1. akşamdan kalınan ve dip noktasında mutsuz uyanılan bir sabahı düşündünüz mü? o son kadehi içmeyecektik noktasını. oysa alkol keyif veriyordu sanrısı. gerçek şudur ki alkol bizatihi sağlamaz bunu katalizöre benzer, idrar olarak türevlerini atarken bir taraftan da vücudun keyif ve neşe stoklarını tüketir. azı karar çoğu zarar sözüne en güzel örnektir.
  2. rezaletin tillahını yaptım her içişimde.
    her seferinde verdiğim paraya değer mi derim aldıktan hemen sonra.
    lakin evde veya dışarda arkadaşlarla içip te o gece, bir zaman aralığında dünyadaki tüm dertlerden kurtulurum. tanrı var mıymış yok muymuş? mezun olunca ne yapıcakmışım... ailem ve arkadaşlarımla olan canımı sıkan konular varmış... hele bir de terkedilmişim...

    aklımdan tüm bunları atıp şöyle birkaç saat beni dünyadaki en mutlu insan ettiğinden. sabah ayılıp ta uyandığımda bir kere bile ne ona verdiğim paranın bir tek kuruşuna acıdım ne de yaptığım ettiğim rezaletten utandım.

    adabıyla için derler ya bir de. içmeyin adabıyla falan. içtim mi tam için. mantığınız iki fersah öteye kaysın. bir kere çocukluk bittikten sonra, çocuk olabildiğim an üstüm başım votka kokarken oldu sadece. bir gececik çocuk olsak çok mu?
  3. benzodiazepinlerin etkisini taklit eden, ancak yeşil reçeteyle satılmayan, kimyasal bir grubun, özelde ise etil alkolün tanımlanması için kullanılan kelime.
    etil değil, metil alkol içerseniz körlük be ölümle karşı karşıya kalabilirsiniz.
    metil alkol zehirlenmelerinin tedavisinde etil alkol kullanılır. nedeni, metil alkolün karaciğerde zararlı bileşenlere dönüşmeden idrarla atılmasını sağlamaktır. yani metil alkol zehirlenmesinde karaciğer hücresini etil alkolle meşgul edersek, metil alkol zararlı ve öldürücü bileşenlerine dönüşmeden idrarla atılabilir.
    keyif vericidir. çizgili kasları gevşetir. ağrıyı azaltır. doz bağımlıdır. küçük dozlarda uyarı, yüksek dozlarda inhibisyon (engelleme) yapar. içmesi bilmemek bu noktanın aşılmasıdır.
    alkol süperegoyu eritir. süperego yeterince alkolle susar. baskılanmamış ego ön plana çıkar. vicdan muhasebesi içerisindeki insanlarda yüksek doz alma eğilimi bundandır.
  4. geçmişten beri türk kültürünün içinde yer alan madde.

    bu sebeple rakı içen insanlar "ya domuz yenir mi hiç? haram bir kere" şeklinde argümanlar üretir. çünkü domuz hem orta asya'da hem de anadolu'da (zaten bu noktada müslüman olmuşlar bir de) türk kültüründe pek yer etmemiştir. ama içki içen adam da cumasını ihmal etmez.
  5. kullanmanın bir adabı var. rakı şununla şöyle içilir şarap böyle içilir gibi değil. aileler çocuklara -gençlere- nasıl içeceklerini gösteremedikleri zaman hatta içmesin diye baskı yaptıkları zaman neresiyle içeceğini bilemeyen sarhoşlar dolanıyor orta da. çok yakın zamanda çok yakınımda gördüğüm bir olay:

    kuzenimin düğünü vardı bizim burada düğünden bir gece önce komşu düğünü denen bir olay var asıl düğünden bir gece önce yakın akrabalarla komşularla içki sofrasında eğlenilir. artık pek yapılmıyor ama bizimkilerin yapası tuttu. rakının su gibi aktığı meze tabaklarının boşalmadan tazelendiği bir gece yaşandı. sorun olan kısım şu bizim taraf daha dindar alkol kullanan çok az kullanana iyi gözle bakılmaz. sabahtan 20li yaşlardaki kuzenlere "sakın içmeyin, kavga olur, araba kullanacak biri lazım sakın içmeyin" baskıları yapılmaya başladı. tabi bu erkeklere kızların içmesi pek düşünülen bir durum değil. eniştemin ailesi ise alkol kullanmanın doğal olduğu bir aile. akşam sofralar kuruldu eniştemin yeğenleri sofrada babalarının yanında birer ikişer kadeh içti bizimkilerse çatı katına bir sofra kurdu mezelerden rakılardan çalındı ekstra biralar alındı. ben çıktığımda bir 70lik bitmiş 35lik açılmış, 5 6 şişe bira bitmişti. gece bittiğinde eniştemin yeğenleri ortalığı toparladı evlerine dağıldı, bizimkilerden biri babasına ben de içtim diyemediği için yarım uzaktaki ilçeye misafir bıraktı, birini tanımadığı birine sarılmış sevgilisini anlatırken zorla eve getirdik sabaha kadar kustu, kusarken uyuyakalacak kadar sarhoştu. biri hastaneye götürülecek kadar kötü haldeydi hastaneden bir kere firar etti ikinci gidişinde elinde darbuka acil serviste hem çalıp hem söylüyordu sabaha kadar serum verildi.

    çocuklara baskı yapmayın, bırakın denesinler kullanıyorlarsa bile sizin kontrolünüzde olsun. kaçak göçek kendini rezil edene kadar içeceğine sizin yanınızda kendi sınırlarını bilecek kadar içsin. zaten aile içinde tüketilmiyorsa çekici gelmez son derece az kullanacaktır.
  6. alkol hakkında bugüne dek gerek çevrenizde, gerekse kulaklarınızı hafif tırmalayan fasıl eşliğinde tokuştururken kadehleri çeşitli bilgiler öğrendiniz ve paylaştınız. bugün alkolü ve çeşitlerinden kısacık bilgilerle ( kendi çapımda ) beraber inceleyeceğiz...

    - alkol temelde ikiye ayrılır. bira ve şarap gibi fermante olan içkiler ve votka, cin, tekila, rakı gibi distilasyona uğramış içkiler. fermantasyona uğramış içkiler arpa ya da üzümü alıyorsunuz, onu maya ile karıştırdığınız andan itibaren alkole dönüşüyor. yüksek alkollü içkiler ise, distilasyon (damıtma) yoluyla yüksek alkole çevriliyor.

    - koyu renkli bir alkollü içecek görüyorsanız, bunun en belirgin sebebi, fıçı içinde bekletildiğinin en büyük göstergesi. fıçı görmesi demek, alkolün daha çok bekletildiği için daha yoğun aromaya kavuşması demek.

    - yazının en başında kadeh tokuşturmaktan bahsettim. peki hiç merak ettiniz mi, neden kadeh tokuşturulur? bilinen iki sebeple kadeh tokuşturulur.

    birincisi, geçmişte, krallık dönemindeki ölüm korkusu! özellikle iki kral içki içiyorken sertçe birbirine tokuştururlar ve o sert tokuşturma esnasında iki içki birbirine karışır. içeceklerden birinde zehir var ise diğerine de geçsin diye düşünülür ve bir çeşit güveni temsil eder.

    ikincisi ise duyu organları. içkiyi görürüz, koklarız, dokunuruz ve tadarız. 5 duyu organınını kullanarak bir bütünü tamamlamak için bir ses çıkarmamız gerekir. sıvıdan alacağımız bir ses olmadığı için bardakları tokuştururuz ve o şekilde elde ettiğimiz ses ile tüm duyularımızı uyarmış oluruz.

    edit: alkol, tüm kötülüklerin anası olmakla beraber bir kültürdür. ağzınızla kararında tüketilmesi gerekir.

    ikinci edit: biberbey'e teşekkürler ufak bir hatırlatma yaptığı için.
    sekiz
  7. yeri gelir, dolu dolu bilgiler paylaştıran insan bir bakmışsın der ki "alkol tüm kötülüklerin anasıdır"
    bu kadar toplum afyonu varken alkol'ün tüm kötülüklerin anası olduğuna ancak karga'lar güler. alkol distile ve fermante yoluyla elde edilir, fermente değil. cabernet iyidir, merlot hoştur, 3 distile bakır imbik deyince akla kara efe gelir.
  8. alkol denince aklımıza etanol (etil alkol; c2h5oh) gelir ama tek alkol etanol değildir. sahte içkilerde karşımıza çıkan metanol (metil alkol, ch3oh) de bir alkoldür. evet, sahte içkilerde yapısı daha basit olan metanol bulunur.

    etanol de toksiktir ama metanol bildiğin zehirdir.

    alkol vücutta karaciğerde alkol dehidrogenaz enzimiyle metabolize olur. metanol zehirlenmesi söz konusu olduğunda hastaya etanol verilmesinin nedeni budur. adh'a afinitesi metil alkol'den daha yüksek olan etil alkol ile alkol dehidrogenazı meşgul ediyoruz yani. işte dr.lar bu nedenle hastaya, büyük bir tepside 100 lük export yeni rakı ala, beyaz peynir, mevsimine göre kavun, karpuz getirir. hemşireler bir notebook bulup youtube'dan müzeyyen senar açar, otomatik oynatmaya alır. bu kısım size şaka olarak gelebilir ama değil. hastayı içmeye teşvik etmek gerekir, yoksa yeterince iç(e)meyebilir ve ex olur. bir hayat memat meselesidir bu.

    edit: kolonyada da etanol vardır. 80 lik, 90 lık kolonya dedikleri içindeki etanol oranıdır.

    vicdani edit: sakın hastanede çilingir sofrası kurduracağım diye bulup, buluşturup metanol içmeyin. bu ortamda enteresan tipler var. her şey beklenir, uyarmam gerekir. neyse, mutlak alkolü dayarlar, geçerler. yakar o meret, öyle sürahiyle falan da hayal etmeyin. oldu olacak bir de dansöz getirsinler isterseniz. hastanenin saymanıyla mutemedi de gelir. hem onlarda para da vardır, beraber dansöze para basarsınız. ne güzel olur di mi?

    kararsız edit: belki de o çilingir sofrasını kurarlar, bilemedim şimdi.

    yarabbim, inşallah soruşturma yemem. veleddalinamin.
  9. kadeh tokuşmak ayrı bir başlık mı olmalı bilemedim ama görünce bildiğim kadarıyla yazayım dedim.

    birini öldürmek isteyen kişinin karşıdakinin kadehine zehir karıştırmasıyla başlıyor. iki tarafta birbirinin kadehine kendi içkisinden döküyor ki zehir varsa ikisine de karışsın. tokuşturma olayı burada ortaya çıkıyor içkiden onun kadehine karıştırmak yerine kadehini tokuşturursa sana güveniyorum demek oluyor ve içkileri karıştırmadan içiyorlar.

    günümüzde de tokuştururken karşıdakinin kadehinin altına vurmaya yeltenilir -genellikle rakıda- bu da karşıdakinin büyüklüğünü vurgulama amaçlıdır, saygıdan yani.