• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (6.00)
çizgili hayat kılavuzu - levent cantek
gençliği ya da çocukluğu doksanlı yıllardan önceye denk düşen herkesin bir şekilde bulaştığı bir iptiladır çizgi roman. ilk "hayat bilgisi" derslerinin çıkarıldığı, gizli gizli okunan, tutkulusunun büyüdükten sonra da vezgeçemediği bir "başka" dünya... hayat bir çoğumuzun hayata başlangıcının en önemli kılavuzu... puxa vida! levent cantek'in derlediği bu kitabın öyküsü de bu etkinin altında başlıyor: yazarların büyük bir çoğunluğu, e-mail aracılığıyla çizgi roman tartışan bir gurubun üyeleri iken, çokça gevezelik edip, çizgili hayat kılavuzlarını paylaşırken, tartışmalar birden hararetleniyor ve "boşa kürek sallamamak" için, enerjiyi belli bir amaca yönlendirmeye karar veriyor ve bu kitaba yol veriyorlar! vay canına! daha çok "kahramanlar, dergiler ve türler" çerçevesinde ilerleyen çalışma öncelikle türkiye'de yayımlanan çizgi romanlar üzerine odaklanıyor...
(tanıtım bülteninden)
  1. her ne kadar kılavuz olarak isimlendirilmişse de, bir kılavuz değil. çizgi roman konusunda bir kısım ciddi araştırmacıların yanı sıra profesyonel çizgi roman okurlarının makalelerinden, incelemelerinden, tanıtım yazılarından derlenmiş bir kitap. 1930’lar türkiye’sinde başlayan çizgi romancılığın, günümüze (ilk baskı 2002) kadar olan gelişiminin yanı sıra başta ülkemizde yayınlanan çizgi romanlar olmak üzere dünya çizgi romancılığının kilometre taşları çizgi romanlara, yayınlara, türlere kadar her şeye değinilmiş. yüzeysel birkaç okur yazısının dışında çoğu makale akademik seviyede.

    açılışı yazısını levent cantek hazırlamış. zaten kitabı derleyen de o. atıflar, kaynakça, anlatım dili, muhatap alınan okurun seviyesi… resmen doktora tezi gibi. 1933 yılında yayınlanan neşriyata atıf var. ancak dediğim gibi kullanılan dil, biz fani çizgi romancılar için aşırı ağır. “… ifade ve yorumlarla kaçış edebiyatı pejoratif bir anlamda kullanılacak…” diye bir cümle var. 36 yaşında adamım, yüzlerce kitap okudum; pejoratifin mecazi anlamına geldiğini bir çizgi roman derlemesinde mi öğrenecektim? vay bana vaylar bana… saygı duymakla birlikte, “bu kadar uğraşa ne gerek var ki” demekten de kendimi alamıyorum. sonuçta beni bu dünyadan yarım saatliğine alıp götürecek bir zagor ya da tommiks’i analiz etmeye bu kadar zaman harcanmamalı diye düşünüyorum.

    yorumumun tamamı için: http://ucalisan.blogspot.com.tr/2015/09/cizgili-hayat-klavuzu.html
    vega