• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (6.82)
the grey - joe carnahan
alaska'da petrol sondajında çalışmak için görevlendirilen bir ekip, uçaklarının düşmesi sonucu bölgenin vahşi ve ıssız bir alanında mahsur kalırlar. grubun başı olan ottway (liam neeson), ekibin vahşi doğada aç kurtlara karşı hayatta kalabilmesi için elinden geleni yapmak zorundadır. hem kaza sonrası aldıkları ölümcül yaralar, hem de insanı donduran hava koşulları karşısında kurtlara yem olmadan buradan kurtulabilecekler midir?
  1. ghost walker isimli kısa hikayeden beyaz perdeye uyarlanan film. hayatta kalma olgusunun temele oturtulduğu; ama onun çevresinde gelişen insan-insan, insan-doğa ve insan-hayvan ilişkilerinin vurucu bir şekilde işlendiği, liam neeson'ın, filmin sonunda muhteşem bir tirad ile döktürdüğü -kanımca- bu türden zevk alan herkesin izlemesi gereken bir yapıt.

    film bittikten sonra kafamda bazı şeyler daha da netleşti. misal, alet-edavatsız, insan, doğa karşısında bir hiç. birbirine tutunulması gereken en zor zamanlarda bile, insan insanın kurdu olabiliyor. elinde hiçbir çıkar yolu kalmayınca, inancı bile kişiyi bulunduğu durumdan kurtaramayınca, insan, en başta olması gereken varlığa -bir nevi öze- geri dönüyor: hayvan.

    son olarak, film vizyona girdiğinde, özellikle hayvan hakları gruplarından ve çevreci gruplardan -haklı olarak- çok büyük tepki aldı. çünkü film, ister istemez alaska'da türleri tehlike altında olan bozkurtları vahşi ve kana susamış hayvanlar olarak tanıtıyordu. yönetmen, bunun önüne geçebilmek için, amacının insanın doğaya karşı verdiği mücadeleyi seyirciye aktarmak olduğunu açıklamak zorunda kalmıştı. zaten facebook veya tweeter sayfalarında da sürekli bozkurtlar hakkkında bilgilendirici yazılarla beraber tanıtım-reklam yapıyorlardı.

    yazmadan geçemeyeceğim:

    !---- spoiler ----!

    once more into the fray,
    into the last good fight i'll ever know.
    live and die on this day,
    live and die on this day.

    !---- spoiler ----!
  2. jack london'in gorsel karsiligi adi konmamis uyarlama oykusu. olum ve hayata tutunmak uzerine. muthis bir dijital kamera isciligi de vardir. liam neesonin son donem kesisvari erkeklik filmleri arasinda en iyisi. hayatta kalmak, ya da istememek. neyse izleyin iste.
    abrek
  3. !---- spoiler ----!

    eger filmde cok bariz mantik hatalari olmasa idi, ya da bunlar daha makul daha yenilir yutulur cinsten olsa idi, konuya bambaska acilardan bakip epey farkli epey felsefi baska cikarimlar yapabilirdik... ottway'in kendini oldurme seruveni diyebilirdik misal buna, digerlerini de kasten kurtlarin inine yonelttigini dusunebilirdik... ya da ne bileyim, varligina inanmadigi tanrinin ottway'i ironik bi sekilde cezalandirdigini hayal edebilirdik, kurtulusa dogru gittigini sanan bir adamin her adimda aslinda hazin sonuna yaklastigi sadistik bir senaryo ile...

    ama maalesef film bunlarin hic biri degil... bildigin kotu yazilmis bir kurgu... atmosfere kendini kaptirip hikayeye zorla inanmak istesen bile bi yerden sonra yok artik demekten kendini alamiyorsun...

    !---- spoiler ----!
  4. 2011 yılı yapımı 117 dakikalık film. film imdb tarafından 6,8 olarak derecelendirilmiş. buyrun, benim gözümden inceleyelim:

    !---- spoiler ----!

    ottway (liam neeson) bir petrol sondaj şantiyesinde kurt avcısı olarak çalışıyor. filmin başında anlaşılmasa da hastalıktan kaybettiğini sandığım karısını özlüyor ve hayata tutacak bir dalı yok. bu yüzden intihara bile kalkışıyor. ekip, uçakla dönüşe geçiyor ve uçak düşüyor. düşüşten hemen sonra arkadaşlarından birinin ölümüne şahit olmaları sahnesi etkileyici. hayatta kalmak için ellerinde olanları bir araya getirmek ve uygarlığa ulaşmak için bir mücadele başlıyor ki anormal şartlarda oluşan gruplarda görülen çatışmalar baş gösteriyor. filmde bir muhalif karakter mevcut. her şeye burun kıvırıyor; fakat katılmaktan da geri kalmıyor. hatta bir sahnede kurtla dövüşüp kafasını...

    filmde gerilim var, evet; fakat gereğinden fazla da kan var. tüm film, kurtlar tarafından sırayla öldürülen bir grup adamın hikayesi aslında. kurtların kişilik özelliklerinden bahsediliyor parça parça; alanlarını işaretlemeleri, keşif yapmaları vb. bu veriler daha etkileyici olabilirdi kanımca. ottway karakterinin kurtlarla olan içli dışlı ilişkisi biraz daha detaylı yansıtılabilirdi.

    ara sahnelerde sevgililer, çocuklar ve aileler gösteriliyor. ölenlerin cüzdanları ailelerine verilmek üzere toplanıyor. hayatta kalma ümidi devam ediyor.

    sürekli bir gerilim var; fakat doyurucu değil. dram mı yoksa aksiyon mu yoksa gerilim mi belli olmayan bir film bence. bazı diyaloglar gereğinden fazla uzun ve yorucu. filmde dikkatimi çeken tek nokta filmi gerçekten karlı bir ortamda çekmiş olmaları. bildiğiniz kar yağıyor. stüdyo değil, bilgisayar yok. ya da çok iyi bir efekt uzmanları var. beni bile ikna etti.

    sonunda alfa kurtla karşılaşma ve mücadeleyi bırakmama mesajları bence biraz yavan kalmış. aksiyon ya da gerilim filmi için çok mesaj yüklü. her sahnede "acaba şimdi kim ölecek" duygusu hakim. zencinin ilk ölen olmamasına da şaşırdım açıkçası. gözlüklü ve zenci olanların ilk ölmesi adettir ya.

    genel olarak beni tatmin etmeyen bu film daha iyi kurgulanarak çekilirse izlemeye değer olabilir. benim puanım-doğa güzelliklerini göz önüne alarak-5/10 olacak.

    !---- spoiler ----!

    iyi seyirler.