1. normalde başlık açma işinden hata yapmamak için uzak duruyordum ama keşfe özel bir şey deneyeyim dedim.

    genel göreliliğin, 3 ana fenomeninden üçüncüsü ve en farklısı.

    biraz ingilizce bilenler için david reitze aslında çok güzel özetlemiş nfs’in* basın konferansında *, diyebilecek bir şey yok. teknoloji olarak inanılmaz bir ilerlemenin izinde tüm avrupa şuanda ve türkiye’de sadece izliyorsunuz acı verici neyse.

    kütleçekim dalgaları'nı anlamanın en güzel yolu 1916'da albert einstein'ın yaptığı gibi elektromanyetik dalgalar üzerinden gitmektir. einstein’ın yaptığı tek şey zamanında maxwell’in matematiksel olarak ispatladığı şeyi kütle ve uzay-zaman ikilisine uygulamaktan ibarettir.

    ivmeli hareket eden yüklü cisimler bir elektrik alana sahiplerdir. bu tip yüklü cisimlere ivmeli bir hareket yaptırırsanız eğer, cisimlerin yaydıkları elektrik alanda ani bir değişim meydana gelir ve bu değişim uzay’da ki elektrik alan dağılımını (çizgilerin simetrisini) değiştirerek bir manyetik alan oluşturur (indükler) oluşan manyetik alandaki değişimde ilerlerdiği yönde bir elektrik alan oluşturur. bu indüklemelerin sürekli olarak devam etmesi sonucu oluşan dalgalara ise elektromanyetik dalga denir. bu ivmeli hareket sonucunda elektrik alanda meydana gelen değişiklikler yüklü cisimlerin aynı zamanda enerji kaybetmelerine neden olur.

    1916’da einstein aynı şeyi ivmeli hareket eden kütleler için düşünmüştür. kütlelerin ivmeli bir hareket yapması uzay-zaman üzerinde dalgalanmara yol açacaktır diye tahmin etmiş ve matematiksel olarakda kanıtlanamayan bir ispat yapmıştır. temelde ivmeli hareket eden kütleler ise tıpkı yüklü cisimlerin elektromanyetik dalga yaydıkları gibi kendilerine özgü kütleçekim dalgası yayımlarlar. bu dalgaları yayımlamalarının nedeni ise uzay-zaman üzerinde ki kütlelerin ivmeli hareketlerinin sonucu, uzay-zaman’nın simetrisinin bozulmasıdır.

    aynı şeyi su üzerinde ya da basitçe bir çarşaf üzerinde giden objelerde de görebiliriz. anide bir çarşaf üzerinde birşeyleri çektiğinizde gittiği doğrultuda hareketinde simetrisini bozduğunuzdan bir dalgalanma yaratır.

    oluşan bu dalgalanmalara ise kütleçekim dalgası (gravitational waves) denir.

    aslında ilk gerçek gözlemi 1993 yılında sayko ikili russell hulse ve joseph taylor tarafından pulsar ikili yıldız * sisteminin gözleminde yapılmış ve bu ikiliye nobel ödülü kazandırmıştır. burada nötron yıldızı ya da pulsar başlığında dediğim gibi pulsarlar dönüşlerinin müthiş stabilliği ile bilinirler. bunun nedeni patlayan yıldızdan geri kalan tüm momentuma sahip olmalarıdır. sahip oldukları momentum, küçük bir cisim için inanılmaz büyük olduğundan başka bir değişim geçiremezler. değişim geçiremediklerinden dolayı inanılmaz stabil, güvenilir ve düzgün bir harekete sahip olular. 1993'de hulse ve taylor, pulsar ikili sisteminde birbirleri etrafında dönen yıldızların yörüngelerinin inanılmaz küçükte bir oranda bile olsa gittikçe küçüldüğünü göstermiştir (1 milyon yılda 75 mili saniye).

    bu direkt olarak şu demektir, yıldızlar zaman geçtikçe enerji kaybediyorlar ve birbirlerine yaklaşıyorlar, tıpkı yüklü cisimlerin elektromanyetik dalga yaydıklarında ki gibi, tıpkı einstein’ın 1916’da hesapladığı gibi.

    nsf ekibinin yapıtığı ise daha da inanılmazdır. 1.3 milyar yıl uzaklıkta ki iki dev kara deliğin, ışık hızının yarısından daha büyük hızlarda birbileri etrafıda dönerek, birbileri üzerine çökmelerek tek bir yıldız konumu almalarını gözlemlemişlerdir. iki kara deliğin birbirlerine yaklaşmalarının, ivmelenmelerinin ve dönüş hızlarının maksimumunda yani tam birbirleri içine girmeden önce ki anda gözlemlenmeye yetecek kadar olan bir kütleçekim dalgasını takip etmişler ve sonunda gözlemleyebilmişlerdi. bu zamana kadar gözlemlenen en görkemli astronomik olaylardan biri olarak kayda geçmiş. çok daha iyi bir şekilde anlamak için videoya bakabilirsiniz. *

    kütleçekim dalgaları tıpkı elektromanyetik dalgalar gibi ışık hızında hareket ederler, bu yüzden iki kara deliğin birbirlerine geçmeden önce ki görüntülenmeleri fırsatın geldiğine dair işaretleri oluşturmuş ve nfs ekibine hazırlanmaları için süre vermiştir. gerçekten inanılmaz ve daha da önemlisi nfs’in bize gösterdiği artık hayal edemediğimiz küçüklükteki enerjileri gözlemleyebilecek olmamızdır. bunun bir diğer anlamı artık evrene farklı bir gözlükten, daha minicik şeyleri gösterecek gözlüklerden bakabileceğimizdir. yeni keşiflerin gelmesi kaçınılmaz.

    teknolojik olarak’da müthiş bir iş var ortada, gerçekten ellerinde ki ekipmanları müthiş kalibre etmişler. şöyle düşünün telekopunuz, mars’a kadar ayarlı daha ötesini yapamıyorsunuz çünkü bilmiyorsunuz ama öyle bir ayar yapıp öyle bir zamanlama tutturuyorsunuz ki bir anda satürn’ü gözlemliyorsunuz.

    hem bilim hem de teknoloji dünyasının bayramındayız.