1. bu yazının devamı olarak

    bugün itibariyle 176. gününe girdiğim sigarasız hayat.

    hafta sonu " that sugar film" filmini izledim. dikkatimi çeken nokta şudur ki; "addiction" yani bağımlılık ortaya çıktıktan sonra irade ile ilgili herhangi bir durum söz konusu bile olamaz. yani insanların herhangi bir bağımlılıklarını irade yolu ile alt etmeleri kanımca mümkün değildir.

    fiziksel olarak bağımlı hale geldikten sonra konu psikolojik bariyerleri aşmaktadır. fiziksel olarak müdahale edilmesi gerekir. şeker direnci ya da nikotin ya da esrar, eroin, hepsinin özünde yaratılan bir fiziksel bağımlılık var. tedavi süreçleri bizim onlara verdiğimiz değerden daha fazla olmalı. fakat değil.

    tıpkı petrol bağımlılığı gibi (ki bu daha çok kurumsal ve ulusal bir bağlılık, hatta ticari diyelim, ya da birşey demiyelim) bağımlılıkların neredeyse hepsi yaratılmış durumda. çay bağımlılığı da benzer bir durum. kafein de bağımlılık sebebi oluyor.

    ha, bendeki son durum nedir diye sorarsanız; ofiste benden feyz alıp bırakmaya çalışan fakat "irade" odaklı serüvenlerinde başarısız olan arkadaşlarım sonunda devletin sigara bırakma ofislerine gittiler. kendilerine bir iki kan testi sonrasında verilen nikotin hapları ya da benzer bir iki ilaç hayata küsmelerine sebep olunca ben de dedim ki "ben bu serüvenimi neden yazıya dökmüyorum?" belli ki insanların canlı örneklerin deneyimlerine ihtiyaçları var. şu an için taslak olsa da danışacağım tıp kadrosu, diyetisyenim, eşim dostum hazır durumdalar. planımı da ağır ağır çıkarırım. fakat ilk beklentim serüvenimde bir yılımı tamamlamak. sonrasında vücudumdaki hasarların da bir haritasını çıkarıcam. bu anlamda yazıya dökmeden önce tamamlanması gereken bir ödev var benim için.

    ben de merakla sonunu bekliyorum.

mesaj gönder