1. "hayat ne kadar acımasız!" deriz ya hani acımasız olan, sadece adı insanlıkta kalmış olan yaratıklardır. hayatı çekilmez kılan, insan olmaktan utandıran onlardır.

    bir bebek, hayata sadece 6 saat tutunmuş bir bebek. 2 dakikalık zevk için çiftleşen iki yaratığın cinayeti, evet cinayeti. bastıra bastıra söylüyorum: cinayeti! erkek kişisi keşke bilmemnen kopsaydı pislik, kadın kişisi keşke sen de kısır olsaydın da bizi bu kadar insanlığımızdan utandırmasaydın.

    bir meskun mahale terk edilmiş ve kolluk kuvvetleri tarafından ölüsü bulununca bize sevk edilen minik bir sabinin bedeneni masada görünce ayaklarım geri gitti.

    masada siyah desenli, çiçekli çula çaputa sarılmış bir yenidoğan yatıyordu. plesantayla birlikte ve göbek kordonu dahi kesilmemişti.

    solunum sıkıntısından ex olmuş. bebekte bir anomali yok. toksik bir madde yok, darp yok. sadece doğmuş ve öylece atılmış. hastane doğumu değil onu tespit ettik. ev doğumu. doğar doğmaz sarılmış çula çaputa.

    yeni doğan bebekler solunum sıkıntısı çeker göbek kordonu kesilene kadar. gerekli oksijeni oradan sağlar ve dünyaya adaptasyonu çabuklaşır. bir müddet hayata böyle tutunmuş bebecik.

    hiçbir bulgu, hiçbir parmak izi ve hiçbir şey bulamadım. sadece sarıldığı çaputlardan bir şeyler çıkarmaya çalıştım. bakalım polen, böcek, kıl, tüy artık ne bulduysam.

    bebek x ile tanışmam böyle oldu. o minik bedeninden, tırnak aralarından svap alırken ben de öldüm.

    güzel yüzünü öpesim geldi. ölümün bile soğukluğunu düşünmeden. hem bana öyle gelmedin ki sen. öylece izledim seni.

    sevgili bebek,

    payına tüm zamanların kimsesizliği düştü. seviyor-sevmiyor oynayamadın bahtının zebanileriyle. kimse adres bile sormadı koca kentin hay-ı huyunda. nerede uyuz bir kedi var, biraz onlar mırladı. biraz kendilerinden sandılar, senin pılın pırtın da tırnaklarındaki kirlerden üstündeki çaputlardan ibaretti. başka her şey taammüden cinayet sebebi.

    edit: farkındayım üzücü bir konu ama gerçeklerden kaçılmıyor malesef.