jennifer'ın düğünü; osman gazi - iskender pala - youreads

  1. bol miktarda para harcanmış fakat pek bir şeye benzememiş. bol miktarda milliyetçilik kasılmış. bizanslılar zaten hep şerefsiz hizmetçileri falan taciz ediyorlar, katakulli peşindeler. bizimkiler de yiğit mert dürüst falan. oyun boyunca verdiler dumanı verdiler dumanı gözümüz yandı artık, nefes almak zorlaştı. yine başka bir ayrıntı şeyhlerden medet ummak ve bundan aşırı gurur duymak halleri. osman bey gider şeyh edebalı'nın dizine oturur beraber rüyalarını paylaşırlar sonra icazet alınır devlet kurulur gibi şeyler. tarihi böyle bilmekten, böyle anlatmaktan ve daha kötüsü bununla gurur duymaktan vazgeçemeyeceğiz sanırım. velhasıl merak eden bakabilir ama pek de kayda değer bir oyun değildi.

    konu: kayı boyu'nun beyi osman'ın hem kayın pederi, hem piri olan şeyh edebalı, yakın zamanda kurulacak ve devamında neredeyse yedi yüz yıl cihana hükmeden bir imparatorluğa dönüşecek olan osmanlı devleti'ne osman bey eliyle nefes ve can vermiştir. böylece imparatorluğun maddi ve manevi temelleri sağlam bir şekilde atılmış, dışarıdan gelecek tüm tehlikeler bu iman, inanç ve zeka ile bertaraf edilebilmiştir.
    bizanslı tekfurlar, gittikçe güçlenmekte olan osman bey’i ortadan kaldırmak için hain bir plan yaparlar. bilecik tekfuru digenis, yarhisar tekfuru dukas’ın kızı jennifer ile evlendirilecek, düğüne davetli olarak gelen osman bey, pusu kurulup öldürülecektir. düğün gecesi için bizans’ın kendi içinde de ayrı bir tezgah kurulur. inegöl tekfuru nikola ve general muzalo’nun kimsenin bilmediği bambaşka planları vardır.
    düğüne davet için elçi olarak gönderilen mihail dayanamaz ve eski dostu osman’a kurulan tuzağı anlatır.
    osman tuzağı tersine çevirecek zekice bir plan yapar. kadın kılığına sokarak düğüne getirdiği askerleri sayesinde pusuyu bertaraf eder. aynı anda hem bilecik kalesinde, hem düğün alanında başlayan savaş osman bey'in zaferiyle sonuçlanır.
    abi
  2. suratımın yarısı görünmez şekilde izlemek zorunda kaldığım oyun. sahneye basılan duman mıdır, biber gazı mıdır neyse işte onda ucuzluk vardı sanırsam. oyun boyunca olur olmaz bastılar da bastılar. duman yüzünden oyunu izleyecek ne şevkim kaldı, ne konsantrasyonum. neyse ki takip etmek için yoğun konsantrasyona ihtiyaç duyulacak bir oyun değildi. alt metin, üst metin, sağ-sol metin hepiciği aynı, epey basitçe. öyle ki pazar on ikide çocuk oyunu olarak oynansa hiç sırıtmaz; iyi kalpli kral, yakışıklı prens, dünyalar güzeli prenses, kötü kalpli bir başka kral... ve ve ve mutlu son. bu çocuk oyununun üstüne bir de milliyetçilik vs. eklenmiş. şanlı tarih övgüleri yapılmış. epey korkunç bir şey çıkmış ortaya.


    oyunda 3 4 tane savaş, dövüş sahnesi var. fakat ilginç bir şekilde oyuncular kılıç tutmayı bilmiyor. olabilir tamam da yahu niye zorluyorsunuz ki siz çekin kılıçları, kapatın ışıkları, karartın sahneyi biz gerisini kendimiz hayal gücümüzle hallederdik.


    jennifer ve orhan gazi’nin oyuncu seçimlerine hiç girmiyorum bile. ancak bu kadar talihsiz seçimler yapılabilirdi.


    sonracıma şeyh edebali rüya görmekteyken ortaya çıkan lazerler, led ışıklar; derinden, efsunlu sesler falan. bir ara kendimi samanyolu tv izliyor, ibretleniyor zannetmedim değil.


    ama haklarını yememek lazım, kostüme; dekora epey para harcanmış. kıyafetler pek güzel, tıpkı masal tasvirlerindeki gibi.


    bir de oyunun orta yerinde kefen benzeri kostümleriyle ve venedik maskeleriyle çıkıp gelenleri anmadan geçemeyeceğim. sanırım çok derin bir anlam taşıyorlardı ama çözemedim.


    işte böyle böyle bir dolu şahane detayı var oyunun. benim fikrim büyük bir zaman kaybı olduğu yönünde. çarpıtılmış, basitleştirilmiş tarih ve tarih övgüsü izleyip milli duygularınızı coşturmak amacında değilseniz tavsiye etmiyorum. astım ve benzeri bir rahatsızlığınız varsa zaten hiç tavsiye etmiyorum.