1. gürcistan'ın sınır şehri. hopa'daki sarp sınır kapısı'nın diğer ucundadır.

    ayrıca (bkz: laz vegas) asadfaf

    liseden arkadaşımla taa liseden beri hep yurt dışı tatil planımız olmuştu, ama 14 yıl boyunca bakırköy-beyazıt arasından çıkamamıştık. bu sefer "pilavdan dönenin kaşığı kırılsın!" deyip plan yapmaya başladık. pasaport ve vize istemeyen iki ülke seceneğimiz vardı: gürcistan ve kktc. gürcistan daha ucuz ve daha ilginç geldiği için orayı tercih ettik. geçen pazar yola çıktık.

    istanbul'dan uçakla trabzon'a akşam saatlerinde indik. sevgili kardeşlerim bakın burası çok ilginç, bir memleket düşünün ki hepsi laz, herkes laz! laz kafası gerçekten çok farklı bunu yeri geldikçe anlatacağım.

    trabzon'dan otobüsle hopa'ya gittik. saat de gece yarısını vurmuştu. hopa'dan taksiye 40 lira bayılıp sarp'a geldik. sadece kimliklerimizi göstererek ve çıkış harcı ödeyerek sınırı geçtik. evet bir meksika sınırını geçmeye benzemiyor ama yine de heyecanlıydı.

    orada da taksi tuttuk. gürcitan'da eski veya yeni model lüks arabalar çok yaygın. bindiğimiz taksi mercedes'ti yani. 20 lari'ye (30 tl) taksiciyle anlaşıp bizim hostele doğru yola çıktık. adam yolu bir türlü bulamadı. sora sora döne döne bir hal olduk. bu arada şoför, ortalama bir laz kadar türkçe konuşuyordu. önümüzden makas atarak geçen bir aracın peşine polisin takıldığını görünce "bak abi polis şimdi onu bir güzel s.kecek!" deyince adamın cümle bilgisine hayran kaldığımı itiraf etmeliyim. :))

    bu taksi olayına çok bozuldum yalnız. ulan istanbul-trabzon gidiş geliş biletini thy'den 260 liraya aldık. taksilere 200 lira verdik. insanın içine oturuyor valla. hadi gecenin bir yarısı mecbur vereceğiz de, dönüşte dolmuş falan yoktu. kaldırmış çakallar, gene taksiye bindik.

    neyse hosteli bulduk girdik içeri. bizim yaşlarda bir eleman vardı. adam halit ergenç çakması bir şey. aha bu: http://i.hizliresim.com/PMG01d.jpg

    odaları gösteriyor bize. bilen bilir, bilmeyen de öğrensin, hostel dediğimiz nane, yurt tipi odaya benziyor. bir odada 3-5 ranza var bir tanesine geçip yatıyorsun. kız-erkek karışık oluyor, millet o konuda çok rahat zaten. biz bunu tercih ettik çünkü normal otelden hem çok daha ucuz hem de bir sürü ülkeden elemanla konuşma fırsatı yakalıyorsun. yeryüzü insanıyız ya biz de, hostele gittik. gitmez olaydık. bizim çakma kanuni önce bizi bir odaya soktu. girdik manzara şu: esmer kıllı bir adam yatağa yüzüstü yatmış. üzerinde de sadece mavi bir slip don var. aklıma şu geldi: https://youtu.be/kNQvhdjQokE?t=46s "ulan nereye geldik, keşke doğru düzgün otele gitseydik, mavi don ne!? dedim. sonra eleman bizi boş bir odaya aldı. ilk gece sadece biz kaldık. sonraki akşam marşa geldi. marşa rus bir ablamız, kendisine sonra tekrar değineceğim.

    neyse, hostel plaja çok yakınmış sabah kalktık plaja gidelim dedik. yol üzerinde bir kafe görüp içeri girdik kahvaltı için. ingilizce "hello, excuse me" diye derdimizi anlatmaya çalışırken eleman "abi buyrun hoşgeldiniz ne alırsınız?" falan diye konuşmaya girince şaşırdık yine. tipe bakıyorsun, bildiğin laz, şiveye bakıyorsun gene laz ama adam gürcü çıkıyor. (bkz: herkes türkçe konuşuyor ben anlamıyorum ki kim türk kim yabancı)

    neyse kahvaltımızı ettik, plaja gittik yüzdük eğlendik falan... bildiğimiz karadeniz ama çok da bildiğimiz olmayabilir de. nasıl yani? bir kere deniz çok temiz. sonra dalga hiç yok. sonra plaj... komple taştan oluşan plajı ilk defa gördüm. yürünmüyor, oturulmuyor. tek avantajı kumlar oranıza buranıza girip sizi deli etmiyor.

    batum'da dikkat çeken bir durum daha şu: acaip rus var. yani zaten burada yaşayan ruslar varmış da, bir de biz rus uçağını düşürdükten sonra ruslar buraya akın etmiş. gürcüce'den çok türkçe ve rusça duyduk mübalağasız.

    batum aslında, sınırın öte tarafı bizim memleketten çok bir farklı olmasını beklemiyor insan ama hem doğal yönden hem de mimari açıdan apayrı dünyaları yaşıyoruz. mesela karadeniz bölgesi komple dağlıktır.dağlar hemen sahilde başlar. böyle olunca da sürekli yağış alır. batum'da da dağlar var fakat, şehrin 15-20 km kadar belki daha gerisinde başlıyor. böyle olunca dümdüz ve çok yağış almayan, sürekli güneşli bir şehir görüyorsunuz. üstelik neden bilmiyorum ama batum daha serindi. hopa'ya döndük, sahilde olmamıza rağmen kavrulduk.

    mimari yönündense ya nasıl desem mukayese etmeye dilim varmıyor. pırıl pırıl muntazam sokaklar, harika binalar, çeşmeler, heykeller... bizde öyle bir şehir yok diyemiyorum çünkü gerçek anlamda türkiye'de şehir yok. bizde sağa sola yapılmış, zevksiz, çirkin, mimari değil müteahhitlik yansıtan binalar var sadece. şehrin gündüzü ayrı gecesi ayrı güzel.

    şehir ucuz dediysek çok da değil. hatta zaman zaman pahalı bile olabiliyor. bunun başlıca iki sebebi, kumar, fuhuş vs yoluyla şehre giren döviz ve bizim liranın dolar ve euro karşısında şamar oğlanına dönmesi. 1 lari=1.5 lira.

    kumar ve fuhuş demişken, bu tip işletmelerin hepsi türk. türk mahallesine yolunuz düşmeyegörsün adamlar sizi kolunuzdan tutup fahişelerin yanına götürüyor. gürcüler bu yüzden türkleri pek de sevmiyormuş. gelen türklerin çoğu kumar, fuhuş ve nispeten ucuz alkol için oraya gidiyormuş. bir de işin daha ilginç tarafı, bu tip yerleri işleten adamların hepsi "istikrar" seven, vatan-millet sevdalısı "dindar" insanlar.

    şehirde gezilebilecek birkaç yer vardı. sanırım en önemlisi botanik bahçesi'ydi. dünyanın en büyük botanik bahçelerinden biriymiş. avustralya'dan çin'e, kanada'dan afrika'ya kadar her bölgeden ağaç getirmişler. ağaçlardan çok anlamadığım için gezinin o kısmı benim için doğa yürüyüşü havasında geçti. zaten dağın da başında, nevrimiz döndü in çık. bir de kaybolduk tabii. zaten biz, o liseden arkadaşımla lisedeyken de okuldan kaçmaya çalışıp okulun yanındaki 200 metrelik parkta kaybolan insanlardık.

    http://i.hizliresim.com/L3Gyl0.jpg
    http://i.hizliresim.com/1d7L6B.jpg
    http://hizliresim.com/R3G0jj
    http://hizliresim.com/pP20OL
    http://hizliresim.com/kv0b5m
    http://hizliresim.com/aEgL7O
    http://hizliresim.com/YbVDoz
    http://hizliresim.com/81XMjV
    http://hizliresim.com/DJGPjz
    http://hizliresim.com/R3G0jj
    http://hizliresim.com/pP20OL
    http://hizliresim.com/kv0b5m
    http://hizliresim.com/aEgL7O
    http://hizliresim.com/YbVDoz
    http://hizliresim.com/81XMjV
    http://hizliresim.com/DJGPjz

    gürcüler nazik, güler yüzlü insanlar. yalnız araba sürerken böyle manyaklaşıyorlar, tüm arabaların orası burası vuruk. çoğunda tampon yok. türk şoförler gibi düşünmeyin asla. bizim en psikopat, taksici, dolmuşçu gürcülerin yanında böyle ne bileyim alman raylı sistemi gibi kalır.

    gürcü yemekleri güzel. hepsini deneme şansımız olmadı malum her şeyde domuz vs. ama yiyebildiklerimiz gayet güzeldi. bol bol haçapuri yedik. açık pide, ortasında eritilmiş peynir, üzerine de tereyağı ve yumurta. pidenin kenarlarından kırıp ortadaki peynire bandıra bandıra yiyorsunuz. çok lezzetli. bir de bunun kapalı olanı var. bizim gözleme gibi ama malzemeden çalınmamış hali. içi peynir dolu. gürcülerin peynirleri çok lezzetli gerçekten.

    haçapuri ve armut suyu: http://i.hizliresim.com/v4yb6A.jpg

    sonra nasıl unuturum? limonata dedikleri harika meyveli sodaları var. hepsi birbirinden güzeldi. arkadaş sabah akşam bira içerken ben de ona armut suyuyla eşlik ettim. çok güzeldi. :)

    yol üzerinde çay bahçesi-kafe karışımı bir yer bulmuştuk. garson abla acaip güzel türkçe konuşuyordu. yemekleri de lezzetli olunca kahvaltı için oranın müdavimi olduk. ablaya soruyorduk her gün farklı bir yemek, farklı bir limonata getiriyordu. abla dediğime de bakmayın gayet fit, güzel bir hanım. :) bir gün sorduk. adı leyla'ymış. babası karslı, tır şoförü. annesini 17 yaşındayken ukrayna'dan kaçırmış. :) abla 48 yaşındaymış bu arada, 2 de torunu varmış. biz şok! arkadaş diyor "ulan bir de diyorlar ki yabancılar 30'tan sonra çöküyor! ben ukrayna'dan evleniyorum!" :)



    şehirden fotolara geçmeden önce başımızdan geçen saçma olayları anlatmak istiyorum.

    1. yukarıda bahsettiğim marşa adlı rus bayan, bir gece geç saatlerde odaya birini getirdi. ben bulunduğum yataktan neler döndüğünü, kimle döndüğünü anlayamadım ama gelen seslerin pek hayra alamet olmadığı açıktı. bizim çakma kanuni, marşa yengeyi götürüyor sandım. ben olayın şoku ve uyku sersemliğiyle ne yapacağımı bilemez halde far görmüş tavşan gibi beklerken, bizim arkadaş uykusunda böyle öksürdü mü desem hönkürdü mü desem, horladı mı desem ne desem bilmediğim garip bir ses çıkarınca bunlar korkup odadan çıktılar. bu sefer de banyoya geçmişler. banyolar ortak ve koridorda. bildiğin duvarlar yıkılıyor. sonra çıktı bunlar, meğer eleman bizim hostel manager değilmiş. bizim eleman postaladı herifi.

    tatil boyunca cinselliğe en çok yaklaştığımız an oydu.

    2. hostelin yanındaki lokantaya gittik. arkadaş mantarlı, tavuklu makarna söyledi. sadece mantar sote gönderdiler. makarna yok. ayrıca tekrar makarna istedi arkadaş. yemeğin gelmesi toplamda 1 saati geçti. cem yılmaz'ın anlattığı o yabancı garson olayı var ya balzamik sos falan. o gerçekmiş.

    3. hopa'ya döndük. havaş servisleri nereden ve kaçta kalkıyor öğrenmeye çalışıyoruz. havaş'ın trabzon'dan yeni gelmiş servis şoförünü bulduk. şöyle bir diyalog geçti:

    -abi trabzon aracı kaçta kalkacak?
    -saat bir buçukta.
    -ee abi saat iki buçuk..?
    -o zaman kaçırdınız!
    -başka yok mu servis?1
    -var.
    -sonraki kaçta peki?
    -o üç buçuk.

    sonra "laz mısın?" deyince suçlu oluyorsun.

    yine hopa'da servisi beklerken oturalım bir çay içelim dedik. stadyum gibi bir şey vardı, hemen sahilde. denize karşı çay içeceğiz ya yorgunluğumuzu falan atarız, ama içirirler mi? adamlar tüm kafeleri yol tarafına yapmış, yola bakıp egzoz soluyorsun. deniz tarafına da tuvalet koymuşlar. işte laz mimarisi.

    4. dönüşte duty free'den bir şeyler alalım dedik. bedava mezar bulsam girecek biri olarak ucuz ürünleri görünce dadandım. gürcü şarabı aldım, bir de birader çikolatalı puro istemişti ondan aldım. sormadan da edemedim tabii: "dedeniz de mi çikolatalı puro içerdi sayın pezevenk?" yalnız, elimizde hiç nakit kalmamış, çekecek yer de yok tek imkan kredi kartı. tabii ki şansıma sistem gitmişti. 2 şişe şarab bir şişe votkayı bir de biraderin puroları bıraktım geri. bu arada ben alkol veya sigara da kullanmıyorum. sırf bulunsun, hediye ederim veya şarabı bekletip 30 sene sonra iyi paraya satarım falan diye alacaktım.

    neyse türk tarafının duty free'sine geldik burada kart çalışıyordu. bu kez iki şişe biri kırmızı
    biri beyaz fransız şarabı aldım. (boru değil bordo şarabı) bir şişe daha hakkım vardı. onu da kasiyer birinin adına kullanmam için tavsiye etti. adam gitmiş ama vergisiz alışveriş yapabilmek için 72 saat dışarıda kalması gerekirken 2 saat erken gelmiş. bu yüzden onun viskiyi de benim kimliğe işledik. ramazan ramazan günaha mı girdim sevaba mı bilmiyorum. asdfjh

    şehirden karışık:

    http://i.hizliresim.com/VYB09B.jpg
    http://i.hizliresim.com/nryRQN.jpg

    alfabe binası: gürcü alfabesinin harflerini üzerinde taşıyan kule.
    http://i.hizliresim.com/gobqr0.jpg

    http://hizliresim.com/aEg1Bz
    http://hizliresim.com/81XNEa
    http://hizliresim.com/mLRJ8R burada görünen kızlar da türk'tü. yani türkçe konuşuyorlardı en azından.

    http://hizliresim.com/EJ2yEA
    http://hizliresim.com/jnAQYr
    http://hizliresim.com/B2Gy9g
    http://hizliresim.com/ZdnO1a
    http://hizliresim.com/o7y6zm

    ghost ve merhum lord commander:
    http://i.hizliresim.com/r9y35a.jpg
    http://i.hizliresim.com/7vQqaL.jpg

    bu heykel şehrin simgelerinden biri. heykeller hareket ediyor. kadın ve erkek önce öpüşüp sonra sarılıyor, birbirinin içinden geçip ayrılıyorlar.
    http://hizliresim.com/l14bzX
    http://hizliresim.com/l14bzX
    http://hizliresim.com/r9yJ6V
    http://hizliresim.com/7vQy7P

    burası da sahilde bir park. tavusları görünce aklıma tabutta rövaşata geldi. :)
    http://hizliresim.com/0DrGa8
    http://hizliresim.com/4l9G3L
    http://hizliresim.com/J2WOMY

    bunlar da bambudan yapılma hediyelik bardak. arkadaşla ikişer tane almıştık. arkadaş bizim bardakları alıp hostelden kızlarla şarap içmiş. orta çağ meyhane havası yakalamak istemiş yavşak.leke kalmıştı zar zor çıkardım. hediyelik almıştım bardakları.
    http://hizliresim.com/z4yJ1Y

    bu da yamuk bir bina ve benim arkadaşın kafası.

    http://hizliresim.com/1d7GVY