1. nereye giderseniz gidin kendini özleten, en az kendisi kadar güzel iki adaya sahip, küçük ama yaşanılası bir şehirdir çanakkale. denizi, boğazı, kordonu, denize sıfır çay bahçeleri, şehitlikleri, tarih kokan toprağı, rüzgar türbinleri, ayçiçeği ve buğday tarlaları, çok lezzetli meyve ve sebzeleri özlenir, anılır. kadınların rahatça ve istediği gibi hareket ettiği, kendini pek çok şehre göre daha özgür ve güvenli hissettiği bir şehirdir.
    dışarıdan gelen insanların çok büyük ihtimalle seveceği; feribot trafiği, rüzgarı ve esnafı dışında pek fazla şikayet edilen bir yönü bulunmayan şehir aynı zamanda.
  2. peynir helvası denen bir tatlısı vardır ki aman ya rabbi! yolunuz düşerse kadir usta'da yiyin, ama fırınlanmışından. ustayı helva paketlerken izlemek bile zevkliydi.
  3. tarihi dokusu oldukça güzel korunmuş, küçük veya büyük bir şehir diyemeyeceğim, ancak mini izmir diyebileceğim ve izmirden de daha güzel bulduğum şehir. tarihi dokusunu yaşamak isteyen için zaten her yerinden tarih fışkırıyor truvasından çanakkale savaşı'na kadar. akşamları ise öyle saat 8'den sonra hayatın bittiği bir şehir değil. saat akşam 11 civarı sahildeki kafelerde doluluk oranı yüzde 80'ler civarında ve yaklaşık bu saatlerden itibaren ara sokaklardaki barlarda gece hayatı başlıyor. uzun lafın kısası çok beğendiğim bir şehir oldu çanakkale. gitmek görmek isteyenlere rahatlıkla tavsiye edebilirim. bu arada peynir helvası ve cafeka'da dondurmalı sufle yemeden dönmeyin derim.
  4. eski sevgili gibidir, ara ara aklınıza gelip hüzünlendirir sizi.

    bir diğer boğaz şehrinden buraya geldiğim ilk zamanlarda çok ciddi bir bocalama evresi yaşamıştım ve çanakkale'de yapamayacağımı düşünüp herşeyi bırakarak geri dönme psikolojisindeydim. zamanla oradakilerle kaynaşmaya başlayıp, şehirle bütünleşince bu sıkıntılar yok olup gitti yavaş yavaş ve yerini çanakkale'yi sahiplenme güdüsü almaya başladı. 4 senenin sonunda oradan ayrılırken sanki memleketimden ayrılıyormuşum gibi hissettiğimi fark ettiğimde zaten iş işten geçmişti.

    sessiz sakin yerdir çanakkale, tam olarak "büyük şehrin hengamesinden kaçıp, küçük şehir imkansızlıkları ile karşı karşıya kalmayacağınız" yerlerden biridir ancak yaşanacak yer olup olmadığı konusunda hala derin soru işaretleri barındırırım. evet sessiz, sakin, temiz, doğası ve tarihi dokusu bozulmamış bir yer olduğunu hiçbir zaman inkar etmiyorum ancak sırf çanakkale merkez'deki nüfusun dörtte üçünü öğrenciler ve askerler oluşturuyor. yerel halk da bu iki kesimi (bir de dönemsel olarak gelen turist kafilelerini) yolunacak kaz olarak değerledirdiği için çanakkale şartlarındaki bir şehre göre hayat gereğinden fazla pahalı. "emeklilikte oraya yerleşiriz" mantığındaysanız unutun bunu. daha emekli olmadan evvel çanakkalede en az 2 tane daire alacak birikimi sağlamaya çalışın yoksa başınıza karalar bağlarsınız.

    not: evin biri kendiniz için, diğeri (ya da diğerleri) de geçiminizi sağlayacak kira geliri için. çanakkaleliler, en kolay bu şekilde para kazanabildiğinden, mecburen sizde buna uymak zorunda kalacaksınız.
    not2: evi(ler)nizi, öğrencilere kiraya verirseniz ya da veriyorsanız az biraz insaflı davranın, çocukların hayatını ekonomik olarak zorlamayın.
    not3: çanakkale'de geçici olarak da bulunsanız, kalıcı da olsanız "it durmaz tepesi" denen bölge ve çevresinden uzak durun. kordonda tişörtle gezerken burada mont giymek zorunda kalabilirsiniz aynı saat içerisinde. yaz-kış fark etmez, böylesi asi ve sert bir mikro iklimi var bu it durmaz tepesinin.
  5. şu an kordonunda üşümek için ruhumu şeytana satmaya hazır olduğum şehir.
    içimin sızısı memleketim.
  6. mayıs ayında arkadaşlarla gideceğimiz şehir, ne yapılır,ne yenilir,nereleri gezmek gerekir bilen varsa yeşillendirin.
  7. cennet tasvirleri nedense hiç ilgimi çekmemiştir, ne süt banyoları ne çikolata şelaleri ne huriler. benim için cennet diyarı çanakkale'dir. rüzgarından dem vuran olur, o rüzgar içini titretir ama o rüzgarın anlatacak bir şeyleri vardır, çanakkale'de su hiç yerinde durmaz, bir yolculuğa eşlik eder
    ve insan hayatı 3 temele dayanır;
    hava, su ve iyilik sağlık.
    bu üçü de çanakkale'de bir başkadır.
    çanakkale yaşayan tarihtir ama tarihte kalmamıştır.
    hani insanlar pılını pırtısını toplayıp bir yerlere kaçmak ister
    benim için de çanakkale kaçış noktası, belki de bir yuvadır.
    yakın tarihimize tanıklık eder, iyi bir sırdaştır, dur yolcu diyen belki de o rüzgarıdır.
    çanakkale; bir dönemime tanıklık ettin,
    belki binlerce onbinlerce yıl geçse de bir çok devre tanıklık edeceksin,
    bu da benim en önemli umudum.
  8. para kazanacağımı bilsem bir gün durmayıp taşınacağım, türkiye'de akp'den geriye kalan son doğal cennet. 3 sene önce yatırım tavsiyeleri yapmıştım çanakkale ile alakalı, kimse dinlemedi. arazi fiyatları 3'e katlandı. durmadan yükseliyor. hayırlısı olsun.
  9. plakası 17'dir.
  10. çanakkale çan'lı bir arkadaşım var. en iyi arkadaşım...
    kesinlikle hayatta tanıdığım en içten insan. arada "şor*l*"lukları olsa da bazen :d ... genel anlamda üniversite hayatımda her şeyimi açabildiğim tek kişidir.

    ailesiyle de tanışma fırsatım oldu ve tanıdığım çanakkale'li insan sayısı 4'e çıktı sayesinde. ailesi de tıpkı onun gibi. hiç tanımama rağmen ilk gidişimde bir hafta kalıp kendimi bu kadar evde hissettiğim bir yer daha olmadı.

    tabi tanıdığım çanakkalelilerin sayısı bir elin parmağını geçmediği için ( 4<5 :i ) genel bir yorum yapamam ki zaten bin tane çanakkaleli tanısam yine yapmamam gerekirdi. o yüzden sadece tanıdığım kişiler üstünden gittim.

    böyle insanlar çıkardığı için teşekkürler çanakkale

    edit :
    bu arada roman havasını sayesinde tanıdım ve sevdim.
    + çanakkale ağzı