sevgililer günü - youreads



  1. burada mantık hatası var. sevgili günü sevgili olanların ikisini birden kapsadığı için kutlayan kişi 3. kişi olmalı. şimdi gidip kendi sevgilinizi kutlamanız saçma olur. mesela karınız doğum yapsa hayırlı olsun, allah bağışlasın çok tatlı falan mı diycez? hayır başkaları gelip ikimizi birden kutlayacak. çünkü tıpkı sevgimiz gibi bebeğimiz de bizim ikimizin evladı. o yüzden 3. şahıslar sevgililerin sevgililer gününü kutlayabilir ama iki sevgili birbirini kutlayamaz.

    buradan bütün sevgililerin sevgililer gününü kutluyorum, mutlu mesut yaşayın, allah tamamına erdirsin diyorum.
    abi
  2. artık gün olarak değil ay olarak kutlanıyor sanırım. şubatın gelmesiyle birlikte katı meyve sıkacaklarında bile indirim yapılıyor.
    en ilgincini ise bugün gördüm. margarin paketinde 14 şubat sevgililer gününe özel yazıyor. margarin? sevgililer günü? last tango in paris??
  3. tüketim çılgınlığıymış, kültür endüstrisinin bir oyunuymuş, kutlanmaması gerekenmiş, sermaye içinmiş.

    yahu güzel bir gün sevgililer günü neden bunu amerikanın oyunu durumuna getirmeye çabalıyoruz ? tıpkı anneler günü gibi evlilik yıldönümü gibi özelleştirdiğimiz anlamlı bir gün.

    şahsen yaşları kaç olursa olsun babamın anneme her yıl bir demet çiçek alması gözlerimi yaşartıyor delicesine mutlu oluyorum, çünkü sevgi var. neden kültür endüstrisinin, amerikanın oyunu diyip 365 günün o 1 gününe lanetler içelim sevgi taşımak varken?

    ha dersen ki ben sevdiceğime çiçek alırsam darılır pahalı yüzükler kolyeler almalıyım.

    o zaman sorun sende ve sevgilinde güzel kardeşim çünkü o zaman bu günü meta haline getiren kültür endüstrisi değil insanın bizzat kendisiymiş.

    sevgililer günü kötü değildir para kötü değildir fakat biz insanlar kötüyüz.

    yıllardır uğraştın nefret kustun bu güne, lanet olsun sömürü düzenine dedin ve hiçbir şey değişmedi, sevgililer günü kutlandı tektaşlar alındı amerika deli gibi para kazandı.

    peki şimdi o kafayı değiştir o halde, madem bu sevgililer günü denilen naneyi değiştiremedin yahut yok edemedin, dönüştürmeyi dene. sevgilinle birlikte şehrinizin en güzel manzarasının bulunduğu yere gidin, dünyanın hala mucizevi bir yer olduğunu hatırlayın, sarılın birbirinize, tutulması güç sözler verin, yalanlar söyleyin..

    zaten yaşlıların anlattığı hepi topu 5-6 tane olay var. yaşlılıkları boyunca onları anlatıp dururlar. neden? çünkü her günü her saati stres ve mücadele dolu yaşam boyunca 5-6 kez yaşıyorsun o unutulmaz anları, sen o anların peşine düş, sevgiyi taşı..
  4. aynı zamanda "dünya öykü günü"dür 14 şubat. ben her yıl öykü okuyarak kutluyorum bu günü. böylece kültür endüstrisinin nesnesi olmaktan da kurtulduğumu düşünüyorum. sevgiliye de okunabilir güzel bir öykü. "elvan d." olur, "madame butterfly ölmeyi reddederse" olur, "maşinga" olur, "acı" olur, ne bileyim herhangi bir öykü olur işte. belki siz kendiniz yazmak istersiniz bir öykü, kendi öykünüzü, kim bilir? bir öneri olarak kalsın burada.
  5. sevgilime hediye almayacağım gündür. kapitalizm karşıtlığından falan değil, sevgilim yok benim. hediyeleşmek için yılbaşını bekliyoruz biz 8-10 arkadaş.
  6. ortalığın çiçekçiden geçilmediği gün. yollarda çiftler el ele vıcık vıcık sevgililer günü değil esnaflar ve çiçekçiler günü ne kadar anlamsız yeaaa diye gezinen tayfadandım eskiden... gerçi hala öyleyim ama yaşlandım mı bilmiyorum belki sevgili olayını özlediğim için biraz duygusallaştım çiftleri el ele görünce salakça bir mutluluk geliyor. üzmeyin birbirinizi keratalar.
    tes
  7. güne ait anekdotlarım;

    -sevgiler günü kampanyası ile hepsiburada'com diş fırçalarında kampanya yapmış. yani sevgilinize subliminal mesajınızı verin mi diyor yoksa artık kantarın topuzunu kaçırdık elimizde ne var yok her boku satma gayretindeyiz diyor meçhul.

    -ankara'da 1997 yılında gül fiyatları fırlamıştı, tek bir gül tanesine dönemin parası ile 5 milyon tl ödeyen arkadaşım olmuştu. baktım geçen sene tek bir gül yine 5 tl diye bağıran bir roman arkadaş var. 20 yıl önce ne para dönmüş ve o çocuk öğrenci haliyle 5 milyon tl'ye sevgilisine çiçek aldığına göre ya kızı çok sevmiş yada bir haltlar karıştırıp kendini affettirme yoluna gitmiş.
    şimdi üşenmedim baktım 1997 yılında 5 milyon tl'ye yarım altın alınıyormuş. bu şu demek bugünkü altın fiyatı ile 500 tl yapar. yani bugün 500 tl ile tek bir gül alan üniversite öğrencisi var mıdır? vardır illaki bilemiyorum altan.

    -işyerine çiçek gönderen tayfa;
    kadınlar siz de az değilsiniz, hemcinslerinize gösteriş yapma konusunda elinize kimse su dökemez. bu konuda çiçek gönderici erkek ise az çakal değil, erkekler elinde çiçek ile gezmeyi pek sevmez bu görevi sevgilisine itelemiş oluyor. görev itelenmiş kadın bu işi zevkle yapacağı için win win durumu. kadın akşam çiçekle evine gelen taraf olmuş oluyor. neyse çok önemli değil ama dikkatimi çekti.

    -ben bebeyken de aynıydım yetişkin oldum değişmedim. 8 mart kadınlar gününü geçtim de sevgiler günü için hödük olarak nitelenen bir adam oldum. eşim çıtlatır arada ama o da pek ilgilenmez, beni tanıyanlar, sürpriz yapmaya da açık bir adam olduğumu bilirler. bu günler nezdinde hediye almanın beni sıradanlaştırdığına ve tuzaklara düştüğüme dair bir inancım gelişti. birisi karar verdi diye ben niye hediye alıyorum. ben canımın istediği bir cuma elimde çiçek yada çikolata belki taze çekilmiş kahve belki de siirt fıstığı ile evime girmeyi seviyorum.
  8. aziz valentinus day.
    dünyanın kutsal kabul ettiği bir figür/karakter üzerinden sürü psikolojisinin ve kapitalizmin saçmalığı. 14şubatları sevmiyorum üzerinde garip bir baskı yaratıyor... .
  9. sevgililer gününün hayatımdaki en anlamlı halini düşündüğümde çok eskileri 90'lı yılların başını hatırlarım.
    sevgililer günü anca amerikan filmlerinde geçerdi. blue jean gibi dergiler özel bir kaç sayfa ayırırdı, o kadar.
    şimdi birbirinin sevgililer gününü kutlayan annemle babamın sanırım bu özel günden o zamanlar haberi yoktu.

    nestle'nin bir reklam filmi vardı. nestle çikolatsının ambalajındaki e harflerini kullanarak bir liseli genç sevdiği kıza "seni seviyorum" yazılı mesajlar gönderiyordu. arka planda da "ghost" filminin "unchained melody" müziği çalardı.

    benim bir sevgilim yoktu. ama romantik hayallerim vardı.

    daha sonra: biz büyüdük ve kirlendi dünya....
  10. küresel kapitalizm ve postmodernizmin bizlere empoze ettiği günlerden biri. yıllar öncesinden türetilen bu tarz arketipler bizim birbirimizle olan bağlarımızı koparmakla da kalmayıp ortaya nevrotik bir kültürün çıkmasına sebebiyet veriyor. aslında 4-5 aile şirketinin yönettiği bu sistem insanlara medya uzantısıyla bilinçdışı olarak aşılanıyor. sosyal medyanın aktif rolü üstlenmesiyle beraber son yılların en büyük zihinsel terörizmi olarak gösterilen reklam insanoğlunun daha da nesneselleştiriyor. içinde yaşatıldığımız bu simülasyonlarda bu tür özel günler kitlelerin yönlendirilmesi açısından kilit rolü oynuyor. mutsuzluk üzerine kurulmuş uygarlıkta yaşayan bizlere ancak para ve özel günlerle mutluluğa ulaşabileceğimiz söyleniyor. tüketim toplumunun kendisine yabancılaşmış bir ferdi... uzun lafın kısası.