lili'ciğim - vladimir mayakovski - youreads

  1. lili'ciğim

    (mektup yerine)

    tütün dumanı kemiriyor havayı.
    oda
    kruçyonıh'ın cehennem' inden bir bölüm gibi.
    anımsıyor musun
    ilk kez
    ardında bu pencerenin
    tutkudan çıldırmışçasına
    okşamıştım ellerini.
    şimdi
    oturuyorsun aynı yerde,
    yüreğin
    demirden bir kılıf içinde.
    ve yarın
    paralayan sözlerle
    kovacaksın belki beni
    ve loş antrede
    uzun süre
    titreyişlerle sarsılan bir kol
    bulamayacak
    ceketteki yerini.
    çıkacağım, ezilmiş.
    fırlatacağım vücudumu sokağa.
    yabanıl
    çılgın
    umutsuzlukla paramparça.
    hayır
    gerek yok buna,
    sevgilim,
    biriciğim,
    gel
    vedalaşalım şimdiden.
    ağır bir gülle gibi
    aşkım
    nereye kaçarsan kaç
    asılıdır sana
    nasıl olsa.
    bırak
    son bir haykırışla uluyayım
    horlanmışlığın acı yankısını.
    çalışmaktan
    anası ağladığında öküzün
    gider
    salar kendini soğuk sulara.
    aşkından başka
    deniz yok bana,
    ve gözyaşları da
    bir erinç
    koparamıyor ondan.
    yorgun fil
    sessizliği aradığında
    yatar
    kızgın kumlara saltanatla.
    aşkından başka
    güneş yok bana.
    ve bilmiyorum bile
    neredesin şimdi ve kiminle.
    eğer
    bir başka şair olsaydı
    böylesine üzdüğün,
    onarırdı acısını
    parayla ve ünle.
    fakat
    sevinç vermiyor bana hiçbir çınıltı
    senin sevgili adının
    çınıltısından başka.
    atmayacağım
    bir boşluğa kendimi,
    zehir içmeyeceğim.
    ve dayayıp
    şakağıma namluyu
    çekmeyeceğim tetiği.
    ağzı hiçbir bıçağın
    bakışların kadar senin
    kesemez beni.
    yarın unutacaksın
    seni taçlandırdığımı,
    ve yakıp tükettiğimi
    çiçeklenmiş bir ruhu
    aşkla.
    ve uçarı günlerin fırtınalı karnavalı
    dağıtacak
    sayfalarını kitaplarımın.
    sözlerimin kurumuş yaprakları mı
    durduracak seni
    çırpınan soluğuyla.
    bırak hiç değilse
    son bir sevgi dalgası sereyim
    beni bırakıp giden adımlarının altına.

    türkçeleştiren: ataol behramoğlu