şahsiyet - youreads

    • izledim
    • izliyorum
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (8.92)
şahsiyet
alzheimer hastası bir adamın işlediği seri cinayetler konu ediliyor. dizinin yönetmenliğini onur saylak, senaristliğini hakan günday’ın üstleniyor. başrollerinde ise haluk bilginer, cansu dere, metin akdülger, şebnem bozoklu, necip memili, hüseyin avni danyal, müjde ar gibi isimler yer alıyor.
  1. An itibariyle bitirmiş olduğum dizi. Dizi resmen Hakan günday'ın yeni kitabı gibi olmuş. Sonunu hem sırıtarak hem de gözümde yaşlarla izledim. Haluk bilginer'in ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu ve ne kadar yaşlandığını görmüş olduk. Diğer oyunculuklara da şaşırdım. Holywood yapımlarında bile yan karakterlerin iğrenç oyunculuklarını izlerken bu dizideki yan karakterler gerçekten o insanmış gibiydiler. Jeneriğini ve müziklerini de çok sevdiğimi söylemeliyim.

    Dizinin her yerine yayılmış muazzam detaylar vardı. Bunların hakan günday farkı olduğunu düşünüyorum. Gerçekten kültürü ve hayata baktığı pencere bizlerden çok farklı.

    Diziyle ilgili eleştirmek istediğim bazı kısımlar da var elbet. Mesela yan hikaye yapalım derken içine etmişler. O torun ve kurduğu topluluk meselesi hiçbir yere bağlanmadı. Kızının o kadar travmasını gördük ama hiçbir zaman birbirleriyle yüzleşmediler bunun büyük eksik olduğunu düşünüyorum.

    Ayrıca final bölümünde yapılması gereken o patlama gerçekleşmedi. Tamam Başkomisere, ateş'e ne olduğunu anlatmak istememiş olabilir, zaten gerekli mesajları seyirciye verdiler. Ama son haftanın "1 hafta sonra" klişesi ile geçilmesi izleyiciye saygısızlıktı bence. Bütün birbirine bağlanması gereken detayları bu şekilde görmemeliydik. Ve de nevranın bıraktığı mesajlar yüzümüzü güldürdü ama hiç kimse mi ondan şüphelenmeyecek hani en azından son sahnede hata olmamasını isterdim.

    Diziden alıntı yapılacak monolog ve diyalog o kadar çok ki baştan başlayıp yazasım geldi. En azından bir tane bırakalım: "bomba patlıyor elli kişi ölüyor panik olmuyorsunuz, teker teker ölünce mi panik oluyorsunuz, sen zannediyor musun ki bir tek alzheimer olan sensin? herkes hasta, hepsi hasta. yarın bugün bir milli maç olur, herkes her şeyi unutur. bu millet neleri unuttu, seni mi unutmayacak, sen kimsin ki, alt tarafı bir katil, alt tarafı bir cinayet haberi."

    Son sahnede kızların koştuğu sahne çok masumdu, arkadan dağlar kızı reyhan çalması ne kadar güzeldi. Bir an sanki bütün bu yaşananlar sadece bir diziydi diye düşünmek istedim ama ne yazık ki "Türkiye koca bir kambura"

    Son olarak Haluk bilginer'in sesinden şu muhteşem parçayı dinleyelim
  2. güzel olmuş ben baya beğendim.

    haluk bilgineri cidden yaşlanmış olarak görmek üzdü beni. gelecek bölümleri merakla bekliyorum.
  3. ilk 3 bölümü yeterince tatmin etmiş, haluk bilginer'in yardırdığı dizidir. ayrıca müzikleri diziyi sevmemdeki en büyük etken olabilir. fi'den sonra çıtayı biraz daha yükseltti puhu tv.
    kup
  4. bazı açılardan çok takdir ettiğim yapım.

    bunlardan ilki nevra'nın karakteri. şimdiye kadar gördüğümüz neredeyse her yapımda, erkek egemen ortamda çalıştığı için maskülenleşmiş -veya zatenöyle olduğuiçin orada çalışmakta olan-, dominant, dediği dedik, aykırı kadın karakterinden farklı bir kadın gördük. ortamdaki baskıdan yoruluyor nevra, hatta pes etmek istiyor. üzerinde ciddi bir zorbalık var ama buna daha yüksek sesle mukabele etmek yerine kırılganlığını göstermekten çekinmiyor. bu bir.

    bir diğeri görseller, mekanlar, kıyafetler. anlatmaya gerek yok, görüyorsunuz.

    bir diğeri yapılan göndermeler. muta nikahından tutun da uğur mumcu suikastına kadar çeşitli olaylara hatırlatmalar var.

    biraz amerikanvari olmuş. bir de alelacele bitmek zorunda kalmış olduğu çok belli. yine iyi toparlamışlar ama bazı yerler dahaayrıntılı işlenseydi diye düşünüyor insan.
  5. haluk'un ışığının altına o kadar ışıksız birini koymuşlar ki , cansu dere nedir yahu! oynamıyor ki bir şey, o kadar hevesli yetenekli genç insan sırf medya kalıpları yüzünden böyle işleri kaçırıyor-ya da işler onları ?!
  6. 2018 yılı yapımı, haluk bilginer, cansu dere, metin akdülger gibi isimleri barındıran bir türk platform dizisi. dizi (bkz: puhu tv) üzerinden izlenebiliyor.

    !---- spoiler ----!

    ülkemizde tv dizilerinin pek rağbet görmemelerine sebeb olan etkenler var. para bunların başında geliyor. diziler para kazanmak için çekiliyor. para kazanmak için de tv'de tutulmaları gerekiyor. bu sebeptendir ki, dizi senaryoları izleyici odaklı hazırlanıyor. belli bir süre ekran başında tutmak ve tv kanalının belirlenen süresini doldurmak için de ağır aksak akan dizilere maruz kalıyoruz. bazı sahneler resmen yıllarca sürüyor gibi geliyor. bunu sadece "arka sokaklar"ı baz alarak söylemiyorum. tv'deki tüm diziler bunu yapıyorlar.

    para kazanmadan nasıl dizi çekebilirsiniz? internet ortamındaki yeni furya diziler reklamsız ve ücretsiz olma iddiasıyla çıktılar meydana. (bkz: sıfır bir) gibi yöresel çalışmalar bir süre sonra sponsorlarla tanışıp daha da büyük işler çıkarmaya başladılar. youtube, puhu, netflix ya da blutv ortamlarındaki diziler ücretsiz yayın yapsalar da izlenme başına ödenen paralar mevcut. bunları izleyici ödemese de sponsorlar ödüyorlar. izleyicinin ödemediği içeriğin kalitesini konuşmak bana çok anlamsız geliyor. bir emeğin karşılığını vermezseniz onunla ilgili bir beklenti içinde de olamazsınız kanımca. para vermediğiniz bir içerik ne sunarsa onu izlersiniz. eleştirmek de yersizdir; çünkü savunması kolay; "bu paraya anca bu kadar".

    (bkz: şahsiyet) dizisinde "dacia" reklamlarını izliyorsunuz. hatta sıklıkla izliyorsunuz. diziyi hayatta tutan sponsor bu. haluk bilginer, cansu dere gibi isimlere de az para verildiğini sanmıyorum. dekora ve kostümlere de bakınca iyi bir para harcandığı görülebiliyor. bu anlamda dizi daha yere basan, tutarlı ve izlenir bir hal alıyor olmalı; fakat öyle bir hal almıyor bence.

    çok amerikanvari havasıyla dizi yarattığı havanın içinde boğuluyor gibi. evet, her şeyin gerçekle aynı olmasına gerek yok; fakat cinayet büronun plazada görev yapması, cam odalarda oturmaları, mesai bittiğinde eve gitmeleri gibi ayrıntılar beni biraz gerçekle yüz yüze gelmeye zorluyor. diğer taraftan, agah beyoğlu'nun doktorunun muayenehanesinin neden bir saray dekorasyonunda olduğunu anlamakta da zorlandım. bu gibi detaylar dışında sürükleyici olmasını beklediğim dizi açıkçası tempolu değildi. ilk sezonun bir kaç bölümünde tempo yerlerde olduğundan merak duygusu ve heyecan kaybolmaya başlamıştı.

    haluk bilginer'in oyunculuğunu konuşmak benim gibi averaj bir dizi izleyicisine düşmez. kendisi hiç konuşmadan ekranda dursa izlerim açıkçası. bu diziyi de bu sebepten takip ediyorum.

    !---- spoiler ----!

    dizinin imdb puanı 9,2/10 olarak görünüyor. düşük oylamadan dolayı yüksek görünen bu puanlama kanımca 7/10 olsa daha uygun olacaktır.
  7. yayınlanan ilk 3 bölümünü izledim. beklentim düşük değildi, "türkiye'de dizi çekemiyorlar yea" görüşünde de değilim. bu işi arka sokaklar'la, gurbet çiçekleri'yle falan karşılaştırırsak tabii ki iyi bir dizi. fakat tek başına değerlendireceksek olmamış bu. özgün hiç bir içerik yok, devşirme bir dizi sanki, en kaba anlatımıyla "amerikan dizisi gibi" ve "amerikan dizisi gibi" olmak bence hiç de iyi bir şey değil.

    benzemeye çabalamaktan vazgeçilse bence güzel işler çıkacak türkiye'den de -ki uzak geçmişte örneklerine de rastlamak mümkün- ama kolaylarına geliyor herhalde, hem daha az yorucu hem de daha çok tutuyor, talep görüyor sanki.

    açıkçası ben bir şeylerin alenen, adamakıllı kopya edilmesine de karşı değilim. ama yani adamın karakter yaratımına, diyalog akışına, casttaki başarısına, mekan yaratımına öykünmeyip de biraz onun konusundan, biraz bunun temasından araklamakla, biz bu işe çok para verdik amerikan dizisi gibi diyen kamera kullanımıyla da olmuyor. sonra 3. bölümden koy müziği aksın görüntüler hilesine başvurulmak zorunda kalınıyor bu dizide de olduğu gibi.

    daha yazacak, eleştirecek çok şey var. gerçek hayatta görmenin imkansız olduğu yan tiplemeler, temel mantık hataları, iş yerinde cinsiyetçilik nedir, mobbing nedir bilmezken dizinin bu konulara da el atışı... falan filan da aman neyse.
  8. ilk üç bölüm için spoiler içerebilir.

    öncelikle bi karanlıkta koşanlar değil bence onu diyeyim (haluk bilginer orada da oynuyordu bu arada). hatta bence biraz daha imkanı olsaydı karanlıkta koşanlar'dan bir true detective çıkardı. türkiye de ki dizi sektörü için (bir iki ortak yan vardır seven filmiyle) büyük bir adımdır zaten kk. neyse.

    karanlıkta koşanlar'da sürekli bir kalamış vurgusu vardır. olayın kahramanları, olaylar vs. kalamış ekseninde döner durur. burada da bir kandıra vurgusu var ki, ben cansu dere'nin annesi kandıra da ortaya çıkana kadar yalnızca yüzeysel bir takip ve ortak yan zannediyordum kandıra'yı. yani ilerleyen zamanlarda haluk'un kandıra'yla ilişkisi derinleşecek gibi. onun dışında karakterlerin marjinalliği biraz batıyor evet. tipler biraz güçsüz kalmış. karakterleri, tipleri güçsüz bırakarak mı parlatacaklar bilemiyorum. görselliğini sevdim. bazı kareler bize duyguyla, o an ki düşünce ve durumla ilgili hikayeler anlatıyor. jenerik çok çalıntı durmuş ama, biraz american gods biraz başka şeyler.

    henüz üç bölüm o yüzden erken karar vermemek lazım. internet dizileri için seviye arttırıcı olmuş. bence güzel sevdim açıkçası. hatta ilerleyen bölümlerde ilerleyiş ve derinlik olarak vites yükselteceğini düşünüyorum. bence böyle projelerin destek gördükçe çoğalması ile yapımcıların daha kaliteli işlere insanların aç olduğunu farketmesi gerek.
  9. çok reklam var çok
    seed
  10. sadece ilk bölümü izledim. ilk izlenim olarak çok güzel bir dizi olacak gibi. pek özenti bir durumda göremedim.
    özentilik "desperate house wife'dan çalıntı olan adı önemsiz dizi" yada avlu ve benzeri dizilerde oluyor. bu dizi için şu dizinin türk versiyonu diyebileceğiniz bir dizi var mı?

    haluk bilginer zaten döktürmüş, diğer oyuncularda özellikle yaşlı olanlar gayet iyi oynuyor.
    ben beğendim merakla takip ederim artık. sadece bu dizi çok uzarsa konu sarpa sarabilir, kısa bir dizi olması lazım. en fazla 2 sezon.