerçek tanrıları tekerlerinin altında, bağırsakları dışarıda. herkesle beraber irili ufaklı kan lekeleri bıraka bıraka ardında işe gidip geliyorsun.

(tanıtım bülteninden)
  1. "...

    zamanın içinden geçeceğim.

    ailenin içinden geçeceğim.

    ahlakın içinden geçeceğim.

    inancın içinden geçeceğim.

    devletin içinden geçeceğim.

    senin içinden geçeceğim.”

    gibi oldukça iddialı bir pasajla açılış yapılıyor. kitabın büyük ve kalabalık laflar edeceğinin ilk sinyallerini alıyoruz. nitekim beklenen oluyor, büyük laflar ediliyor, metaforlar havada çarpışıyorlar. gerçeküstücülük almış başını gidiyor. ne güzel. fakat bir zorlama da hissedilmiyor değil.

    yazarın aile kavramına öfkesine aşinayım, okuduğum bir önceki kitabından. (beş sevim apartmanı - mine söğüt) fonsiyonunu yitirmiş olanlar, anomaliler üzerinden bol bol küfürler yiyor aile. yesin de zaten.

    kitabın ilk bölümünde hissettiğim yavanlık ile okuma hızımı arttırıyorum, yollarımızı hemencecik ayıralım diye. sonradan anlıyorum ilk bölüm kitabın bana en keyif veren bölümüymüş. ilerleyen bölümlerde karışık bir zihnin akışını, sayıklayışını andıran kısımlar var bol bol. ve aşırı bir tekrar. kelime tekrarları, cümle tekrarları hatta paragraf tekrarları... can sıkıyorlar, anlatıya katkılarını hiç hissedemiyorum.

    kitap, topluma çok kızgın, devlete de, hatta bireye de. onları sözleriyle yok etmek istiyor sanki. özellikle de ahlakı, "ahlaklı olanı". ama bir yerlerde hissediyorum ki paramparça edilmek istenen ahlakın yerine getirip yenisini de koymak ister gibi bir hali var. akıl satıyor okuyana, fikir satıyor. bilmiyorum, ben pek sevmedim gergedanı'ı.