• izledim
    • izlemek istiyorum
  • youreads puanı (7.75)
12 years a slave - steve mcqueen
1841'de new york'ta yaşayan solomon northup, kendisini müziğe adamış siyahi bir adamdır. ailesiyle birlikte yaşayan solomon, özgür yaşayan ve istediği şeyleri yapabildiği için mutlu bir adamdır. fakat bir gün bir müzik işi için 2 adam ile tanışır ve çalışmak için washington'a gider. inandığı medeni dünya alt üst olur çünkü kendisini kaçırıp güney'de bir çiflikte köle olarak çalışması için satarlar. özgürlüğünü korumak için verdiği tüm emekler ve mücadele yerle bir olmuş, hayatı kabusa dönmüştür. bu cehennemde solomon acıyı, şiddeti, küçük düşürülmeyi yeniden öğrenecek ve isyan etmeye cesareti olmayan br grup insanın umutsuzluğuna şahit olacaktır. sevdiklerini ve hayatını geri almak için ne yapması gerektiğini kesinlikle bulmuştur...
ingiliz sinemacı steve mcqueen'in yönetmenliğini ve john ridley ile birlikte senaristliğini üstlendiği filmin oyuncu kadrosunda michael fassbender'ın yanı sıra brad pitt, benedict cumberbatch, paul giamatti gibi yıldızlar da yer alıyor.
  1. bağımsız yönetmen steve mcqueen’in 2013 yapımı 3. filmi.
    film, en iyi film dalında oscar ödülü kazanırken, lupita nyong'o da en iyi yardımcı kadın oyuncu oscarı'nı kazandı.
    19. asırda yaşamış solomon northup’ın gerçek hayatına dayanan film aynı adlı kitaptan uyarlanmış.
    hans zimmer'in müzikleri ile atmosferi çok iyi sağlıyor.

    unutamadığım içimi burkan replik:
    -hayatta kalmak istemiyorum,yaşamak istiyorum...
  2. sinemanın vazgeçilmez temalarından olan ırkçılığı, köleliği konu edip de oscarlara, ödüllere boğulan filmlere hep biraz temkinli yaklaşmış, uzak durmuşumdur. o yüzdendir ki 12 years of slave'i de ancak ödüllere boğulduktan 5 sene kadar sonra izleme fırsatı buldum.

    tahmin ettiğim gibi "bunu çok önceden izlemeliydim" dedirtecek bir şeyle karşılaşmadım. başarılı bir kitap uyarlaması evet. oyunculuklar başarılı. çekilen acılar, insanlığın utanç duyulası karanlık kölelik geçmişi başarıyla yaşatılmış, izlerken insan sinirleniyor da, üzülüyor da, yoruluyor da ama işte o kadar. film bitiyor, acı çekmiş insan hikayeleri seyreden seyirci, defteri dürüp kenara koyuyor. daha önceden akla getirilmemiş yeni bir düşünce zihinde yer etmiş değil. bazı seyirci haline şükrederken, bazı seyirci bir kez daha utanıyor insan olmaktan belki küçük bir an.

    acının başarıyla ekrana yansıtması yetmiyor bence bu noktada iyi bir film çekmiş olmak için. konu ırkçılıksa, kölelikse, savaşsa, kıyımsa üzerine illaki bir şey koymak gerekiyor artık, yeni bir cümle söylemek, yeni bir fikir ortaya atmak gerekiyor. yoksa bir günah çıkarma, iyi niyetli olursak bir anmadan öteye geçilmiş olmuyor.

    daha önce çekilmiş ve muhtemelen daima çekilmeye devam edilecek olan kölelik temalı filmlerden bir diğerini izleyip insanoğlunun tiksinti uyandıran gerçeklerine bir kez daha tanık olmak isterseniz izleyin. trailer