insanlar neden bağırarak konuşur - youreads



  1. "düşünce ile çığlık bağdaşmaz. şuurun sesi çığlık değildir. yabani bağırır, medenî insan konuşur."
    bu ülke - cemil meriç
  2. sadece biyolojik açıdan ya da psikolojik açıdan düşünecek olsak dahi çok fazla şey yazılabilir. ama belirgin de olduğunu düşündüğüm yalnızca iki sebebi yazarak uzatmamayı düşünüyorum:

    -bağıran insanların bulunduğu bir ortamda yetiştiği için farkında olmadan sahip olduğu bir öğreti olabilir. bir süre sonra sürekli yapılan şeyler hipotalamus tarafından kontrol edildiği ve kişi kontrolünden çıktığı için farkında olmadan bunu hayatı boyunca yapmayı sürdürebilir. (bunu engellemek için ekstra bir çaba harcamazsa)

    -bir konuda haksız çıkacağı zaman sesini karşıdakinden/karşıdakilerden fazla çıkartarak konuşturmamayı amaçlayan -ki en sevmediğim insan tiplemelerinden birisidir- egosu yüksek biri olabilir. çünkü bu insanlar hiç "yanlış yapamazlar". ve yılın sıcak mevsimlerinde güneylere doğru göç edip fotoğraflar çekerek onlarla hava atmaktan çok hoşlanırlar.
  3. Sesı en fazla çıkanın, daha çok öne çıkmasından kaynaklıdır.

    (bkz: zübük)

    izleyelim
  4. bir diyalogda, o iki kişinin konuşması esnasındaki ses seviyesinin aynı ortamda bulunan 3. bir kişinin duyamayacağı desibelde olması gerekir. yüksek sesle konuşmaktan bağırmaya kadar gidebilen ses seviyesi öncelikle karşıdaki kişiye yapılan en büyük saygısızlıklardan biridir.

    ülkemizde oldukça yaygın ve bundan dolayı da fazla yadırganmayan bu davranış aslında bir davranış bozukluğudur.

    öfkesini kontrol edemeyen insanlardan öfkeli olmadığı anlarda bile bunu konuşma tarzı haline getirmiş olan insanlara kadar geniş bir yelpaze çizer.

    ve işin garibi bunu kendini daha iyi ifade etmek ve karşı tarafın dinlemesi için yapıyor dahi olsa tam tersi bir iletişim sorunu yaratırlar.

    nedenleri ise:

    öfke kontrol bozukluğu

    çocukluğunda aile içi iletişim problemi yaşamış olmak

    sindirilmiş çocukluk

    televizyon, internet: çocukluktan itibaren karşısında ‘’edilgen’’ ve ‘’sanal’’ biçimde sürülen pasif yaşam bir yandan da sinsice iletişim kurma becerisini öldürür. iletişim yollarını tıkalı hisseden kişi bunu sesini yükselterek aşma yoluna gider.

    bağırmak öğrenilmiş davranıştır. çocuğun yanında yüksek sesle konuşmak ve bağırmak, çocuğa bağırarak konuşmayı öğretmek demektir.

    aile içi iletişim atmosferi: çocuk konuşurken anne veya babanın onu can kulağıyla dinlemeyip bir yandan başka bir şeyle ilgilenmesi. bu durum çocukta psikolojik yıkım yaratır, kendini değersiz hissettirir. belki dinlerler diye bağırarak konuşmaya başlar ve bu büyüyünce de aynı şekilde devam eder.

    bunlardan başka bir de bilinçli olarak başkalarını ezmek için bağıranlar veya bağırdıklarında karşı tarafı ikna edebileceklerini zannedenler vardır.

    ancak şu bilinmelidir ki sesin şiddeti arttıkça dinlenme ve anlaşılma olasılığı azalır.

    stanislaw lec’in de dediği gibi ‘’bazen sesini duyurabilmek için susman gerekir.’’

    bir sonraki bölüm de sanırım (bkz: insanlar neden kendi ses tonunda konuşmaz)
  5. "siz hiç bir sarrafın bağırdığını duydunuz mu? kıymetli malı olanlar bağırmaz. domatesci, biberci bağırır da kuyumcu bağırmaz. eskici bağırır ama antikacı bağırmaz. insan bağırırken düşünemez. düşünemeyenler ise hep kavga içindedir. popçular, folkçular boğazlarını patlatana kadar bağırıp duruyor. ama dede efendiyi okuyanlar bağırmıyor"
    demiş necip fazıl ne güzel demiş.
  6. kelimeleriyle yaratamadıkları etkiyi, punto büyüterek yaratabileceklerini düşünenlerin davranışı.