1. hadi ben de eksik kalmayayım. yeşil gözlüyüm. baya yemyeşil. ama daha gözlerimin rengini hemen fark edene rastlamadım. önce gözlük tabii. "aa, sizin gözleriniz yemyeşilmiş." lafını o kadar çok duydum ki, artık fark edenlere şaşıyorum. lens de kullanamıyorum. kullandım bir ara, neredeyse kör oluyormuşum, sonra vazgeçtim.
    araba kullanıyorum. gözlüksüz kullanmam imkansız. şimdi de kış sayılır. kalın paltolar, elde kitaplar, çanta, kahve ıvır zıvırı, bi yığın şey. ellerim kollarım hep dolu. ve o lanet maskeler. sürekli düşürüyorum. bi tak, bi çıkar. hem gözlüklü olup hem bu maskeyle yaşamak ne zormuş.
    allah başka keder vermesin. ^.^
    hero
  2. kimse de dememiş ki 3d film izlemek. gözlük üstüne gözlük olmuyor arkadaş.
  3. gözlük takmadığımda yakınımdan geçtiği halde tanıyamadığım ve selam vermediğim arkadaşlarıma neden selam vermediğimi açıklamak zorunda kalmak.

    görmüyorum bacım, görmüyorum. görsem de yüzün net değil, tanımıyorum. neyin tribi bu..

    neyse, yeri gelmişken bir anımı anlatayayım.
    üniversitede afet-i devran bir kadın arkadaşımız vardı. bir gün öğrendik ki sevgilisi olmuş. insanları dış görünüşleriyle yargılamam elbette ama genel kanıyı söylüyorum çocukla kadın tamamen zıt görünüşlere sahip, normalde uzun boylu olan bu arkadaşımızın sevgili olduğu çocuk ondan beş on cm kısa vs.. e okulda kulisler dönüyor, ne alaka, ne varmış acaba bu çocukta vs..
    sonra bir gün bir yemekte öğreniyoruz ki, bu kadın arkadaşımız tesadüfen göz doktoruna gidiyor ve 4,5 derece görmediğini öğreniyor..
    sonra gelsin espriler. görmeden almış falan.. ama doğru olacak ki gözlük taktıktan beş on gün sonra ikisi ayrılmıştı..

    velhasılı kelam millet gözlüksüz sevgilisini görmüyor da ben yoldan geçen arkadaşıma selam vermemişim çok mu.. bu konuda dertliyim.
  4. gözlükleri buharlandıracak her şey...
  5. açılın çemkirmeye geldim. bu sorunun cevabı olarak "her şey" diyeceğim çünkü yaş azıcık ilerledi mi, bifokal belası açılıyor insanın başına. inatla bifokal kullanmıyorum. çalışırken yakın gözlüğü kullanıyorum ama bu arada 2006'da çizdirdiğim uzak geri geldiği için televizyon izlerken ve yorgun olduğumda uzak gözlüğüne ihtiyaç duyuyorum çünkü hd izlediğim şeyler bile tost makinesiyle çekilmiş gibi duruyor. ama sonra tv izlerken başka bir şeyle uğraşamıyorum. üfff... yazarken sıkıldım.

    geceleri araba kullanırken de tabelaları çok iyi görmediğimi itiraf ediyorum. allahtan navigasyon var. gerçi o da ayrı bir dert...
  6. yağmurda yürümenin başı çektiği durum. yere düşen eşyayı panikle almak için hızlıca eğilirken gözlüğün düşeyim mi düşmeyeyim mi ikilemini yaşamak. gözlükle uyuyakalmak. benim gibi yuvarlak cam ve çerçevesiz gözlük kullananlar için temizlik. ^:ah o bağlantı noktaları...^ aceleci davranıp terledikten sonra soluklanırken boncuk boncuk terlerle mücadele etmek. yatarak film izlemek. lazım olmaz diye kısa süreli iş için evde yada ayağa kalkıp alacak kadar uzaklıkta bırakıp lazım olması durumu.
    ilgaz
  7. çay doldurmak. o buhar suratına birden vurur dünyan bembeyaz olur.

    soğuk havada dolmuşa-otobüse binmek. sıcaklık farkından dolayı yine camlar buğulanır. silsen bir dert silmesen başka dert.

    futbol ve diğer oyunlar. gözlüğü çıkarsan önünü göremezsin. çıkarmasan ya suratına top çarpar gözlüğü suratına özellikle burnunun direğine gömer veya da terlediğin için gözlük yine kayar durur.

    fotoğraf çektirmek. gözlük kayar, yamuk durur, parlar. fotoğraflar bir halta benzemez. gözlüğü çıkarıp poz verseniz de insanlar dalga geçiyor.

    bir ara bıkıp lense geçmiştim ama o da çok rahatsız etti. mecbur gözlüğe devam.