yabancı dil öğrenmek isteyenlere tavsiyeler - youreads



  1. öncelikle yabancı bir dili ne amaçla öğrenmek istediğiniz önem arz etmektedir. şöyle ki;

    sadece günlük dili kullanmak, yurt dışında gezerken rahat etmek, bir iki tane de o dildeki yazıyı okumak amacındaysanız hiç gramer, zamanlar, bağlaçlar vb. kasmanıza gerek yoktur. her ortam için bir-iki tane kalıp öğrenin. evet, evet, ezberleyin resmen. ezberleyin derken; "where is the train station?" kalıbı gibi. ya da "can I have a cup of coffee?" gibi. ya da "can you help me to find my way to my hotel?" gibi hayat kurtaracak cinsten. sonrasında bol bol bilirmiş gibi konuşun. bu bildiğiniz kalıpları döne döne kullanın. evet, aynı kalıbı sürekli kullanıyor olacaksınız; ama emin olun bir süre sonra işe yarayacak.

    bir de sürekli öğrenmeye açık olun. kim ne demiş, ne için demiş, tam olarak nerede kullanmış...hepsini dinleyin. siz de kullanın. yanlış kullanın. yersiz kullanın; ama kullanın. kafanızdakileri seslendirmekten çekinmeyin. saçmalayın. sıkıntı yok. rahat olun. gittiğiniz ülkeye göre bulunduğunuz ortama göre bu cesaretinize destek olacak birçok insanla tanışacaksınız.

    amerika'da günlük konuşma dilinizi geliştirmek için para karşılığı sizinle belli bir süre zarfında oturup konuşan insanlar var. böyle bir sektör var. avrupa'da daha insancıl bir durum var. gerçi o da ülkeye göre değişiyor. fransa'da kimse yardım etmeyeceği gibi fransızca dışında bir dil de konuşmuyorlar. hatta biliyor ama konuşmuyorlar. ^:başıma geldi ordan biliyorum^

    günlük konuşma dili konusunda nasıl bir tavır içinde olunması gerektiği konusunda verilecek bir güzel örnek de şuradaki gibidir. özellikle türk insanının yabancı bir dile olan yaklaşımını çok doğru özetlediğini düşünüyorum.

    efendim, derseniz ki; "yok kardeşim, benim günlük dile değil daha çok akademik bir dile ihtiyacım var. onun için keseceğin herhangi bir ahkam var mı?"

    var. akademik anlamda dil öğrenmek disiplin ister. bu açıdan özel bir eğitimi şiddetle tavsiye ederim. kurs olsun, özel ders olsun mutlaka eğitim alınmalıdır. yoksa kitap okuyalım, film seyredelimle "contemporary government policy" düzeyine gelmek biraz zaman alır. ya da "rechtsstaatlich" konusunda "jus gentium" başlıklı bir "essay" yazmaya kalkmak "şultanahmet"ten öteye geçmeyecektir.

    edit piaf: bir de şöyle birşey var (bkz: toefl ielts yds gibi yabancı dil sınavlarına çalışma yöntemleri)
  2. İnternetten öğrenmek isteyenler için şöyle devasa bir konu var Buyrun
  3. dil öğrenme konusunda zorunlu olarak akla gelen ilk lisan ingilizce olmasından mütevellit, özellikle akademik sınavlara dönük başarının anahtarı kelime bilgisidir ki bir taşla baya bir kuş indirmek için kelimeleri o dildeki eşanlamlıları ile öğrenmek en işlevsel olanıdır. örneğin ertelemek - tehir etmek anlamına gelen ''delay'' kelimesini yakın ya da eşanlamlı olan ''pastpone'' ve ''put off'' kelimeleri ile birlikte öğrenmek daha kalıcı öğrenmeyi ortaya koyar. öğrenmenin gerçekleştiğini gösteren en önemli done bilginin kalıcı olmasıdır. ingilizce kelimelerin eşanlamlılarını bulmak için tureng .
  4. Kisi eger TOEFL icin hazirlaniyorsa; Turk egitim sistemine en yakin methodolojiyi veren buyuk insan Joseph`i size takdim ediyorum, buyrun>>> https://www.notefull.com/index.php
  5. nasa'nın kendi astronotlarına dil öğretmen için kullandığı programı temel alan rosetta stone dil öğrenmek isteyenler için mucize bir programdır.

    en temel seviyeden, en yüksek seviyeye kadar için belli kursları olan, ayrı ayrı pack halinde indirebileceğiniz yüzlerce farklı lehçeleriyle dil seçenekleri olan muazzam bir bilgisayar programıdır.

    isteyen resmi sitesi'den inceleyebilir.
    zfc
  6. Kendi tecrübelerimden yola çıkarak ingilizce hakkında birkaç şey yazmak istiyorum ahali.
    Öncelikle bu iş Türkiye eğitim sistemiyle öğrenilmez arkadaşlar. ortaokul-lise yıllarında çılgınlar gibi grammer öğrendiğiniz halde hiçbiri doğru düzgün kafanızda oturmadığını biliyorum.
    (bkz: geçen yaz ne yaptığını biliyorum)
    Benim öyleydi çünkü :)

    1- Öğreten kişilerin yetersizliği/yanlış yönlendirilme
    2- Öğrencilerin (çok doğal olarak) isteksizleşmesi
    (Liste daha da uzayabilir)

    Anadolu lisesi mezunuyum. 1 yıl, haftada 10 saat olacak şekilde (her gün 2şer ders) ingilizce eğitimi aldım. Nefret ederdim ve dersi sallamazdım hiç. Buna rağmen dil konusunda yetenekli olduğum için temelimi öyle yada böyle oturtabildim. Benim kırılma noktam üniversite hazırlık oldu. Bölümüm zorunlu kılmadığı halde bilerek ve isteyerek, yüzlerce insanın nefret ettiği yere gittim.
    (bkz: Anadolu üniversitesi yabancı dil hazırlık)

    Arkadaşlar bu iş geç kalınsa bile üniversitede bitirilmeli. ben 1 yılımı tamamen İngilizce'ye ayırdım. Çoğu kişinin nefret ettiği, afla geçmek için kıçlarını yırttığı yerden yata yata geçtim. Evet ya-ta ya-ta... Bunun en büyük sebebi ilgim yüksek seviyedeydi ve derslerde aktiftim. (yanlış anlaşılmasın a.ü hazırlığın çok ama çok eksiklikleri vardı ki şuan çok daha kötü durumda) Bir yılda hazırlıktan mezun oldum ama adım kadar emindim ''advanced'' olmadığıma. Haksız da çıkmadım.

    Yaz tatilinde 2 aylığına Londra/St.Giles dil okuluna başvurdum ve gittim. Dil, yurtdışına çıkmadan öğ-re-nil-mezz!!!! elbet öğrenenler vardır ama çok çok uzun süre ve yoğun bir çalışma temposuna neden olacaktır ve istenilen seviyeye gelemezsiniz arkadaşlar. Yabancı biriyle bireylerarası/yüz yüze iletişim kurmanız gerekmekte. Dil öğrenmenin en önemli aşaması speaking ve bunu ülkemizde kendi kendimize konuşarak yapamayız. Ayrıca bir dili öğrenmek istiyorsanız o kültürü yaşamanız lazım. Ben de hayalim İngiltere'ye gittim. Asıl gitme sebebim İngilizce öğrenmek değil, hayalini kurduğum yerde yaşamaktı. Hazırlıkta muhteşem bir eğitim görmediğim halde bana vermiş olduğu öz güven yeterliydi. Hayatta kalabileceğimi biliyordum. iki ay boyunca, ders çalışmadığım halde inanılmaz bir değişim yaşadım. gazete okudum, yabancı kanalları dinledim ve derslere gittim. okul okul değil benim evimdi adeta. (bu arada okulun ilk gününde dil seviyem intermediate olarak belirlenmişti :)

    Lafı fazla uzatıp bunaltmak istemiyorum. Sözlükteki çoğu arkadaş zaten Türkiye'de yapabileceğiniz çalışmalardan bahsetmiş. gayet yararlı çalışmalar. Usanmadan, ısrarla uygulamamız gerekiyor. Ama benim dahil olmak istediğim aşama; yurt dışına çıkmak.
    Yabancı ülkeye gitmekten korkanlar olabilir. Bundan doğal bir şey yok ama size şöyle bir örnek vermek istiyorum;

    ''24 yaşında brezilyalı bir arkadaşımız vardı. Adam yes-no dahil bilmiyormuş, tanıştıktan sonra yurttaki arkadaşlar anlattı durumunu. Heathrow'dan öğrenci yurduna kadar google maps kullanarak gelmiş bu arkadaş. (yaklaşık 1.5 saatlik bir mesafe arkadaşlar :)
    Ve bu adam iki ayın sonunda grubumuzdaki herkesi çok rahat anlar bir hale geldi. Gayet güzel sohbet ettik, güldük eğlendik. Ekibimizdeki iki Türk arkadaştan (özel üniversite öğrencileri) çok daha iyiydi İngilizce seviyesi. Hayatım boyunca unutmayacağım bu arkadaşı.
    Brezilyalı arkadaşın yapmadığı ama Türkler'in yaptığı o müthiş hata neydi biliyor musunuz?

    ''öğrenilmek istenilen dilde değil de kendi ana dilinde konuşmak!'' Portekizce bilen insanlar olduğu halde (bilmediği kelimeleri öğrenmek dışında) kimseyle kendi dilinde konuşmadı. hemşerilerimiz ise bildiğiniz gibi paso Türkçe... Yapmayın arkadaşlar. Eğer paranıza kıyıp bir işe kalkışıyorsanız sonuna kadar zorlayın kendinizi.

    tecrübelerimi az da olsa aktarmaya çalıştım. daha fazla bilgi edinmek isteyen arkadaşlar özelden ulaşabilir. belki ilerleyen zamanlarda merak edenler için daha detaylı bir metin de hazırlayabilirim. Unutmayın; dil öğrenerek yeryüzündeki en zevkli işlerden birini yapıyorsunuz.

    Ayrıca buradan çok güzel listeningler yapabilirsiniz!!
    (bkz: http://www.tvguide.co.uk/)
  7. ingilizce ve almanca üzerine konuşmak istediğim hede.

    kağıt üzerinde ingilizce ile tanışıklığımız 4. sınıfa dayanmaktadır. anadolu lisesi müfredatı gereği 1. sınıfta haftada 10, kalan yıllar da ise 4 saat zorunlu ingilizce derslerine maruz kaldım. tabii bu yıllar arasında hepimizin bir şekilde, belki bir arkadaşı aracılığıyla tanışıklığının bulunduğu chatroullette ve omegle gibi platformlarda da şansımızı denemedik değil.

    ingilizceyi ilk zorunlu kullanışım bir yurtdışı seyahatinde gerçekleşti ve o ana kadar çok bariz olan fakat ülkenin mevcut hali yüzünden farkedemediğim, ingilizcemin yetersiz olduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldım.

    kişisel görüşüm şudur ki maalesef bilkent, koç, sabancı gibi özel üniversiteler dışında alınan hazırlık eğitimi hiçbir derde derman olmamaktadır. buradan kendimizi ifade edemeyeceğimiz ya da dersleri takip edemeyeceğimiz anlamı çıkartılmamalıdır. hayat bir şekilde devam ediyor fakat kendimizi ana dilimizde ifade ettiğimiz gibi edemeyişimiz, uzun süreli seyahatlarde önemli bir problem olarak karşımıza çıkabilmektedir. misal 4. sınıftan beri "how are you?"," what's up?" gibi ifadelerle selamlaşmayı öğrenen ben gibi "what are you up to?" sorusu karşısında mavi ekran verebilirsiniz. bu yüzdendir ki mutlaka, kata, zinhar yurt dışında bu dilin konuşulduğu ülkeler de bir süre bulunmak çok önemli. bu ülkeler tabii o dilin, ana dil olarak konuşulduğu ülkeler ise tadından yenmeyecektir. çünkü italya, ispanya ya da benzer ülkelerdeki durumda bizimkinden çok parlak değildir.

    tabii ki bazı arkadaşlar "ya arkadaş hepimizin yurt dışına çıkacak durumu mu var? " diyebilir. unutulmamalı ki, erasmus+ öğrenci değişimi, gönüllülük hareketi ya da gençlik değişim programları bu probleme kısmen çare olabilir. bir şansı denemekte fayda var bana çıkmaz demeyelim.

    gel gelelim ülkede kalan arkadaşlar neler yapabilir. benim toefl' a hazırlanırken farketttiğim noktalardan biri, kendimi sözlü olarak rahat ifade edebilirken, yazarken aynı oranda rahat olmadığımı görmemdi. writing üzerine daha çok çalışma yaptıkça reading ve speaking başlıkları altında daha rahat hissetmeye başladım. bence bol bol writing çalışması yapmak oldukça yardımcı olacaktır. bu çalışmalar, o gün geçen bir olayı özetlemek olabileceği gibi, izlediğiniz herhangi bir dizinin özetini yapmak ya da bir düşüncenizi yazıya dökmek olabilir. listening için özellikle ted talks' ın çok faydalı olacağını söyleyebilirim. özellikle akademik ingilizce ile haşır neşir olacak arkadaşlarımız için çok güzel bir kaynak teşkil etmektedir. bunun dışında toelf sınavına hazırlanacak arkadaşlar "cambridge preparation for the toefl test" kitabını ya da "barron's" un toefl denemelerini kullanabilirler.

    almanca için tek söyleyebileceğim "das leben ist zu kurz um deutsch zu lernen."
  8. Yabancı dil öğrenmenin en eğlenceli yolu olan listening bölümüyle eğlenerek öğrenebilirsiniz. 1,5 senden beri kullandığım nacizane site bkz: http://lyricstraining.com/es/

    edit: ispanyolca kullanıyorum ben sağ üstten değiştirebilirsiniz dili