hayata dair gülümseten anılar - youreads



  1. akşam üzeri caddede yürürken kulağımda müzik bir taraftan kendi kendime mırıldanıyorum bir taraftan da o gün sırt çantası takmışım onun mutluluğu var üstümde.
    (bkz: küçük şeylerden mutlu olmak) kahrolsun bağzı kadın çantaları.

    neyse efendim ben etrafa aval aval bakarken fark ettim ki yol boyunca önümde bir aile var yürüyen ama o ana kadar hiç fark etmemişim. anne ve baba ortada iki küçük kızları da yanlarda birisi annesine birisi babasına sıkı sıkı sarılmış yürüyorlar ailecek.
    kaldırım da ancak onlar kadar başka birisinin geçmesi ne mümkün. önce bi kız geldi arkalarına geçebilir miyim gibilerinden bi şeyler mırıldandı. yine çözülmediler hafiften yana kayıp yol verdiler. hani bi başka türlü olsa içimden kızıcam ama yok. çıkardım kulaklığı gülüşmelerini atışmalarını falan dinliyorum.
    tam yanlarından geçerken kadınla göz göze geldik "çok tatlı görünüyorsunuz" deyiverdim. der demez bütün ailenin gözleri parladı birbirlerine bakıp gülümsediler teşekkür ettiler. uzaklaşırken hala gülme sesleri geliyordu. beraber çok mutlu yaşayın siz.
  2. bugün modelini tam olarak bilemediğim oldukça eski, muhtemelen 1973 model olan bir arabanın arka cam yazısı: "sene sanki 1973" yazısı uzun süre gülümsetmiştir.
  3. bugün yan masamda oturan yabancı öğrenciyle yaşadığım anı bunlara dahildir.
  4. rüzgarda kırılmasın diye minik portakal fidanının yanına çakıp bağlandığınız kuru dal parçasının tutması, yeşermesi, yaprak açması.

    ne ağacı olduğunu da bilmiyorsunuz, tam bir sürpriz durumu hasıl olmakta.

    beklenmeyen hamilelik gibi.
  5. üniversite yılları abimin yanında sigortacılık öğreniyorum müşteri yokken de kitap okuyorum. bir akşam kitabımı aldım ofisi kapattım eve dönmek için otobüse bindim. duraktan kalktıktan kısa bir süre sonra yanımda oturan adam bana okuduğum kitabı sordu. açlık oyunları serisinin ikinci kitabıydı. ben anlatmaya başladım sonra yanımızda ayakta duran bir arkadaş daha katıldı sohbete sonra arka koltuktan biri derken neredeyse otobüsün yarısı kitap konuşmaya başladık. o kadar keyifliydi ki ineceğim durağı unutup 3-4 durak sonra inip eve kadar geri yürümüştüm.
  6. badboy 17 haz 2016 12:26
    (#128474) kardeş müzik te mi eklemiyek

    gocmenkus 17 haz 2016 12:29
    kardess..ekle kardes ekle

    bi tutam ajdarda ekle

    badboy 17 haz 2016 12:31
    tamam ekliyorum şimdi her kültürden müzik olmalı

    gocmenkus 17 haz 2016 13:01
    :))))
    gocmenkus 17 haz 2016 13:03
    aaaaaaaaa arabesk rap eklememissin

    badboy 17 haz 2016 13:12
    yok kardeş onları şarkıdan mı sayıyon yapma gözünü seveyim :)

    gocmenkus 17 haz 2016 13:21
    :)))) aaa yapma be kardes..ajdardan iyi olmasinlar..iyilerdir beee...
    bu sözlügün en cok, en iyi sarkilarini yükleyen sensin..lütfen bu lütufu baskasina birakma..önce senin adin yazmali o basliklarda..

    badboy 17 haz 2016 13:51
    yok kardeş youreads buna hazır değil zaten sevmiyorum da.
  7. bugün aceleyle işe gelmeye çalışırken, varış noktamın iki sokak gerisinde, karşıdan karşıya geçen bir kaplumbağa gördüm. durup biraz izledim, "en az 5 dksı daha var varmasına :)" deyip, pişman olmadığım bir şerit ihlali yapıp geçtim yanından.
  8. engelli kadrosunda çalışan bir işçi abimizin bugün kapıdan içeri girmeden -ben yarın dişimi doktora götüreceğim- demesi.
  9. yıl sanırım 2007-2008.
    fender telecaster'ım var 2006'da aldığım, sarı renkte, dünya güzeli. yıllarca hayalini kurmuşum, almışım bıkmadan çalıyorum kendi halimde.
    aldığım günü doğum günü saydım, kutluyorum falan.

    her neyse, o yaz tatile gittik ailecek, çeşme'de bir otele. tabi tele de yanımda, geceleri balkona çıkıp çalıyorum falan daha sonra boylu boyunca koltuğa yatırıyorum öyle uyuyorum.
    bir öğlen havuzdan mı çıkmışım napmışım unuttum, odaya döndüm. housekeeper gelmiş, temizlik yapmış o kokuyu biliyorum.
    odaya bir baktım, benim tele'yi almış, koltuğa benim yaptığım gibi boylu boyunca yatırmakla kalmamış, sapının ortasına kadar üstünü örtmüş çarşafla:(

    hayatımda gördüğüm en tatlı görüntülerden biriydi, bana acıdı mı, gitar sevgimi anladı mı, tele üşümesin diye mi yaptı, neden yaptı bilmiyorum ama çok güldürdü beni o abla, canım temizlikçi abla. sağolsun.
  10. sene, bu sene.
    fransa'nın colmar diye bir şehrindeyim, 1 geceliğine gezmeye gitmişim, strasbourg'dan geldim, burada kalıp metz, oradan parise devam edicem kız arkadaşımla.
    bütün bu işlerin biletleri, saatleri için garda oyalandık, önünde sigara içiyoduk ki..

    elinde bi şişe şarabıyla evsiz olduğunu tahmin ettiğim bir adam geldi, sigara mı çakmak mı ne istedi, verdik adam başladı muhabbet etmeye. konuştukça konuşuyor fransızca, nerden geldiğimizden tut, türkiye diyince erdoğan'a saydırmaya, efendim nerede kalacağımızdan bilmem ne konularına. konuştuk konuştuk bir yerden sonra tabi gidiyoruz artık dedik.

    tuttu beni, dedi ki paran var mı? dedim var. çıkarttı cebinden 10 euro, al diyor "şurada kebap yersiniz". hafifçe ittim elini, "param var çok teşekkürler çok naziksiniz" dedim.
    bozuldu, 10 euro'yu hala uzatıyor, "peki" dedik çok teşekkür ettik, biz de başkasına veririz düşüncesiyle alıp koyduk cebimize.
    başka parası var mı yok mu bilmiyorum, hatta evi var mı onu bile bilmiyorum ama adam bizim yemek derdimize düşüp bize para uzatıyor.

    bazen, böyle insanlar iyi ki var diyorum kendi kendime.