1. çocukluğumuzda, mahallemizin kapanış oyunu olan oyundur. hava kararmadan kesinlikle oynanmaz.
    bir ebe vardır, topun başına kapanır ve tabii gözlerini de kapatıp sesini bütün oyunculara duyuracak şekilde 60'a kadar sayar. bu eylem toplumumuza kim bilir nice rapçiler kazandırmıştır.
    ebe sayarken diğer oyuncular saklanır. amaç ebeden önce topa yetişip, "kuka!" diyerek abanmaktır. elbette topa dokunulması bile yeterlidir ama mahallemizin hiçbir hayvanı bununla yetinmez ve şova kaçarak, "kuuuuuu kaaaaaa!"* diye bağırarak topu balkonlara, bahçelere kaçırmadan rahat edemez. çünkü topu ebe alır.
    meydandaki oyuncuların hepsinin yerini tespit edemeden de ebe ebelikten kurtulamaz. gördüğü oyuncunun ismini ve nerede olduğunu söyleyip, topa basıp "kuka!" diye bağırması gerekmektedir.
    ve tabii ebe topun başında dikilemez. ebe açılmalıdır, keşfetmelidir! açılan ebe, topa kendisiyle aynı yerden ve aynı zamanda hareket eden düşmanını gördüğünde hayatının deparını atar.
    ebe yaprakların arasına sinmiş ahmet'i görür de, "mehmet, yaprakların oradasın, kuka!" derse çamlak çömlek patlar.
    özetle kuka, saklambaç'ın toplusudur ama çok daha zevklisidir.