marx neden haklıydı - terry eagleton - youreads

    • okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.00)
marx neden haklıydı - terry eagleton
ünlü marksist yazar terry eagleton, bu meydan okuma ve polemik kitabında, "marksizm öldü, gününü doldurdu" iddiasının geçersiz ve dayanaksız olduğunu ortaya koyuyor. marksizme yönelik en yaygın on itirazı özetleyip bunları tek tek çürütüyor. marksizmin siyasi despotluğa yol açtığı, her şeyi ekonomiye indirgediği, insan doğasına safça inanan bir ütopyacılığa saplandığı, bir tür tarihsel determinizm olduğu vb. iddialarını tekrarlayanların, marx'ın düşüncelerini ne kadar acınası biçimde hicvettiklerini gösteriyor. kapitalizmin, büyük krizlerle temellerine kadar sarsıldığı günümüz dünyasında, marx neden haklıydı? önemli ve tam zamanında bir kitap olmanın yanı sıra cesareti, açık yürekliliği ve nesnelliğiyle de öne çıkıyor. eagleton'ın her zamanki mizahi üslubu, zeka kıvraklığı ve anlatım berraklığıyla dikkati çeken bu kitap, hem akademik çevrelerin, hem de çok geniş bir genel okur kitlesinin ilgisini çekecek özellikte. (kitap bilgileri idefix'den alınmıştır.)
  1. "marksizm öldü" ise gömün kardeşim, niye bu iddiayı sakız gibi çiğniyorsunuz ki? kapitalizm dünyayı, insanlığı günbegün yıkıma uğratırken marx'ın ve kuramının salimen gömülebileceğini sanmak tuhaf bir görüş eagleton'a göre. kitabın başında marx'ın düşüncelerini mükemmel değil; mantıklı, inandırıcı açıklamalar olarak gördüğünü belirtiyor. marx'a yönelik belli başlı on eleştiriyi formüle edip her birini çürütmeye girişiyor. mizah, ironi, zeka, edebi tat açısından da doyurucu bir okuma vadediyor. okumanızı rica ederim.

    "entelektüel bir meydan okuma" olarak değerlendirmiş gökhan atılgan, burada da bulunsun: http://kitap.radikal.com.tr/makale/haber/entelektuel_bir_meydan_okuma-61908
    mutlu
  2. eagleton’ın ağır kuramsallıktan uzak, çok esprili, akıcı ve mantıklı düşüncelerle dolu kitabı. okurken çok rahat bir okuma sunuyor. gayet anlaşılır tezlerini alıyor marx’ın. kişisel olarak kabul etmenin de ilerlemecilik sağlayabildiğini, bazı şeyler değişmese de kavranılabilirliğinin güzelliğini gösteriyor. edebiyat eleştirilerinde olduğu gibi sarkastik bir dili var.

    kitabı okurken günümüzde kimsenin marx’ı okumadığına karar verdim. tekrar marx’ı okumaya da karar verdim. marx’ın fikirlerinin kişisel olarak deneyimlenebileceğini de gördüm. uzaklaşmaya başladığım düşünceye döndüm.

    “marx’ın eserlerinin her yerinde insanın zevk alması konu edilir. ona göre iyi yaşam çalışmaya dair değil boş zamanla ilgilidir. özgürce kendini geliştirme bir tür üretimdir ve baskıcı değildir”

    çok değerli bir düşünce bu. marksizmle baskıcı dayatıcı bir pratik geliştiğini düşünüyor insanlar. bize müthiş bir şey olarak empoze edilen uzmanlaşmanın sakat bir fikir olduğunu gösteriyor eagleton da. uzmanlaşmayla birlikte gelen hayatı buna kanalize etme, sıkıcılaşma marksizmin vaat ettiği bir şey değil. insanların farklı dallara yönelmek istemesi söz konusu değil liberal politikalarda da. ayrıca marx zaten bir şey yapmadan, çalışmadan ve bir şey yapmıyorum hissi olmadan geçirilen zamanın dinlendirici olduğunu söylüyor. garip gelebilir bu. ama özgürlükçü ideolojilerin boş vaktimizde bize dayattığı ve farkına varmadığımız şeyleri düşündürüyor. modern eğlenceleri ve insanların bunlarla kurduğu -yapmazsam tamamlanmış olmayacağım- bağı incelemek gerek.

    kitapta en sevdiğim kısım insanın kendini gerçekleştirebilmesi konusuydu. marksizmin insanı gerçekleştiren şey bir piyanoysa ve buna herkes ulaşabilirse toplum da gerçekleşmiştir demesi vicdani de bir durum. bu vaat olanaksız artık diyenler olabilir. ama liberal politikalar herkes her şeyi yapar derken de olanaksız. ama buna teslim olduk. piyangoya umut bağlayan sözde özgür insanları düşünmek üzücü. insanın kendini gerçekleştirmesi hangi ideolojide daha kolay anlayamıyoruz galiba. liberalizmin olanaksızlığını ama bakın seçim sizde havasını da doğru yorumlayamıyoruz. eagleton akademiklikten uzak çok eğlenceli bir şekilde yapıyor bunu. eğlenceli deyip durmam kitabın değerini azaltmasın sarkastik anlatımı eğlenceliydi.
    sezgi