yapılmış en aptalca dalgınlık - youreads



  1. her insanın zaman zaman yaptığı dalgınlık sebebi aptallıkların efsanevi olanlarıdır.

    yurtta kalırken dolaplarda asma kilit vardı. ben de anahtarımı kaybolmasın, düşmesin falan diye çantamda tutardım. bir gün okuldan döndüm, dolabı açtım, anahtarı çantaya çantayı da dolaba koyup kilidi taktım.

    ondan sonra iki saat kilidi kırmaya uğraştık.
  2. saat taktığı elinde meşrubat şişesi olan herhangi bir insana saati sorduğunuzda yaşayacağı durumdur.
  3. üzerine domates sosu dökülen gömleği kuru temizlemeciye vermek için evden çıkmadan önce diğer gömlekleri de vereyim bari diye düşünülüp çamaşırlar bi poşete doldurulup kuru temizlemeciye gidilir, gömlekler teslim edilir.
    yolda farkedilir ki temiz gömlekler bile kuru temizlemeciye verilmişken üzerine domates sosu dökülmüş olan gömlek üzerinizdedir.
  4. tam ters yöne giden otobüse binmek ve bunu yaklaşık bir saat sonra fark etmek. gideceğim yere varmam üç saati bulmuştu.
  5. 1)çoook hastayken bademcik iltihabım için verilen spreyi burnuma sıkmam.

    <(eski) kız arkadaşım yanımdaydı ve haftalar boyunca kahkahalarla alay etmişti. 40 derece ateşliyken çok umrumda değildi ama sonra sonra sıkmaya başladı...

    2) kaseye mısır gevreği koymam ve üstüne su ısıtıp dökmem

    <allah'tan yalnızdım

    3)öğrencilik döneminde, ingiltere hava sahasında radara konum raporu verirken beynimin durması, nerede olduğumuzu unutmam ve yanımdaki ingiliz eğitmene türkçe "neredeyiz" diye sormam.
    <olay sırasında arka koltukta bulunan buddy'm ile hatırladıkça güleriz

    4) 2 kafa arkadaşımla çıktığım interrail'da bratislava yerine breclav trenine binmemiz. (aslında hata benden değil turist info'dan kaynaklanıyor) çek cumhuriyetinin izbe bir istasyonunda gecenin bir vakti aç bir şekilde vending makinasından yiyecek bir şeyler almak için para atmamız ama makinanın euro kabul etmemesi. saatlerce aç bir şekilde sabah trenini beklememiz...

    <bunu da hatırladıkça güleriz. interrail'daki en rezil anlar bile özleniyor

    5)dünya emekçi kadınlar gününden bir hafta önce hoşlandığım bir kıza hediye göndermek için lösev dükkandan bir hediye seçmem. posta adresi yerine kendi ev adresimi, fatura adresi yerine de kızın iş adresini yazmam.

    <hatamın farkına 8 mart günü kapımda adıma gelen kargoyu heyecanla açarken vardım. hediyeyi elden verdim sonraki günlerde ama umarım fatura postada kaybolmuştur.
  6. yurtdışına ilk gidişimdi, ingiltere'de bi restoranda domuz etsiz bi şey sipariş ederken "bacon" sipariş etmem ve akabinde farkına varmadan yemem. lezzetliymiş ama günaha girdiydim. diğeri yine ingiltere'den geliyor. bi kafedeyim yine, yemek öyle kötü ki, (fish and chips söyledim, yemeden gidersem gözüm açık kalırdı. kafam kadar derste adı geçti.) her neyse yediğim en kötü yemeklerden, adama ana avrat türkçe küfür ettim. sonra dediğimi anladı "türkmüsün kardeşim" dedi gülerek, ayıp oldu nidasıyla başımı yere eğdim, biraz daha yemek söyledim. utana sıkıla yedim, adama ayıp olmasın diye... hesabı öderken "yardım istersen uğra" dedi. hatırladıkça aptal aptal sırıtırım.
  7. denize karşı keyifli bir gün batımından hemen sonra, sigara ile çay içtiğim sırada, tarafım tarafından gerçekleştirilmiştir. küllük alışkanlığı edinmemiş olduğumdan birbiriyle aynı iki bardağın birini küllük diğerini de çay bardağı olarak kullanıyordum. evet aklına gelen şey oldu. içerisinde dört adet izmarit bulunan bardağı, gelen çay için fondiplemek suretiyle kafaya diktim. tadı tuzlu ve turşuyu andırıyordu. tavsiye edilmez.
  8. gece geç saatte sevgiliye atılacak mesajı google arama çubuğuna yazmak, cevap gelmeyince sevgiliye kızmak, sonra geçmişte aramayı görmek, utanmak, kızarmak, bozarmak..
    sonra gönlünü aldım^:swh^
  9. akşamdan kalınan bir ofis sabahında koltuğa oturunca emniyet kemeri aramışlığım var. üstüne üstlük kemeri çalmışlar diye panik olmuştum. koltuğun etrafında kuyruğunu kovalayan köpekler gibi döne döne kemer aradım.
    dede
  10. geçen dönem bir dersten yaklaşık bir saat sürecek olan sunumum vardı ve hazırlık son güne kalmıştı. üç saatlik uykuyla önce slaytı hazırladım, sonrasında sunumda kullanacağım ve hocaya teslim edeceğim raporu yazmaya koyuldum. yazarken faydalandığım birçok internet sitesi, pdf ve doc belgeleri de sekmelerde açık haldeydi. sunuma geç kalacağımı anladım, alelacele bir sonuç kısmı yazıp tüm pencereleri kapatmaya başladım. ve o soru geldi "word dosyasındaki değişiklikleri kaydetmek istiyor musunuz ? " evet sözlük. tahmin edeceğiniz gibi "hayır" a bastım. sekiz sayfalık raporun üç sayfasını önceden kaydettiğim için kurtarabildim sadece. otobanda 180km ile gidip derse yetistikten sonra hocama bilgisayarıma kahve döküldüğünü ve raporumu kurtaramadığımı söyledim. sadece slaytlarda bulunan key kavramlar ile bir saat sunum yaptım. o günden beri ne zaman bir paragraf yazsam hemen kaydederim.