1. Arz yönlü ekonomi görüşünün savunucularına göre ekonomik dengeyi ve istikrarı sağlamanın yanı sıra üretimin arttırılması yoluyla toplumsal refahın yaygınlaştırılması amaç olarak alınmalıdır.

    Arz yönlü iktisatçılar, üretimi arttırmak için vergilerde indirim yapılmasını, üretimi kısıtlayan çevre koruma standartlarının hafifletilmesini, deregülasyona gidilmesini (genel olarak kuralların gevşetilmesi) önermekte, bu yolla üretimin artacağını ve ucuzlayacağını ileri sürmektedirler. Onlara göre talep denetimi yoluyla sağlanacak enflasyonla mücadele politikasının yerini arzı arttırmak suretiyle yaratılacak fiyat ucuzluğu politikası almalıdır.

    Görüleceği üzere arz yönlü ekonomi yaklaşımı bir ekonomik teori olmaktan daha çok bir ekonomi politikası uygulama aracı görünümündedir. İşin vergi ile ilgili yönünü ilk ortaya atan ABD’li iktisatçı Arthur Laffer’in kendi adıyla anılan yaklaşımını bir şekil yardımıyla ortaya koymaya çalışalım.


    Laffer Eğrisi’nin ortaya koymaya çalıştığı şey şudur: Vergi oranı sıfır olduğunda vergi toplanmayacak, oran yüzde 100 olduğunda ise bütün kazancını vergi olarak verecek olan kişiler üretim yapmayacak dolayısıyla vergi doğmayacak emektir. Vergi oranının R1’den R2’ye artırıldığını varsayalım. Bu durumda vergi gelirleri T1’den T2’ye yükselmektedir. Vergi oranının R2’den R3’e artırıldığını varsayalım. Bu durumda kişiler elde ettikleri gelirin çoğunu vergi olarak ödeyeceklerini gördükleri için çalışma saatlerini azaltacaklar ve vergi tahsilâtı artmayacak, tam tersine T2’den T1’e gerileyecektir. Dolayısıyla bu teze göre aşırı yüksek olan vergi oranlarında yapılacak indirimler, bir yandan insanların daha fazla çalışmasını teşvik ederken bir yandan da vergi kaçırma arzularının düşmesine yol açacak ve vergi tahsilâtını azaltmak bir yana artıracaktır.

    Arz yönlü ekonominin özellikle vergiyle ilgili önermeleri ABD’de Reagan, İngiltere’de Thatcher ve Türkiye’de Özal zamanında uygulanmış, fakat iddia edildiği gibi vergi oranı indirimleri vergi tahsilâtını artırmamıştır. Hatta Türkiye’deki uygulamada 1980’erin ortasında gelir vergisi oranlarında iki yıl üst üste yapılan indirimlerin gelir vergisi gelirlerini artırması bir yana, düşen vergi gelirleri miktarının eski düzeyine gelmesi 14 yıl sürmüştür. Bunun nedenleri üzerine yapılan çalışmalar vergi oranlarının Laffer’in iddia ettiği kadar yüksek olmadığı ya da durumun bir çan eğrisi ile temsil edilmesinin yanlış olduğu yolunda sonuçlara ulaşmıştır.

    Arz yönlü ekonominin vergi oranlarının düşürülmesi önerisi; bütçe açıklarının artmasına ve kamu borçlanmasının yükselmesine, çevre önlemlerinin azaltılması önerisi; çevrenin daha çok tahrip olmasına, deregülasyona gidilmesi önerisi; kuralların zayıflatılmasına ve bunun sonucunda etik dışı kazanç yollarına sapılmasına kaynaklık etmiştir. Özetle söylemek gerekirse küresel krize giden yolda arz yönlü ekonomi yaklaşımının olumsuz katkıları olmuştur.
    Mahfi Eğilmez Hocanın sitesinden alıntıdır.