istanbul kırmızısı - ferzan özpetek - youreads

    • okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (5.20)
istanbul kırmızısı - ferzan özpetek
ferzan özpetek, doğup büyüdüğü şehir olan istanbul'u yıllardır uzaktan gözlemliyor. bu sevginin ve hüznün romanı olan istanbul kırmızısı, sanatçının sinema eğitimi için italya'ya gidişine kadarki istanbul yaşantısından izler taşıyor. mesafelerle ölçülebilen uzaklığın kişiyi bir şehre ait olmaktan alıkoyamayacağını, önemli olanın şehirde yaşamak değil, şehri yaşatmak olduğunu gösteriyor.

filmleriyle tüm dünyada adından söz ettiren ferzan özpetek, romancılıkta da bir o kadar iddialı.
(tanıtım bülteninden)


  1. ferzan özpetek'in ilk kitabı. ilk kitap olmanın tedirginlikleri yer yer kendini hissettiriyor mu? evet. ancak ferzan özpetek'in sinemasını sevenler için bu gözden kaçırılabilecek bir ayrıntıdan daha ötesi değil. hayallerinin peşinden gitmek, gidebilmek üzerine cesaret verici olması en güzel yönüydü benim için. gerisi bildiğiniz şeyler, italya, türkiye, aşk, samimiyet...kısaca ferzan özpetek.

    filmi de sanırım 2017 şubat'ında gösterime girecekmiş. izlemeden önce hayal etmek için filmden önce kitabı okumanızı tavsiye ederim, çünkü okurken ister istemez hayalinizde kendiniz bir film çekeceksiniz. yönetmen kitap yazarsa böyle bir güzellik de sunuyor okuyucusuna.
    mesut
  2. genellikle bir yazarın kitaplarını okurken kronolojik sıraya dikkat ederim. ferzan özpetek okurken tersi oldu. önce son (bkz: sen benim hayatımsın - ferzan özpetek) kitabını okudum. sevemedim.
    yine de bir kez daha denedim. bu defa istanbul kırmızısını okudum. bence, ilk kitabı olmasına rağmen daha başarılı. yine de yeterli mi derseniz, bence hayır.
    filmlerindeki atmosferi, anlatımı, duygu yoğunluğunu göremedim. belki anlattı ama ben göremedim.
    sanki sadece yönetse daha iyi olur gibi.
  3. "italyanca aslından çeviren..." ibaresini görünce okumaya kırgın başladığım kitap. mini kitap hali - sayfaların sağdan sola değil de aşağıda yukarıya doğru çevrilerek okunduğu cep kitabı- sayesinde metroda filan çabuk bitirilebiliyor.

    kitabı okurken birinin gizlice günlüğünü okuyormuş gibi hissettim yer yer, tavana bakma ihtiyacı duydum :) adam-kadın bölümleri arasındaki geçişleri sadece anlatım dili farklılığından mı yoksa olay ve hafif zaman kaymasından mı bilmem, kopuk geldi kimi zaman.

    istanbul kırmızısı, aşk deyince konunun hem yazarın hayatının bu kadar hassas noktalarına, hem de yakın geçmişteki olaylara bu kadar dokunacağını beklemiyordum.

    filmini henüz izlemedim ama filmdeki karakterlerin listesine baktığımda kitaptakilerle bariz farklılıklar gördüm, dolayısıyla önce filmini izlemiş olsanız dahi kitabı okurken zihninizde çekilen film muhtemelen çok farklı olacak ;)
  4. derinliksiz, aceleye gelmiş bir havası olan roman. ferzan özpetek ismi söz konusu olunca insan ister istemez beklentiyi yükseltiyor. oysa özpetek'in sinemadaki ustalığından eser yok, oldukça acemice yazılmış bir kitap bence.

    sayfa sayısı epey az ama sayfa sayısı az, sindirmesi zor kitaplardan değil. aksine, bir bilemedin iki günde bitirilip, unutulacak cinsten.

    kitap kadın/erkek olarak iki bölüme ayrılmış. bu iki kısmın ilişkisi pek iyi kurulamamış. iki kısmın bir araya getirildiği son bölüm de kitabın geneli gibi derinliksiz ve fazlaca tesadüfi. üstelik fazlaca tahmin edilebilir. iki karakter kitabın en başında tahmin edebileceğiniz yerde karşılaşıp, hızlıca "aynılıklarını" keşfediyorlar işte.

    emek sinemasının yıkılması ve gezi direnişi de kitapta kendine yer bulmuş. fakat kitabın bu olaylara bakışını da üstünkörü buldum. "aman gençler ne güzel de direniyordu." diyormuş gibi geldi bana sadece.

    gene de güzel tarafları yok mu, var tabii. çok samimi bir kitap olmuş mesela. yazar kendinden, içinden bir şeyleri yazıp aktarmak istemiş sanki okuyucusuna. erkek karakterin ailesinin, -özellikle annesinin- çocukluğunun, ilk aşkının anlatıldığı kısımlarda kitap beni içine çekmeyi başardı ki sanıyorum kitabın otobiyografik ögeler taşıyan bölümleri idi buralar.

    istanbul kırmızısı, 3-4 saat ayrılıp okunabilir. okunmazsa da büyük kayıp diyemem. filmi henüz izlemedim. bakalım ondan da epey ümitliyim.

    notcuk: kitabın kapağındaki kadın yazarın annesiymiş. hoş bir ayrıntı.