hakan muhafız - youreads

    • izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (3.00)
hakan muhafız
ilk türk netflix dizisi. baş rollerde çagatay ulusoy, ayça aysin turan, hazar ergüçlü ve okan yalabik gibi isimler var.


  1. 2018 yılı sonunda yayınlanmaya başlayan bir netflix dizisi. diziyi izlemek benim gibi türk filmleri ve dizileri hakkında ön yargılı olan biri için büyük bir deneyim olacaktı. oldu da. neler oldu, buyrun anlatayım:

    müziklerle başlayacağım; çünkü elle tutulur bir müzik var ortada. türk "pyschodelic" müziğin en güzel örneklerini bulabileceğiniz hey douglas kullanılmış dizide. bu müzikle başlayan dizi insanı heyecanlandırıyor. ilk görüntüler güzel istanbul görüntüleri; fakat sanki tüm istanbul görüntüsü bir seferde harcanmış gibi. diziye yayılmamış, sonraki bölümlerde aynı görüntü güzelliği yok.

    şimdi gelelim konuya. efendim, fatih sultan mehmet zamanında yedi adet muhafız ölümsüz olarak adlandırılan kötülüklerle savaşmak ve insanlığı korumak üzere görevlendirilmiş. bu muhafızların bir hançeri, bir yüzüğü ve bir de gömlekleri var. ^:biri harry potter mı dedi?^ yıllar boyunca muhafızlar ölümsüzlerle savaşmış ve bugüne kadar da ölümsüzleri bire kadar düşürmüşler. son kalan ölümsüz için ise bizim eleman hakan görevli. gelin görün ki kendisi bu durumdan bihaber. muhafız olduğunu öğrenince önce "item"ların peşine sonra da ölümsüzin peşine düşüyor ve olaylar gelişiyor.

    kanımca konu harika. zaten türk film ya da dizilerinin konu sorunu yok; sorun bunların sahneye aktarımında. bu dizide de benzer bir sorun gözüme çarptı. öncelikle okan yalabık çok iyi bir oyuncu ve dizinin başında az görünse de hakkıyla oynuyor. diğer baş rolleri isim isim ayırt etmeksizin beğenmediğimi söyleyebilirim. ya rollerine girememişler ya da kapasiteleri bu kadar ya da başka bişeler var. bilemiyorum.

    konu çok ağır ilerliyor. sahneler herhangi bir tv dizisinden farksız çekilmiş. birbirine anlamsızca bakan suratlar, bir karede uzun süre bekleme, ilişkisiz espriler yumağı, şirin görünecem çabaları ve dahası. bu anlamda tek kurtaran nokta, bölümlerin süreleri. 40 dakikadan daha uzun olmayan bölümler biraz olsun içinize su serpebilir. bu eziyet ne zaman bitecek diye düşünmenize gerek olmayacak.

    dizinin ilk bölümlerinde matrix dövüş sahneleri izliyoruz. esas kızla esas oğlan dövüşüyorlar. bu dövüş sahnelerinin çekimleri baş döndürücü; çok iyi anlamında değil. hiç bişe anlaşılmıyor. kamera sürekli dönüyor. anlayamadım hiç. kız oyuncu ^:Hazar Ergüçlü^ çok feminen kalmış dövüş için. yani kapı gibi çocuğu yerden yere vuruyorsun, tamam, ama hiç öyle bir tavrın yok be güzelim. kavga dedin mi biraz maço, biraz maskulen, ne biliim biraz agresif felan olunmaz mı? kız gereksiz kadınsı geldi bana. zaten ilerleyen bölümlerde esas oğlana yazacak ve dizinin aslında tam olarak ne olduğu biraz daha netleşecek.

    konudan çok sık sapılıyor. bir durum için bir yere gidiliyor ve amerikanvari espriler yapılıyor; ama oturmuyor sahneye. bir önceki sahnede izleyiciye yüklenen duygu durumu ile bağlantılı değil. dolayısıyla espri havada kalıyor. bazı sahnelerde kızın vermesi gereken tepkileri oğlan verirken bazı sahnelerde de tam tersi görülebiliyor. senaryoyu yazanların senaryoyu bir daha okumaları makbul olabilir.

    aksiyon pek yok; ama çokça çaba var. vurulma ve dövüş sahnelerindeki özel efektler beni benden aldı. benzerlerini ben evde uyduruk bilgisayarımda yapabiliyorum. ne aceleniz vardı da bu kadar sığ efektler yaptınız diye soruyor insan. hiç efekt olmayaydı emin olun daha iyi olurduymuş.

    faysal erdem dizideki patron, büyük patron. okan yalabık oynuyor. patronun bir de sekreteri; pardon, yönetici asistanı var. Ayça Aysin Turan oynuyor bunu da. yine senaryo yazarlarına bir sorum olacak; hangi yüzyılda bu gibi büyük bir şirketin iş başvurusu için insanlar başvuru formu alıp metrelerce sıra oluşturuyor ve sıraya giren herkes görüşmeye alınabiliyor? yani ben yoldan geçiyordum; aaa, iş başvurusu. ben de başvurayım, neyim eksik. aaa, hemen mülakat. iyi bari. alındım mı işe? yok yaa, olsun. bir dahaki sefere artık. böyle bir iş başvurusu var da biz mi başvurmadık?!

    hangi sekreter, pardon yönetici asistanı telefonda bir adayı ikna edemez ve onu büyük patronla görüşmeye davet edemez? tam olarak ne iş yaptığını anlayamadığımız sekreterimiz, pardon yönetici asistanımız sürekli ortalıkta dolaşıyor. anlayamadım hiç.

    tüm bunlar sürekli olarak gözünüze sokulduğunda artık gözünüzü açamaz oluyorsunuz ve ben de ancak 7 bölüm dayanabildim. açıkçası sonunu da pek merak etmiyorum; çünkü tahmin edebiliyorum nasıl biteceğini. gerçi beklentim sonunun ne olduğu değildi. benim için süreç önemlidir. tıpkı iyi bir illüzyon gösterisi gibi. benim için önemli olan illüzyonun sırrı değil; beni heyecanlandırması, meraklandırması, eğlendirmesi. diziden de bunu bekledim; fakat ne yazık ki arka sokaklar kıvamında bir yapım var karşımızda.

    izledikten sonra bazı yorumları okumak istedim ki bir ben mi soğudum diziye acaba diye. insanlar ikiye ayrılmışlar dizi konusunda. kimileri beğenmiş; fakat beğenme sebepleri dizi ile ilgili değil. koskoca netflix gibi dünyaca ünlü bir kanalda bir türk dizisinin yayınlanması ve bu dizide türk insanının deveye binmediği, fes giymediği gibi ayrıntıların güzel gösterildiği gibi en az dizi kadar anlamsız ve sığ görüşlere maruz kaldım ve vazgeçtim okumaktan da. bence renkler ve zevkler de tartışılabilir ve hatta tartışılmalıdır.

    daha fazla yazamıycam. ay içim kalktı.

    ilk önce bahsetmem gereken bir noktayı hatırladım. dizinin adı "hakan: muhafız" diye geçiyor. dizinin içinde her yerde "hakan: protector" yazıyor. tam olarak hangisidir adı acaba? protector muhafıza denk geliyor mu? yoksa ikisi birbirinden bağımsız isimler mi? böyle acayip sorular.

    sıkı bir "selena" izleyicisi iseniz bu diziye bayılacaksınız. kaçırmayın derim.
  2. diziyle ilgili başta ön yargım yoktu ama izlemeye başlamadan bir kaç görsel efektine denk gelince siz dizi yapmayın gözünü seveyim moduna geldim. bir şekilde de başlamış bulunup sezonu bitirdim. yeni sezonu heyecanla beklemiyorum ama izlediğim süreye de zaman kaybı diyemem.

    senaryo çok tahmin edilebilir ilerliyor ona rağmen boşluklar var. oyunculardan sadece okan yalabık beni tatmin etti, yurdaer okurdan beklentim büyüktü ama olmadı. her şeye rağmen selena ya da arka sokaklarla karşılaştırmak haksızlık olur. bu alandaki ilk denememiz ve çok güzel örnekleri olan bir tür beklentileri yükseltmeden yeni denemeleri beklemek lazım. ikinci sezon toparlayabilir mi acaba diye merak etmekteyim.

    sana puanım 5.
  3. sadık olan deyip durdular. sadık desen de aynı şey olur kullanımda daha da doğru olur.

    -sadık olan mısın?
    -o da bir sadık olan
    -sadık olan olmaktan vazgeçip sadık olmayan olan olmak.

    @akinburak her şeyi yazmış bize bişi kalmamış ama sürekli yabancı dizi film izlemekten de yoruluyor insan. o bakımdan izledim kafam dinlendi. suits izlemekten bitap düştük.
    abi
  4. sadık, kıdemli, muhafız, ölümsüz, tırık vırık bir dolu lafla bilimkurgu dizi çekmişler. kelimeler dışında, dizide bilimkurgu diyebileceğimiz pek bir şey göremedim. lafla sözle ilerleyen bilimkurgu dediysem the man from earth gibi bir şey değil tabii.

    Karakterlerin ilk bölümlerde ingilizceden türkçeye dublaj yapılmış gibi konuşması, 2019 yılında güvenlik kameraları icat edilmemişçesine senaryo yazılması -üstelik otel koridorlarında, karakolda geçmekte olan sahnelerde-, yan rollerde zaman zaman berbat bir oyunculuk izlemek zorunda kalmamız -derya karakterinin kanal 7 pkklı kadın peşmerge rolünden fırlayıp gelmiş olması mesela- diziyi izlemeyi güçleştiren komik ayrıntılardan bazıları.

    neyse daha da uzatmayayım, pek olmamış bu dizi böyle. gene de türk televizyonlarında yayınlanmakta olan ortalama bir diziden çok daha iyi bir iş olduğunu söyleyebiliriz, hakkını yemeyelim. trailer