• okudum
    • okuyorum
    • okumak istiyorum
  • youreads puanı (9.17)
Yazar Umberto Eco
foucault sarkacı - umberto eco
"umberto eco"nun ilk romanı olan "gülün adı" gibi, bu ikinci romanı "foucault sarkacı" da, bildiğimiz roman türlerinden hiçbirine girmiyor. belki de en uygunu, onu bir "bilim-roman" ya da "eco-roman" diye nitelendirmek. "foucault sarkacı", çok-katlı, çok değişik düzlemlerde okunabilecek bir roman. bu da romana, değişik açılardan yaklaşmamıza olanak veriyor. "foucault sarkacı", kısaca, irrasyonel düşüncenin 500 yıllık tarihinin 500 küsur sayfalık bir serüveni: pozitif bilimin yanısıra, uzantıları günümüze dek süregelen, gizli bilimlerin, ortaçağı da kapsayan çok uzun bir zaman dilimi içinde bilim-büyü kardeşliğinin öyküsü. okuyucuların, bu çetin, ama keyifli okuma serüveninden nice hazlar derleyecekleri umuduyla.
şadan karadeniz
  1. umberto eco'nun gülün adı ile birlikte başyapıtı sayılan foucault sarkacı 60'lı yılların son demlerine doğru belbo, diotallevi ve anlatıcımız casaubon'un , dünya tarihinin belki de temel gizemini çözmeye çalışmalarını ele alır.

    kabala inancından referans alınan on sefirot, kitaptaki on bölümün her biriyle isimlendirilmiş. bununla ilişkili olarak kitaba adını veren bu bölümler, kabala inancına göre çeşitli anlamları içinde barındıran on sefirotun manalarıyla bir uyum içerisinde ilerliyor. kitap, paris'te bulunan foucault sarkacı'na giden, baş karakterimiz casaubon ile başlıyor. foucault sarkacı'nın orada görevlilerden gizlenmeye çalışan casaubon geçmişe dönüyor ve anılarında kitapta yer alan diğer karakterler belbo ve diotallevi ile tanışıyoruz. editörlük yapan ikiliyle, bitirme tezini hazırlayan genç casaubon tapınakçılara olan ilgisi sayesinde yakınlaşırlar. yaşadıkları bir olayın ardından kendilerini kabalaya, tapınakçılara, haşhaşinlere, yahudi mistiklerine ve gül- haç kardeşliği gibi gizemci tarikatlara bulayan üçlü bir kağıt parçasındaki gizin peşine düşerler. plana yaklaştıkça gizeme iyice bulanan üçlü bu şekilde geçmişten bu yana gizli ya da açık bir şekilde var olan tarikatlarda yer alan kişilerle de bağlantı kurarlar. o güne kadar yazılmış, içinde gizi barındıran bir çok yapıtta yer alan güdük kısımları, kendi tutkularınca birleştirip tehlikeli bir oyunun içinde bir anda var olma savaşı vermeye başlarlar. ancak bu gizemin peşinde olan tek kişi bu üçlü değildir.
    tarikatların ritüellerini andırırcasına kendilerini plana inandıran üç kafadarın yayınevi içi ve dışarıdaki yaşamları dahi planın karmaşası içinde çalkalanıp dururken içinden çıkamaz hale gelir. kitap aslında günümüzün soytarılık maskesi olan internet üzerindeki bilgi akışının, dayanaksız olan komplo teorilerinin ne denli içi boş olduğunu gösterir. foucault sarkacı saplantıya ironik bir sonla karşılık vererek biter; fakat çıktığımız bu tarihsel yolculukta umberto eco, her şeyin her şeyle bir alakası olduğunu da vurguluyor. kitabı aslından çeviren şadan karadeniz'in çeviri de bir takım takıntılarına karşın ortaya büyük bir emek koyduğu ve eco'nun yazdığı roman yoluyla yaptığı onca göndermeyi de titizlikle arşınladığı, kitabın arkasındaki notlarda gizli. bununla beraber umberto eco, kitabında bir çok tarihsel kişiyi çeşitli göndermelerle anıyor. şair ve gizemci aleister crowley, fizikçi newton, yazar jules verne, saint germain kontu, bacon ve şuan aklıma gelmeyen onca kişinin adı kitapta sıklıkla geçiyor; yine bir çeşit teori olan shakespeare gerçekten var mıydı yoksa başkası mı o eserleri ortaya koydu şeklindeki yaklaşımı, belbo'nun bilgisayarındaki veriler sayesinde okura sunuluyor.

    netice itibari ile eco bu kitabı kaç yılda yazmıştır ve kaç kitabı okuyup bilgi dağarcığında biriktirmiştir bilemem ama da vinci'nin şifresi gibi kitapların ortaya çıkışına taa yıllar öncesinden selam çakmış ve onların aksine komplo teorilerini aslında alaya almış.
  2. eco'nun göstergebilim şaheseri. roman mı değil mi hala karar veremedim. gülün adı'nı 8 senede okumuştum, buna 16 veriyorum.
    doris
  3. okuması, anlaşılması çok zor bir kitap üstelik 910 sayfa olan kitap 21 baskı yapmış. yakın zamana kadar tüm baskıları tükenmiş durumdaydı ve hiçbir yerde bulunmadığı için gitti gidiyor ve benzeri sitelerde karaborsaya düşmüştü. ülkeye dair biraz umutlansam mı acaba?

    kitabın hakkını vererek okunması çok zor bazı konularda ya araştırma yaparak yıllarca elinizde tutmanızı gerektiriyor ya da anlamadan geçmenizi...
  4. çok derin tarih, bilim ve sanat araştırmalarıyla yazıldığı anlaşılan bir umberto eco macera romanı.
  5. ben bu kitabı remziden 36 liraya aldım, bir ay geçmeden elli olmuştu. iyi bir yatırım. ama eco ya değer biçmek de bize kalmadı. az biraz belki çok `spoiler` içerir bundan sonrası. umberto eco başlığında biraz konuya girmiştim. üzerimde bıraktığı etkilere. okudukça açılan bir kitaptır sarkaç. ben ona böyle demeyi seviyorum sadece sarkaç. kitabın ilk sekansını geçebilmek çok çok zor geldi bana. bu mu lan dedim. bitmedi o sahne. her sayfa da binlerce gibi duran notlar, çevirmenin çevirileri. ama biraz daha ilerledikçe belbo, casaubon kendini anlattıkça ısındım. bir plan vardı ortada. ne olduğunu anlayamadığım kadar karışık, dünyayı dibe vurduracak kadar karışık. efsanelerin, kehanetlerin içiçe geçtiği bir plan. ama ne zaman ki sevgili casaubon un karıcığı kendi planlarını yapıverdi en çok ona şaşırdım. çünkü öyle kaptırmıştım ki kendimi bir planın varlığına. olmalıydı. mu olmalıydı agartha olmalıydı. ama gerçeklerde vardı sarkaç da. bilim vardı, ortaçağ statükoları vardı, kanser vardı, ölümler vardı. en zorlandığım ikinci bölüm brezilya oldu. futboluna hayran kaldığım sambacılar neler yapıyorlardı öyle. diotallevi ye çok fazla girmemelerine üzüldüm sadece. aglie kadar değeri hakediyordu en azından. bgky ler vardı birde. ahh zavallılar. koskoca garamond yayınevi neler çeviriyordu böyle. ve bitirdim kitabı. sonlara doğru okumayı iyice yavaşlattım. bitmesin istedim. bitirdim sonra. bitirdikten sonra en güzel tarafını keşfettim. bu kitap birkere okumayla bitmeyecek bir kitaptı. eco nun muhteşem dehası, yüzlerce kitaplık bir kaynakça. kesinlikle tekrar okunmalı.
  6. umberto eco'un elime alipta bitiremedigim tek kitabi. nedeni konusu yada akiciligi degil. hep bir isim cikti. basladim sonra uzun bir seyahete ciktim kitap evde kaldi. ustune uzun zaman gecti bastan baslayim dedim yine bir isim cikti. bu yaz tekrar aldim elime. biraz okuduktan sonra kabala ogretisi uzerine biraz kitap karistirayim dedim, kitabi okurken sozluk karistirmak istemiyordum. yine bir kosede kaldi kitap, firsat bulamadim bitirmeye.

    reyiz kara topraga kavustu ben hala okuyacagim. bu yaz da zor gozukuyor kitap memleketteki evde ben gurbette. baska bahara artik.
  7. iki kere okuduğumu övünerek söyleyebileceğim muhteşem umberto eco eseridir.

    kitap cidden sabır istiyor ve zor. zira arkadaki sözlüğe gitmek, ikide bir referansları okumak konsantrasyonu bozuyor. ama atlanmaması gereken durum bu detayların müthiş bir başarı olduğu; hem yazar hem de çevirmen için.

    insana "acaba" dedirten bu eser kesinlikle birden fazla kez okunmalı.