yüzme havuzu - edip cansever - youreads

  1. geçelim, şu taraftan, çardağı da geçelim
    tarhları, çimenleri, çocuk parkını da
    geçelim ağaçların altından
    geçelim o yılların üstünden topluca
    gün batmadan geçelim, gün doğmadan geçelim
    geçelim, geçelim
    şimdiye ve sonraya.

    uzakta, evet uzakta
    yakında, evet yakında
    gördünüz mü, evet, gördünüz
    görür gibi birinin
    bir yüz çizgisini bir başka yüzde
    gördünüz işte
    yüzme havuzuydu eskiden
    kızarmış yaprakların altındaki
    taşlaşmış nilüferlerin altındaki
    bugünün altındaki, şimdinin
    dip sularında hemen.

    gelecekler, geliyorlar, geldiler.

    - erirken dondurmamız limonlu
    ya da vişneli bir yaşamın sonu
    gelip çatmadan daha...

    - yaşıyoruz, derdik, yaşıyoruz da...

    - sözsüz, zamansız bir şaka mıydı yaşam
    bizim yaşamımız?

    - ne istedik, neden istedik, gerekli miydi çok?

    - dün akşam ne yapmıştık, bu akşam ne yapacağız?

    - günler günleri emdi, toprak toprağı, su suyu
    bir gülüş bir başka gülüşü, bir durum bir başka durumu
    kum kumu, rüzgar rüzgarı
    her şey birbirini ve her şey her şeyi emdi
    var yok'a dönüştü, yok var'a
    ama biz
    yenemedik arta kalan olmayı

    - gergefinde gülümseyen karanfil bir bütündü, biliyorduk
    bir orman bir bütündü, bir deniz
    bir leopar benekleriyle, bir balık kılçıklarıyla, iri
    gözleriyle, solungaçlarıyla
    bir sokak, bir alan, bir kent…
    bir oda lambasıyla, masasıyla, rafıyla
    ipliğiyle bir iğne, dalıp çıkışıyla kumaşa.

    - ormanda yeşil değil miydi rengarenk çiçekler bile?

    - maviden yeni doğmuş bir beyazlık değil miydi
    avuçlarımızda tuttuğumuz istiridyeler?

    - ama biz dağınık kaldık.

    - sevgimizle, sevgisizliğimizle.

    - mutluluğumuzla, mutsuzluğumuzla.

    - özlemlerimizle, yitikliğimizle.

    - her neyse, her neyse...

    - akıtırlardı havuzun suyunu
    yeniden doldururlardı.

    - gezinirdik yaban kedileri, tatlı su yengeçleri gibi
    avsız, amaçsız.

    - havuzun yanında, büfenin önünde - bana bir
    soğuk bira! bana dondurma! bana da...-

    - uzanırdık günbatımında bakıra çalmış mermerlere,
    plastik koltuklara.

    - sözsüz, zamansız bir şaka mıydı yaşam?

    - biraz öyleydi. gene de
    sorardık ara sıra birbirimize: neden?

    - sorsak bile ne çıkardı, bir değil
    sanki binlerce yanıt hep birden
    bilmem!
    bilmem!
    bilmem!