insanın dostluktan beklentisi - youreads

  1. kapitalizm ekonomi modeli acımasızlığı kisvesi altında, öncelikle, yaşayan varlıklar ve insan oluşumuzu, doğru kararın menfaat ile bağlantılı olmadığını; bir tabak yemeği beraber yemenin hatırını unutalı yıllar olmuş insanlık. insanın kendine en çok sorduğu soru olan "neden?" yerini olanları olduğu şekliyle kabul etmenin verdiği hafiflik almış içindeki acımasızlığı, yaşatılan çaresizliği ve hayal kırıklıklarını yok sayarak.

    bazen kendi başına altından kalkamayacağını anladığın, kendini çaresiz, güçsüz ve korkmuş hissettiğin geçmeyen zamanlar takılır aklına, öylesine yaşadığını anlarsın. sonra dostların gelir aklına; çözümsüz dertleri çözmek için değil; sessizce yanında durup acını paylaşsın, belki iki yalnız olarak aynı sessizlikte daha sancısız boğulmak için...

    az sonra birden yalnızlığın belki bir umut ışığı veya bir imkana dönüşebilir çünkü...

    on beş yıllık dostluğunun bedelinin on iki bin türk lirası olduğunu öğrenmezsen belki hala mutlu sayılabilirsin.

    ilginçtir bazen ihtiyacın olur dostuna, gelsin elinden gelen her şeyle yanında olsun istersin; arkadaşın avukatsa on iki bin türk lirası ister ihtiyacına karşılık dostluğuyla. hatayı nerede arasan bulamazsın; suçlayacak kimseyi bulamaz benliğin. ve içinde bilmediğin yanlışların deliliği patlamaya başlar olabilecek en yüksek sesle.

    insanın dostluktan beklentisi nedir? o on iki bin türk lirası para değil be dostum, sorun para değil. ama insanın dostluktan beklentisi de bu değil...
  2. yanyana iken yeri geldiğinde susabilmesi.
  3. ihtiyacin oldugunda yardimina kosmasi
  4. işi düşünce arayıp sormasın, işim düşünce arayıp sorayım ama sitem etmesin.
  5. bana ne düşündüğünü ne hissettiğini açık yürekli bir şekilde anlatsın ben de kendisine anlatabileyim.darılma kırılma olmasın.
  6. vefasızlık yapmasın
  7. suçsuz yere hapse girmesin, kendisine işkence, ailesine zulmedilmesin. göz onu görmese kulak sesini işitmesede olur. dost'un canı sağolsun.
  8. yüzeysel imkansızlıkları derinleştirmemeli, belirginleştirmemeli.
    imkansızlık sofrasında dahi imkana dair bir kırıntıyı bulup ikram edebilmeli.

    var mı öylesi, varsa ne kadar var?...