kaygı - youreads



  1. endişe.
    nedeni belirsiz korku-endişe-kötü düşünce.

    anksiyete bunun bir tık daha klinik boyutu.

    günlük kaygıların yanında bir de varoluşsal kaygılar varmış, sanırım bu dönemde başıma en bela saçmalık.
  2. yaşamın kendisi bir kaygı değil midir zaten? hiç fani kaygısı olmayan adamın ölüm kaygısı vardır. ölümden korkmayan kişinin öteki dünya kaygısı vardır. hayatımız kaygı.
  3. sezgi
  4. freud ilk dönem eserlerinde kaygıyı bastırılan libidonun ürünü olarak açıklamaktaydı. yani yasak bir dürtü bastırıldığında kendisini kaygı olarak ortaya çıkarıyordu. ancak 1926 tarihli ketlenmeler, semptomlar ve kaygı adlı çok önemli eserinde önceki kaygı kuramını baş aşağı etti. artık kaygı benlik (ego) ile ilişkili bir duygulanım olmakta, bastırılan kaygıya neden olmamakta tam tersine kaygı bastırmaya neden olmaktaydı.
    freud bu makalede, kaygının son tahlilde her zaman nesneyi kaybetme korkusu anlamına gelen bir tehlike karşısında benlik tarafından deneyimlenen duyguyu ifade ettiğini ve gerek otomatik bir olgu gerekse sinyal olarak kaygı, her iki yön açısından da, bebeğin biyolojik çaresizliğinin doğumla birlikte ortaya çıkan doğal bir ürünü olduğunu ifade etti ve kaygı türleri ile bir sınıflama yaptı.
    otomatik kaygı:
    1) ruhsal yapı, hakim olunamayacak ya da boşaltılamayacak kadar büyük bir uyarıcı dalgası i̇le kaplandığında otomatik olarak kaygı gelişir.
    2) bu uyarıcılar i̇ç ya da dış kaynaklı olabilirse de daha sıklıkla i̇d'den, yani dürtülerden doğar.
    3) bu örneğe göre kaygının otomatik olarak geliştiği durumlara travmatik durumlar denir.
    4) bu tür travmatik durumların i̇lk örneği doğumdur.
    5) hayatın bu döneminde egonun güçsüzlüğü ve olgunlaşmamış olmasından dolayı otomatik kaygı bir bebeklik özelliğidir ancak erişkinlerde gerçek kaygı nevrozu dediğimiz olgularda da görülür.
    daha az teknik dille söylemek gerekirse, otomatik kaygı benliğin savunmalarını aşan ve dehşey duygusu olarak deneyimlenen bir kaygıdır.

    sinyal kaygı
    büyüme sırasında küçük çocuk travmatik bir durumun yaklaştığını önceden sezmeyi öğrenir ve buna durum travmatik olmadan kaygı ile tepki gösterir. bu tip kaygıya freud sinyal (signal) kaygı adını vermiştir. bu çeşit kaygı , tehlikeli bir durum ya da tehlikeli durumun önceden sezilmesiyle ortaya çıkar. oluşumu bir benliğin görevidir ve gerçekleşmek üzere olan travmatik durumu karşılamak ya da ondan kaçınmak üzere egonun kumandası altındaki kuvvetleri harekete geçirmeye yarar.
    «tehlike durumu" sözcüklerinin anlamını göstermek için freud annesi tarafından yalnız bırakılmış bebek örneği verir. freud, bir gelişim düzeyine eriştikten sonra çocuğun benliğinin annesinin gidişi ile otomatik olarak ortaya hiç hoşa gitmeyen kaygı durumunun gelişmesi arasında bir ilişki olduğunu keşfedebildiğini savunur. başka deyişler söylersek benlik, anne varken kaygının gelişmeyeceğini, eğer giderse gelişeceğini bilecektir. bunun sonucu olarak benlik anneden ayrılmayı bir tehlike durumu olarak kabullenecektir. tehlike, anne uzaktayken id'den doyum için karşı gelinmez isteklerin ve bunun sonucunda travmatik durumun ortaya çıkması olasılığıdır. annenin gidişine verilen tepkiye sinyal kaygısı denir.
    o halde benlik, travma duyumlarından kaçınabilmek için kendisini korua açısından istemsiz kaygı yerine kendi egemen olduğu sinyal kaygısına geçmesi gerekmektedir. travma durumlarının yoğun kaygı bozukluğuna yol açmasının nedenini freud, sinyal kaygısının oluşturulamaması ve benliği istemsiz bir dehşet duygusunun işgal etmesi olduğunu ifade eder.
    sinyal kaygıları da kendi içerisinde gelişim düzeyi ve içeriğine göre ayrılır.

    i̇lk kaygı doğumsırasında yaşanmaktadır.bu dağılma kanygısı olarak görülür. psikozların etyolojisinde bu kaygının olduğu varsayılır.

    onun ardından anne kaybı gelmektedir. bebek dış ve algılanabilir bir nesnenin doğumun kalıntısı olan tehlike durumuna son verebildiğini görünce, korktuğu tehlikenin içeriği nesne kaybı üzerine yer değiştirir. şimdi tehlike olan annenin yokluğudur. bu borderline durumlarda genelde hakim olan kaygıdır.

    bir nesne olarak annenin kaybından iğdiş edilmeye geçilir.sonraki aşama üstbenliğin elinde iğdiş kaygısının ahlaki ya da sosyal kaygıya geçmesidir. yani bu suçluluk kaygısı olarak betimlenebilir ve nevrozların genel kaygı karakteridir.