milena'ya mektuplar - franz kafka - youreads

    • okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (8.27)
Yazar franz kafka
milena'ya mektuplar - franz kafka
kafka'nın milena'ya nisan 1920 tarihli ilk mektubunda yağmurlu bir günden söz ederek deyiş yerindeyse bir roman tadında başlattığı bu yazışmalar, yazarın ölümünden kısa bir süre öncesine değin süregiderken, ümitsizliğin, çaresizliğin ve tıkanışın anlatımına dönüşür. çünkü kafka'nın da dediği üzere, "mektup yazmak, hayaletlerin önünde soyunmak demektir, ki onlar da aç kurtlar gibi bunu bekler zaten. yazıya dökülen öpücükler yerlerine ulaşmaz, hayaletler yolda içip bitirir onları."


  1. "yanımda yürüyordun milena. düşünsene yanımda yürümüştün."

    "seni özlediğimi söylesem yalan olur. bu olup olabilecek en eksiksiz, en acı verici büyü: buradasın, tıpkı benim gibi. benim olduğum yerde sen de varsın, hatta benden daha fazla varsın."

    "ben bütün zamanımı ve bütün zamanımdan bin kat fazlasını ve daha da iyisi, dünya üzerinde var olan bütün zamanları senin için kullanmak istiyorum; seni düşünmek, senin içinde nefes almak için."
    kahve
  2. zamanla oluşan derin aşkı anlatan güzel kitap. kafka'nın yazdığı mektupların her biri dokunur kalbe.
  3. franz kafka, prag'da bir dost meclisinde tanıştığı gazeteci milena jesenská'dan öykülerini çekçe'ye çevirmesini ister. kafka ile milena'nın yollarını kesişmesine neden olan bu dilek, bir ilişkinin başlangıcı, milena'ya mektuplar başlığı altında toplanan bu yazışmalarsa kısıtlı bir iletişimin tek aracı olacaktır. milena'ya mektuplar eşi benzeri olmayan bir kitap, mektuplara örülmüş bir aşk romanıdır.

    "ah! milena, yazmadığınıza bakılırsa iyi olmalısınız. bizler çoğunlukla iyi olduğumuz zaman susarız."
  4. o kadar güzel ki okurken cümlelerin altını çizmekten veya alıntı yapmaktan yorabilen kitap. o kadar naif ve içten ki gece gece uykunuzu bırakıp, kitaba dört elle sarılıp sabaha kadar okuyup bitirmek istersiniz.
    şarap ve hafif bir müzikle okumanızı tavsiye ederim. yalnız aşıkken filan okumayın yoksa kederinizden bir gecede kafka gibi kuruyup, yüksek dozda duygusallıktan verem olup ölebilirsiniz.
  5. 4 ağustos 1920 çarşamba tarihli mektuptan:

    ...
    "tek bir şey rica ediyorum senden: bugünkü mektubunda çok sert iki cümle var. ilkinde (a ty neprijedes ponevadz cekas az to tobe jednou bude nutne, to, abys prijel)1 bir haklılık payı olduğu söylenebilir, ikincisinin (mej se pekne franku)2 hemen arkasından geleni de yazıyorum ki cümlenin kulağa nasıl geldiğini gör.

    bunları bir şekilde geri alsan milena, kesin bir şekilde istiyorsan ilkini kısmen ama ikincisini tamamen geri alsan?

    1: ve sen gelmiyorsun, çünkü gelmeye kendin ihtiyaç duyana kadar bekliyorsun.
    2: hoşça kal frank."
    ...
  6. franz kafka'nın aşkın diyalektiğini açık seçik gözler önüne serdiği eseri.
    aşkın yağmurlu soğuk ve gri oluşu ve bir anda için de sönük de olsa umut taşıması ve bu umudu kaybetmenin ölüm ile eş değer olmasıdır
    üstelik en kısacık bir vuslatın dahi o griliği, cayır cayır yanan bir ağustos güneşinin kızılına çevirme imkanıdır milena'ya mektuplar.

    arada mutlaka açıp bir sayfasını rastgele okumaya başlarım, sırf kafka'nın bedeni kadar naif ve kırılgan bu aşkın büyüsüne tekrar kapılabilmek için
  7. "mesela neden senin odanda duran, sen sandalyen de ya da çalışma masanda otururken, uzanırken, ya da uyurken (iyi uykular diliyorum!) seni bütünüyle gören mutlu bir dolap değilim? neden değilim?"

    gibi etkileyici cümleleri de yok değil.
  8. hafta sonu kitabı dediğim ender kitaplardan. acaba kafka'nın yerinde ben olsam böyle mi yazardım? veya milena'nın yerinde olsam bu mektuplara nasıl cevap verirdim? gibi sorular sıkıcı gelmiyor bu kitabı okurken.
  9. kafka'nın milenaya sünepe sünepe yürüdüğü mektuplardır. milena da kocasıyla mutlu olmadığı için bu ilgiyi reddetmemiştir.
    günümüz çaresiz erkekleri ile kalbindeki erkekten istediği ilgiyi görmeyen kadınlar arasında geçen hayattaki boşluk doldurmalardan farklı bir ilişki değildir nazarımda.
    parov
  10. bu mektup kitaplar meselesini bir çok kişi farklı yorumlar ama ben nedense birinin mektubunu hele de basılıp önüme sunulmuşsa okurken hiç de özeline giriyormuş gibi bir rahatsızlık hissetmem. bana sorarsanız asıl tartışılması gereken yazan zamanında muhatabından bu mektuplar yok edilsin istemişse ve bugün basılıyorsa muhatapları ve yayıncılar olmalı.

    neyse, ben ne derinleşen muhteşem bir aşk bulabildim okuduklarımda, ne de aşkın diyalektiğini falan. daha çok çocukluğundan itibaren yaşadığı onca travma ile saplantılı demeyelim hadi ama bariz bağımlı bir hal kafkanınkisi. tahminim, cevap mektupları yok ama, bu derin travmalarını görüp sevmekten çok acıyan bir kadın vardı karşısında.

    kıyaslamak ne derece doğrudur bilmem, ama leylim leylim - ahmed arif birkaç gömlek üsttedir mektupları ile.
    mesut