1. çok katlı yüksek binaların yapımında kullanılan kaldıraç prensibiyle çalışan vinç çeşididir.
    itiraf etmek gerekirse kule vinçlere dair teknik bilgim neredeyse sıfır.
    20 yılldır "eli götünde inşaat işi izleyen dayı" olmama rağmen nedense bu makineler bana çok işlevsiz, gereksiz aletler olarak geliyor.
    100 kiloluk bir demiri kaldıracağım diye, ucunu dik tutabilmek adına tartması için yukarıya 5 tonluk beton bloklar koymak kimin aklına geldi acaba?
    o aleti nasıl kurdun, kurarken o beton blokları nasıl taa tepeye aletin kıçına soktun aklım havsalam almıyor.
    devasa kule vinçleri gördükçe, nasıl kurulduklarına hayret ediyorum. bir avm inşaatında falan rastlayınca çok aklıma takılıyor. otobüs beklerken saatlerce izliyorum.
    ben çocukken varoluşa ve tanrıya dair, bazı arkadaşlarım sandalye örneği gibi değişik tezler sunarlardı. "iki ayaklı bir sandalye düşünün, bu sandalye ayakta durabilmesi için arkasına iliştirilmiş iki ayaklı başka bir sandalyeye ihtiyaç duyar, o iki ayaklı sandalyenin arkasına da bir yine iki ayaklı bir sandalye daha eklenir, bir tane daha, bir tane daha derken bu sonsuza yakın sayıda sandalyeyi son raddede ayakta tutan 4 ayaklı bir sandalyeye ihtiyaç vardır. işten tanrının kendi kendine varlığının ispatı da bunun gibidir" diye.
    işte kule vinçler de bana tıpkı böyle geliyor. böyle bir aleti nasıl kurarsınız, o kuleyi kurmak için bir başka kurulu kule lazım, kurulu kuleyi kurmak için bir daha kurulu kule lazım gibi. bence en baştaki kule kendiliğinden kuruluydu...
    kule vinçler konusunda benden daha fazla bilgiye sahip olan bir arkadaşımla konuştuğumda arkadaşım, kuleyi dikmek için kuleyi çevreleyen bir mekanizmanın olduğundan, dıştan içe örüldüğünden, vidalanarak dikildiğinden sonra kabin şaryo ve denge ağırlıklarının eklendiğinden en son da bom'un eklendiğinden uzun uzun bahsetti.

    ama bana hiç mantıklı gelmedi tatmin olmadım, gözümle görmem lazım. o ne kadar anlatırsa anlatsın bana o kuleyi kuracak yere uğraşana kadar inşaatı zaten tamamlarsın gibi geliyor. yani o kulenin ucuna kadar uzanıp da betonları koyabiliyorsan zaten inşaatın boyuna kadar gelebiliyrsun demektir. kuleye gerek kalmıyor ki, kule kuran aletle yap inşaatı tosunum.

    demek ki ne imiş? mantık bilimin her zaman dostu değilmiş, zaman zaman bir şeyler ne kadar mantıklı geliyorsa, gerçeğe o kadar uzak olabiliyormuş. demek ki.
    aha bu da bu entrynin verilmek istenilen mesajı olsun!
  2. istanbul anadolu yakasında yığınla inşaat var, bilenler bilir iğrenç bir görsellik. boş boş kiralık-satılık yazan koca koca binalar ve inşaatı hala devam eden büyük alanlar içindeki koca vinçler. kafama düşecek korkusu yaşıyorum. şaka gibi ama gerçek. her ne kadar uzaktan da geçsem, yakınlarından geçerken daha büyük korku kaplıyor içimi.. geçmişte yaşanılan kazaların da etkisi var muhakkak bunda..

    bunun dışında başka bir şey aklıma geldi; kulenin ucuna ip bağlasak da sallansak, hiç fena değil gibi. çocukken inşaatların tepesinde makaralar vardı, yükleri taşımak için. o makaralardan sallananan iplerle salıncak yapardım. o zaman kafama düşmez gibi sanki. yaramazlık demek böyle bişiy işte..
  3. (bkz: felaket habercisi)
    görüldüğü yerde ya ağaç katliamı vardır, ya da emek..