yaver kordonu - youreads

  1. tsk bünyesinde sadece yaver, emir subayı ve askerî ataşelerin üniformalarında bulunan kordon. korumaları gereken komutanı & cumhurbaşkanını vb. koruyamadıkları durumda kendilerini asmaları içinmiş .

    militarizmin zararlarını gösteren bir uygulamadır. bu uygulamanın, osmanlı imparatorluğu’ndaki paşaların sarıklarından hiç farkı yok. zira o sarıklar da, kefeni sembolize ediyordu.
  2. militarizmin herhangi zararlı bir tarafını göstermeyen uygulamadır. öncelikle milletlerin kökenine bakmak gerekir. tarihsel gelişimini incelemek gerekir. sonra militarizm açısından incelenebilir bu 'ip parçası'.

    türkler, tarihin eski silahlı kuvvetlerinden birisine sahip olan ve mete han döneminden beri belirli birikimle ilerleyen ordu yapısına sahiptir. sibirya ormanlarından hakasya tarafından orta asya bozkırlarına indikleri dönemden beri savaşçılıkla ayakta kalan bir millet olmuştur. budizm'e geçmeyi düşünen bilge kağan'a tonyukuk'un en ciddi eleştirisi savaşçılık üzerinden gelmiştir. çünkü budizm'in türklerin savaşçılığına olumsuz edecek der tonyukuk. haklıdır da. türkler savaşçılığını kaybettiğinde yok olup giderdi. çin'e, iran'a, hindistan'a, mısır'a ilerleyen türklerin zamanla tarihten silinmesi de buna bağlanabilir. farklı kültür içinde yok olup gitmişlerdir. kendi kültürleri, baskın kültürler içinde eriyip gidince kimlikleri de yok olmuştur.

    fars kültürünün etkisinde islam'la tanışan, medeniyet kurmaya başlayan selçuklular ve devamında büyük etkileşimlerle büyük bir imparatorluk ve medeniyet kuran osmanlılar varlığını hep savaşçılıkla kanıtlamıştır. savaşarak var olmuştur ve yitip giderken bile büyük savaşlar vermiştir.

    türk tarihi büyük bir asker-millet tarihidir. osmanlı dağılıp giderken hem cephede savaşan hem ülke içinde siyaset yapan hem de yepyeni bir cumhuriyet kuran kadro askeri bir kadrodur. çünkü türk askeri eğitim sistemi her zaman askerini en nitelikli ve en donanımlı şekilde yetiştirmeye çalışır. entelektüel birikimi yüksek, askeri harp tekniklerini ustalıkla uygulayan, yeni taktikler geliştiren bir kurmay kadrosu yetiştirmek türk askeri eğitiminin genlerinde vardır.

    askerlik geleneğinin temel özelliklerinden ve çağın gereklerinden uzaklaştığında türkler yenilmeye ve devlet olarak düşüşe geçmeye başlamıştır. yenilikleri yakalayamamak osmanlı devleti'nin son 200-250 senesinde kendini kısmen veya bütünüyle göstermiştir. sonuç ortada. gelenekten uzaklaşmak ise bazen ayrı sorunlar doğurur. emir timur ve yıldırım bayezid arasında yapılan ankara savaşı'nda türk askeri sisteminin gereklerini uygulayan türk lider timur(cengiz han'a soyunu dayandırmak için sıkça moğol olduğunu iddia etse bile türk'tür), bizans askeri geleneklerine kaymaya başlayan osmanlı ordusunu darmadağın edip bayezid'i esir düşürmüştür. osmanlı dağılma noktasına gelmiştir. coğrafyayı incelemeyen, askeri geleneklerden kopan osmanlı, hem türk askeri sisteminin temel taktiklerini uygulayan hem de coğrafyayı ve iklimi iyi etüt eden moğollara karşı büyük mağlubiyet yaşamıştır. geleneklerinden kopmanın bedelini neredeyse yok olarak ödüyordu osmanlı.

    bu ve buna benzer türk tarihinden yüzlerce, binlerce olay anlatılır. burada önemli olan nokta şu: türkler asker-millettir. her millet bir yönüyle öne çıkmıştır ve o yönüyle tarihte kalıcılığı yakalayıp tarih hafızasında yer edinmiştir. bu yüzden kendimizi olduğumuz gibi kabul etmek zorundayız. eğer bu milleti tarihsel varoluşundan koparırsan yok olup gider.

    medine müdafaasında peygamberin kabrinin başında hüngür hüngür ağlayıp şehri teslim etmek istemeyen fahrettin paşa, padişahın yazılı emrinden sonra şehir ingilizler ve araplar tarafından teslim alınmaya başlandığında öleceğini bile bile silahını doğrultup ingilizlere sıkmak istemiştir. "kurşun atmadan ve şehit olmadan burayı teslim etmem." inancıyla bu hareketi yapmıştır. yanındaki subaylar kendisine engel olmasa, bile bile orada ölüme yürüyecekti.

    süleyman askeri bey, basra'da ingilizlere yenilirken sayısız askeri şehit ve esir düştüğü için dayanamayıp intihar etmiştir. hem de bunu 31 yaşında iken yapmıştır.

    göktürkler çin esaretinde ve diğer türk boyları çin vassallığında yaşarken, hüseyin nihal atsız'ın 'kürşat' olarak adlandırdığı ve efsaneleştirdiği ama çin kaynaklarında adı chie-shih-shuai olarak geçen türk asker, çin prensini kaçırmayı planlamıştır. planı fark edilince kaçmayıp sarayı basıp ekibiyle birlikte öleceğini bile bile savaşmıştır.

    türk tarihi askerliğin, savaşçılığın tarihidir. böyle bir milletin askeri geleneklerinde yaver kordonunun bulunmasını militarizmin olumsuz etkisi olarak tanımlamak... 2000 yıldan fazla bir süredir silahlı kuvvetleri olan, askerlikle yaşayıp savaşarak kalıcı olmuş bir milletin ordu geleneğinden basit bir figürü militarizmin olumsuz etkisi olarak nitelendirmek... bu büyük askeri tarihinde kayıtlı çok fazla intihar vakası olmayan bir geleneği militarizmin olumsuz etkisine maruz kalmakla eleştirmek...

    bir milletin tarihini ve geleneklerini dikkatlice okumak gerekir. vakalar ve vakıalar arasındaki ilişkiyi iyi tespit etmek gerekir. bunları yapmadan 21. yüzyıl bakış açısıyla tarihi ve gelenekleri yorumlamak biraz abes kaçıyor. türk askeri kültüründe emir subayı, yaver gibi görevlerde bulunan askerler her daim komutanının emrini dinler ve onu koruyamazsa kendisini başarısız addeder. ihanetin cezası zaten bellidir. o yüzden bunu militarizmin zararlı bir etkisi olarak görmüyorum ben. kendi içinde apayrı bir disiplini ve öğretisi olan bir mesleği sivil vatandaşların tamamıyla algılamasını pek mümkün görmüyorum.
    ae