1. bazıları insanın bilinçaltının saf yansımlarıdır.

    dün tuhaf bir ülkenin tuhaf bir semtinde yer alan tuhaf bir evde yaşadığımı gördüm. semtte butik güzel bir bar var. barın müdavimi olan tuhaf tiplerle sohbet ediyorum ara sıra ve günlerim öyle geçiyor. sonra bir kadınla tanışıyorum. sohbet ediyoruz, sohbetimiz mükemmel gidiyor, sonra benim evime geçiyoruz ve sevişiyoruz. tabi bunları süreç olarak görüyorum, kamyon devirecek yaşı aşalı çok oldu. ertesi gün sürekli gittiğim bara gidiyorum, bu sefer o barda bir kadınla tanışıyorum, aynı sürecin sonunda benim eve geçiyoruz ve sevişiyoruz. odamda iki yatak varmış ve öteki yatağa baktığımda önceki gece birlikte olduğum kadının hala orada uyumakta olduğunu farkediyorum. önce panikliyorum sonra tuhaf bir yüzsüzlükle o kadını da yanıma alıp iki kadınla koyun koyuna uyuma tutkusu beynimi ele geçiriyor. önceki geceki kadını yanıma çekmeye çalışırken yanımdaki kadın uyanıyor ve öbür yataktaki kadını farkederek resmen cinnet geçiriyor. rüyanın bu kısmı tuhaf. yanımdaki kadın beni öyle bir dövmeye başlıyor ki öyle bir dayak yok. kafamda şişeler kırıyor, iri yarı bir adam olmama rağmen beni duvardan duvara fırlatıyor, diz atıyor, dirsek atıyor, uçan tekme atıyor. değil karşılık vermek, nefes bile almama müsade etmiyor, öyle dövüyor. fatality terimini bana birebir yaşatıyor. hırsını alana kadar beni dövdükten sonra evimden çıkıp gidiyor. en manyakçası da şu; kadın beni dövdükten sonra ben kadına deli gibi aşık oluyorum ve rüyamda günlerce onu arıyorum, gözüm başka hiç bir kadını görmüyor. ben zeyna isimli diziyi televizyonda izleyebilme şansına erişmiş jenerasyondan olduğum için ve dolayısıyla o dönem zeyna'nın resmettiği güçlü kadın figürü beni cezbettiği için bilinçaltımda yer etti demek ki. bilinçaltımı sikeyim...